Geçenlerde, Kayserispor ile ilgili bir yazım çıkmıştı bu köşede… Yazının bir yerinde; “Mesela, çok merak etmişimdir. Recep Mamur ve Erol Bedir’in alacakları ne oldu? Bir de MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy bir suç duyurusunda bulunmuştu. Onun sonucu da… Biliyorsunuz; başvuru gerekçesi, yenilir yutulur cinsten değildi” demiştim.
Yanıt, Ersoy’un sekretaryasından geldi… Telefon ile arayan bir hanımefendi; “Konunun savcılıkta olduğunu. Orada beklediğini. Arzu edersem, dosya numarasını verebileceğini. Bu numara ile konuyu takip edebileceğimi” söyledi.
Ben de, gönderirlerse memnun olacağımı söyledim. Ama bu yazıyı kaleme alana kadar herhangi bir bilgi gelmedi. Şayet gelir ise bir başka vesile ile paylaşırım sizlerle…
***
Tabii, bırakın savcılığı bir kamu kurumuna verilen bir “dilekçe” mutlaka işleme konur. Tarih, sayı verilir. Savcılık ve mahkemelerde de “Dosya Numarası”. Bu, işin prosedürü gereği olup benim gibi az çok kamu da mürekkep yalayanların hepsi bilir.
***
Ben bunu sormadım ki!.. Benim kastım ya da sorum “dosya numarası” olup olmadığı değil, “şikayetin ne durumda olduğu!”. Öyle ya, bunca zaman geçti… Müşteki Sayın Ersoy, elbette, konuyu takip ediyordur. O nedenle, son durumu hakkında bir bilgi vermesini arzu ederiz.
***
Tabii, taktir kendilerinin. Bizimkisi, Kayserispor’da şu ya da bu biçimde kamu kaynağı ya da kamu imkanları kullanıldığından, “fikri takip” gibi bir sorumluluğumuz da var. Bunu yapmadığım taktirde burada ne işim var.
***
Unutmayın, ne kadar kaynak aktardığını bilmiyorum ama finansörü HES Kablo da bir kamu kuruluşu. Yönetenler de kamu görevi yapıyor. Mesela finansör, özel bir kurum/kuruluş olsa, beni hiç mi hiç ilgilendirmez. Ağzımı da açmam… Neyse!..
***
Konu Kayserispor’dan açılmışken bununla devam edelim… AK Parti İl Başkanı Şaban Çopuroğlu; “Önümüzdeki sezon Kayserispor’un şampiyon olması!” temennisinde bulunmuş. Tabii, hepimizin temennisi!.. Keşke olsa!.. Ama çok zor bir ihtimal…
***
Çopuroğlu devam etmiş: “Kayseri büyük bir şehirdir. Hem adı ve hem de kendisi büyüktür!” Tabii, Sayın Başkanın büyüklükten neyi kastettiğini bilmiyorum. Ama çok abartılı bir söz… Unutulmasın Kayseri, ülkenin, beşeri, sosyal, ekonomik vs. verilerde, ülkenin ortalama yüzde 1,5’i kadardır. Yani, ülkenin “zekatı” bile değildir…
***
Böyle diye diye, bir “Kayseri Modeli” yarattık. Dillere destan olduk… “Kendi taşımızla kendi kuşumuzu vurmayı” bir marifet sandık. Eski kazanımlarımızı “rant” a çevirdik. Yani, “elin oğlu güzel sevdi, bir ise seğmen gezdik”.
Yine elin oğlu “gak!” dedikçe et, “guk!” dedikçe ekmek alırken, biz rutin kamu hizmetleri ile yetindik. Mesela, Konya, müthiş oynadı, bu oyunu. O dönemlerde, bizimkileri çok uyardık ama dinletemedik.
***
Öyle ya; yıllardır türküsü söylenen “hızlı tren”, “otoyol bağlantısı”, Yamula “gövde ve pompaj” sulaması? Pandemi nedeniyle, adları bile unutuldu. Ama biz hatırlatmaya devam edeceğiz.
***
AK Parti’ye inanılmaz destek vereceksin ama “rutin” dışında hizmet alamayacaksın!.. Yok öyle; “Kayseri büyük şehir!”, “Kayseri’nin adı büyük!”, demek. “Halep’te kırk arşın atlamak kolay. Marifet, burada atlamada!”
***
Sayın Başkan unutmayın: Adını ağzınıza almaktan imtina ettiğiniz Atatürk yani “erken Cumhuriyet döneminde” bu kente Demiryolu geldi, Sümer Bez Fabrikası ve Hava İkmal yapıldı… Arkasından Anatamir, Dikimevi… Tabii, merkezi bütçeden.
***
Otuzlu yılların başında, “belediye, özel” ortaklığı ile kurulan Bünyan HES’ten, daha sonra, Belediye adına, 1940’ların sonunda planlaması yapılan ve 1960’ların başında biten Sızır HES’ten, Kayseri’ye elektrik geldi. Eş zamanlı Hirfanlı bağlandı Kayseri’ye… 1950 öncesi, iki kez imar planı yapıldı. 1950’lerin başında, sanırım, ülkemizin ilk küçük sanayi sitesi (Eski Sanayi) kuruldu.
***
Sayın Çopuroğlu, bunları mutlaka siz de biliyorsunuz, sadece anımsatma babında yazıyorum. Mesela, Kayseri, sizden önce, “imrenilen”, çok renkli, çok hareketli bir şehirdi. Şimdi durum nedir? Taktir, bu kentte yaşayanların…
***
Bütün kamu kurum ve kuruluşlarının bölge müdürlüğü vardı, Kayseri’de… Bunu küçümsemeyin, bu bir ayrıcalıktır, bir il için… Mesela, 1960’ların sonuna doğru, “Kayseri-Sivas” olayları sonrası, bölge bağlamında, Kayseri’ye bağlı olan Sivas’ta, yeni bölge müdürlükleri ihdas edildi; Sivas, Kayseri’den ayrıldı… Sanırım, en son İller Bankası bölgesi ayrılmıştı… Zira “1971-1972” yılında İller Bankası 13. Bölge’de (Kayseri), çalışırken, Sivas belediyelerine giderdik.
***
Mesela, Adana’da uzun yıllar başkanlık yapan Aytaç Durak; 1984 seçim beyannamesinde; “Seçilirsem Adana’yı, Kayseri gibi yapacağım!”, dediğini çok kez vermiştim bu köşede… Gerçekten, 1970 başlarında sık sık gittiğim Adana, “devasa bir köy” gibiydi, Aytaç Bey haklıydı.
***
Ha. Bunları söylerken Sayın Başkan, asla sizin çeyrek asırlık döneminizi yok saymıyorum. Tabii, Kayseri’nin evvelini ve ahirini döneminizle başlattığınız için, bazı şeyleri anımsatmayı, bir görev, bir hizmet sayıyorum. Umarım, kusura kalmamışsınızdır…


