KADİR DAYIOĞLU


KAYSERİSPOR’A DEVAM

Ben oldum olası bu konuda iki şeye karşı çıktım ya da kabullenemedim... Birincisi, amatör yöneticilerle, profesyonel bir kulübün yönetilmesine... İkincisi de Belediye başkanlarının, profesyonel kulüplere başkan olmasına... Halen de bu görüşümü korumaktayım...


Bundan tam yirmi üç yıl önce, 03.07.2001 tarihinde bu sütunda çıkan “KAYSERİSPOR” başlıklı yazımı aynen yayınlamayı uygun buldum. Sonunda günümüzle ilgili, stat ortalama sayıları ile devam edeceğim. Yazımız: “Kayserispor’un yeni yönetim kurulu belli oldu...“, diye başlamış ve şöyle devam etmiş:

***

Seçimler sonunda tanınmış pek çok işadamı, yönetime girdi... Başkanlığı da Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mehmet Özhaseki üstlendi...Kiminin parası, kiminin de duası önemliymiş!..Bakalım, paralar ve dualar, birinci lige çıkmak için yetecek mi?Kayserispor, “asansör!” takım olmaktan kurtulabilecek mi?

***

Büyük umutlarla kurulan bu kaçıncı yönetim?Bilen var mı? Her yönetim, büyük umutlarla kurulur. İlk beyanatlar da; “Kayserispor, layık olduğu yere gelecektir!” olur...

***

Daha sonra hava yavaş yavaş değişmeye başlar, gerçekler gün yüzüne çıkar...Hatta bazı yöneticiler; “Bizi bu havuza kim itti!” biçiminde yakınmalara başlar...Bir kısmı da; “Hayırlısıyla, genel kurul gelse de bir kurtulsam!” der...Bazıları da; “İşini, eşini, aşını!” bahane ederek sıyrılmak ister, işin içinden...

***

Vakti zamanında, “torun tosun sahibi olmuş” adamların, “Vallahi de billahi de artık babam razı olmuyor. Bu yüzden beni affedin!” dediklerine tanık olduğumuzdan, gidişatın nereye doğru olabileceğini az çok tahmin edebiliyoruz...

***

Ben oldum olası bu konuda iki şeye karşı çıktım ya da kabullenemedim...

Birincisi, amatör yöneticilerle, profesyonel bir kulübün yönetilmesine... 

İkincisi de Belediye başkanlarının, profesyonel kulüplere başkan olmasına... Halen de bu görüşümü korumaktayım... 

***

Kayserispor gibi birinci lige çıkmak için uğraşı veren, taraftarları da buna hazır olan bir kulübün yıllık bütçesi en azından 20-25 milyon dolardan aşağı olmamalı...Bu kadar para maç, loto, toto gelirlerinden karşılanmaz... Kaldı ki bu gelirler, bir kulübün günlük masraflarını karşılamaz...

***

Yöneticiler de bir yere kadar, destek verir... Nereye kadar? Bir yere kadar. Sonra; “alacak-verecek” nedeniyle, “hır çıkar!”

***

Zira, ver ver, bitmez... Dipsiz kuyu gibidir...Çünkü profesyonel futbol; “Gak deyince et, guk deyince su” verilmesi gereken bir uğraşı alanıdır... 

***

Yöneticilerin verecekleri de kısıtlı olduğuna göre...Geriye kalıyor, belediyelerin yardımı... Ya da belediyeler üzerinden aktarılacak kaynak...Bunların da belediyelerin kasalarından çıkmadığı bilinir...

***

Peki o halde, “bu değirmenin suyu nereden gelir?”Bu konuda rivayet muhteliftir. Rivayet muhtelif olunca da somut bir bilgiye ulaşmak mümkün değildir... Karamsar bir tablo çizdiğimi biliyorum... Kimse de kusura kalmasın...Moralleri bozmak istemem ama sonuç, üç aşağı beş yukarı yukarıda açıkladığım gibi olacak...Ne diyelim? Hayırlı ve uğurlu olsun!..Başarılar dilerim!.. 

***

Yazım böyle bitiyor. Şimdi gelelim 2022-2023 (16 Maç) sezonunda statlarımızda ki ortalama seyirci sayısına. Kayseri’nin 32 bin kişi kapasiteli stadında maç başına 7.834 seyirci gelmiş. 

***

En fazla seyirci GS maçlarında 45.156kişi ile. Stat kapasitesi ise, 52.223. Bunu 38.321 kişi ile FB takip ediyor. Stat kapasitesi ise, 47.834.

***

Stat kapasitesi 42.500 olan BJK’nin maçlarına 32.796 kişi. Dört büyüklerdenTrabzonspor maçlarına 21.693 kişi gelmiş. Stat kapasiteleri de 40.782 kişi.

***

Anadolu kulüplerinde en fazla seyirci, Adana Demirspor’a ait, 16.929 kişi. Stat kapasiteleri ise, 33.000 kişi. 10 bin seyirciyi Antalya ve Konya’da görüyoruz. Stat kapasiteleri ise sırasıyla 32.537 ve 42.000 kişi

***

Ortalama seyirci sayısı 4.215 kişi olan Sivas’ın stat kapasitesi ise 27.532 kişi.

***

Şimdi çok sorduğum soruya geliyorum. Kayseri stadı kapasitesi 32 bin seçilirken kriteriniz neydi? Cevap verdiler; “UEFA’nın asgari standardı!”. Sonra öğrendik ki, 10 bin kişilik, UEFA standartlarına uygun stat varmış. 

***

Bir ülke ekonomisini, “yanlış kapasite” seçimi batırır. Bizim stat kapasiteleri de bunun tipik örneği. “Öküzüm büyük olsun da çekmezse çekmesin!”. Mantık bu olunca ülke de kapasitesi yanlış seçilmiş stat ya da spor tesisleri çöplüğüne döner. Dönerse dönsün; “itibardan tasarruf olmazmış!”