KADİR DAYIOĞLU


KAYYIM ATANMALI!..

El cevap: “Münasiptir efendim!”


Enflasyonun, pahalılığın nedeni belli oldu, PKK/FETÖ ile iltisaklı olduğu söylenen “üç harfli” marketlermiş… Gerçekten hal böyleyse, terör örgütleri ile bağlantıları varsa, o halde yapılacak şey çok basit; el koyarsınız ya bunlara kayyum atarsınız ya da Tarım Kredi ve Kooperatifleri’ne bağlarsınız. Kötü mü olur? 

***

Yani, demem o ki, bunları yakıp yıkmaktan, taşlamaktan, camlarına“Devlet Baba” türünden yazı yazmaktan daha rasyonel, “el koyma” ya da “kayyım” atama… Umarız ve temenni ederiz, bu konudaki bazı münferit olaylar genelleşmez, kolluk güçleri, savcılıklar müdahil olur… Hoş olmayan, tedirgin edici birkaç haber gelince, uyarı yapmak ihtiyacı hissettim. 

***

El konursa ya da kayyım atanırsa;  Muhterem ahali de ucuza et, sebze, meyve yer;su, süt içer… Ha, diyeceksiniz ki, ucuz mal satışı “ilânihâye” sürer mi? Yani, ya da stoklarla sınırlı olursa ne yapacağız? Olsun, hiç olmasa önümüzdeki sandık atlatılır…“Üç harfli” marketlerden sonra sıra bakalım kimlerde?

***

Eczanelerde tehlike çanları çalıyor; ilaç stokları eriyormuş. Birçok antibiyotik, ateş düşürücü ve soğuk algınlığı ilaç eczanede bulunmazken, elinde ilaç bulunan eczanelerin ise ellerindeki stokları bitme aşamasına geldiğini söylüyormuş.

***

Dünya devi, kıskanılan, sağlıkta devrim yapan bir ülkede ilaç sıkıntısı ne demek? Bu mümkün değil. Olsa olsa yine ilaç stokçuları devrede. Stokçu eczaneler ve depolar tümden kapatılırsa, sektör devletleştirilirse köklü çözüm de gelir!..

***

TÜİK, Kasım/2022 enflasyon rakamlarını açıkladı. Kasım ayında TÜFE, yüzde 2,88 oranında artmış. Kasım ayındaki artışla birlikte yıllık enflasyon, bir önceki dönem yüzde 85,51’denyüzde 84,39 düzeyinde gerçekleşti. Yüzde 5,75 oranında artan Gıda ve Alkolsüz İçecekler grubu fiyatları Kasım ayı enflasyonunun temel belirleyicisi olmuş.

***

Düşüş nedeniyle, iktidar cenahından sevinç çığlıkları yükselmeye başladı. Oysa düşen fiyat artış hızı, yoksa kilosu 150’liraya çıkan peynir 140 liraya düşmedi. Aksine peynir fiyatı yüzde 5,75 oranında artmış. “Algı oluşturma” dedin mi, üstüne yok vallahi bu iktidarın.

***

***

Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) kasım ayına ilişkin enflasyon verilerini açıkladı. ENAG'a göre kasım ayında enflasyon yüzde 4.24 arttı. Yıllık enflasyon ise yüzde 170 oldu.

***

Bunun hangisi doğru? Yaşayan ahali bilir. Peki, TÜİK’e göre kasım enflasyonunu gıda ve alkolsüz içkiler tetiklemiş. O halde, “üç harfli” marketleri hallettik peki, mesela, pastırma ve sucuk satanlar ne olacak? 

***

Vallahi, bırakınız yüz gramını, bir dilimini bile yiyemez olduk… Her seferinde bir kilo aldığımız sucuk da bir parmağa düştü… Allah’tan “Pastırmacı Memet” var, ara sıra ondan “otlaklanıyoruz!”

***

Bir şeye daha dikkat çekeyim. Büyükşehrin işlettiği bir kafeye gider oldu bizim Kıvılcım cemaati… Öyle ya, kış geldi… Türkmen olmak çok zor; yazın “yazlakta” kışın “kışlakta” geçer günümüz. 

***

Çay, 5 liraÇay ocaklarında ve bazı belediye kafelerinde 2-2,5 liraya çay içerken, burada 5 lira neyin nesi? Üstelik, burası da AK Partili bir belediyeye ait…CEHAPE’li olsa anlarım; enflasyonu tetikleyen iç ve dış güçlerle iltisaklı derim. Talimatı da “Bay Kemal” veriyordur, mutlaka.

***

Acaba 5 liraya çay satan belediye kafesine de el koysak, bizim çaycı Salih’e devretsek, 2 liradan çay içsek; ya da kayyım atasak olmaz mı?

***

Hiç dikkat ettiniz mi? İçme suyunun giydirilmiş metre mikapfiyatı 11 lira oldu… “Allah’ın suyunu bedava satmak” varken ne diye 11 liraya satılır ki? Mesela, sembolik bir liraya satılsa olmaz mı? Olur… Neden olmasın ki? Ama bunun için önce KASKİ’yi kapatmak; aslında KASKİ’yi de, “terörle iltisak“! konusunda bir incelemek lazım!.. Nasıl, “Allah’ın suyunu”, 11 liraya satarlar?

***

Özel hastanelerde en düşük muayene ücreti 350 lira olmuş… Profesör oldu mu 1.500’ü buluyormuş. Yatak ücretleri de günlük 1.000 liranın üzerindeymiş. Devlet hastanelerinde de “gün” veriliyormuş. Ne yapacağız şimdi? Paramız yok diye, ölelim mi yani?

***

Hasılı kelam; emperyalizmin, “finans kapitalin” bir tuzağı olan “serbest piyasa”ya bir son verip, üretimden satışa kadar her şeyi kamulaştırıp, muhterem ahaliye bir nefes aldırsak olmaz mı?

***

Önce bu sorunun yanıtını, değişmez, değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez “özel ve güzel sektörün” baş temsilcisi TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu’na ve aynı durumdaki TESK Başkanı Bendevi Palandöken soralım. Ne dersiniz?

***

Mesela Rıfat Bey, Ankara’da ki akarlarına devlet el koysa ya da kiralarına devlet müdahale etse olmaz mı? Hiç olmasa, kiracıları biraz rahatlar.

***

Evet. Ülkemizin sıkıntısı ne, biliyor musunuz? Bu ülkenin “burjuvası” yok. Burjuva gibi gözükenler de “lümpen”. Bunlar “lümpen” de işçi temsilcileri bunlardan faklı mı ki? 

***

Rahmetli Çetin Altan’ın ifadesi ile;“Hazineden geçinmeye alışmışlar!” Kusura kalmasınlar onlar “sakız çiğniyor”, benim gibi ipsiz çulsuzlar “tadını” çıkartıyor.“El güzel seviyor biz ise Seymen geziyoruz!”Gerisi hikaye , “vesselam!”.

***

İsterseniz konuyu tatlıya bağlayalım: Osmanlı hazinesi tam takır kuru bakır… Fareler cirit atıyor… Vezirler bir araya gelmiş. “Nasıl kurtuluruz?” sorusuna cevap arıyor. Mesela, “emlak vergilerini artıralım!”. Cevap; “Olmaz!”… Neyi teklif etseler bir ucu kendilerine dokunuyor. Nihayet birisi; “leblebiye narh koyalım!” diyor.

***

El cevap: “Münasiptir efendim!”