KADİR DAYIOĞLU


KAYSERİ VALİSİ

Yolum hiç kesişmediğinden, yüz yüze dahi gelmediğimden, bir beklentim olmadığından, bir fincan kahvesini, bir bardak çayını içmediğimden bir şey diyemeyeceğim ama “partili vali” olduğu muhakkak, Sayın Şehmus’un.


Dört yıldır Kayseri Valiliği yapan Şehmus Günaydın görevden alındı, “merkeze” gitti… Yani, bürokratik dille söyleyecek olursak “kızağa” çekildi. Yerine, Afyonkarahisar Valisi Gökmen Çiçek atandı… Dün de görevi eslim aldı. Hayırlı olsun, başarı dileklerimi iletirim. Selefine de sağlıklı ömür dilerim… Keşke, “partili vali” olarak Ankara’ya gitmeseydi. İnşallah, “gelen” “partili vali!” olmaz.

***

Günaydın ile ilgili yerel basında çıkan haberleri okurken bir şey dikkatimi çekti… Seveni kadar sevmeyenin de varmış… Kimileri arkasından “davul” çalıyor kimileri ise “ağıt” yakıyor. “Ağıt” yakanları anlarım ama “davul” çaldıranlara bir çift sözüm var… “Yiğit” olan görevdeyken çaldırır… Gidenin arkasından “davul” çaldırmak “er kişi” değil “her kişi”nin işidir.

***

Yolum hiç kesişmediğinden, yüz yüze dahi gelmediğimden, bir beklentim olmadığından, bir fincan kahvesini, bir bardak çayını içmediğimden bir şey diyemeyeceğim ama “partili vali” olduğu muhakkak, Sayın Şehmus’un.

***

Nereden biliyorum? Şuradan; Başkanlarla, bürokratlarla yaptığı toplantıda AK Parti İl Başkanı da mutlaka bulunuyordu, “tek parti döneminin”, “parti komiseri” gibi, oturuyordu, başkan… Sanırım birkaç uyarı yazısı da yazmıştım bu konuda. Sormuştum; Neden CHP, İYİ Parti, MHP il başkanları yok, diye…

***

Peki, yeni gelen Vali Bey nasıl olacak acaba? Devletin mi yoksa partinin mi? Şüphesiz, zamanın ruhuna uyacak, partili olacak, parti istekleri doğrultusunda hareket edecek… Mesela, AK Parti’nin yılmaz savunucusu STK’ların, sendikaların dediklerini harfiyen yerine getirecek, getirmese, onun da altını oymaya başlayacaklar.

***

Benimkisi niyet okuma değil. Yirmi yıllık AK Parti iktidarında bürokrasi de kamu yönetiminde gelinen nokta bize, bunun böyle olacağını söylüyor…

***

İsterseniz bir olayı anlatayım yakın geçmişten… 28 Şubat sürecinde “Milli Görüşçüler”, belediyeleri ve MÜSİAD gibi destekçileri müthiş bunalmışlardı… Bizler de, saf saf, bunları, birer özgürlük yanlısı sanıp, fırsat bulduğumuz platformlarda savunmaya çalışırdık… Nereden bilelim dertlerinin “türban” olduğunu.

***

Hatta, Sanayi Odası adına katıldığım toplantılarda, mesela Büyükşehir temsilcisi arkadaşlar, toplantı başkanı Vali ya da yardımcısına iletmeye çekindikleri konuları, benim dillendirmemi isterlerdi.

 ***

O dönemim kurucu MÜSİAD Başkanlarından, “abi abi!” diye her gördüğü yerde selam veren, işyerinde çay kahve ikram eden, ismi lazım değil birisi başlarından geçen bir olayı anlatmıştı…

***

Mustafa Yıldırım Beyin yerine Sayın Nihat Canpolat Vali olmuştu… Mutadı veçhile kurumlar, kuruluşlar, STK’lar vs. hayırlı olsun ziyareti yaparlar bu tür değişikliklerde… Nedense, gidişlerinde hiç kimse olmaz. Öyle ya; “gelen ağam, giden paşam” düsturu genetik bir haldir, toplumlarda…

***

İşte Nihat Beyi, ziyaret edenlerden birisi de MÜSİAD… Eski dostum; “Abi, randevu vermez diye korktuk… Alınca da çekine çekine gittik… Ama tahminimiz gibi olmadı… Vali Bey, bizi çok iyi karşıladı… Çok iyi ağırladı. Bulunduğumuz ruh halini bildiği için; ‘kapım her zaman açık. Bir derdiniz, bir isteğiniz olursa, mutlaka uğrayın türünden sözler etti!”,  diye anlatmıştı.

***

Yine bu arkadaş, Mustafa Boydak KAYSO Başkanı olunca, koşa koşa gelmişti “hayırlı olsun!”, ziyaretine… Birlikte fotoğraf vermemek için olsa gerek, bir üst katta oturan, “ben abisine”, hiç olmasa kafasını uzatıp, bir selam dahi verememişti. Öyle ya, ben Mustafa Çapar’ın adamıydım!.. Haksız da değildi… O yıllarda, bunlar, “Boydaklara”, bir selam verebilmek için sıraya girerlerdi. Öyle bir dönemdi, o yıllar…

***

Evet. Nihat Beye, her zaman “Vali Bey!” dedim ve demeye de devam ediyorum. O günden beri de saygıda, sevgide bir kusur etmedim. Bayramda, seyranda sık sık ararım… Sağ olsun o da beni arar, hal-hatır sorarız!”

***

“Vali Bey”den hiçbir beklentim olmadı… Yediğim içtiğim de makamındaki bir fincan kahve bir bardak çaydan öteye geçmez. Ama hemen itiraf edeyim, birkaç kez, kuru fasulye ve pilavını yediğimiz olmuştur, Mustafa Çapar ve H. Ali Kilci ile birlikte. Hesabı da hemen “koruması” öder, kimseye fırsat vermezdi… Çok kitap sever ve çok okurdu… Aldığı kitapların da parasını anında öderdi. O kadar titiz bir insandı, vesselam.

***

Bakalım, yeni Sayın Valimiz, seleflerinden “Vali Bey” gibi davranıp mesela, “Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD)” üyelerine; “Ben devletin valisiyim, sizlere her zaman kapım açık dilek ve isteklerinizi her zaman beklerim!”, diyebilecek mi?

***

Mesela, eğitim sendikaları arasında bir ayrım yapacak mı? Ya da iktidar destekçisi, yirmi yıldır valilerin “gelip-gitmelerinde” önemli rol oynayan malum sendikanın, etki alanına girecek mi? Zamanla göreceğiz.

***

Refikimiz, Recep Bulut’tan öğrendiğimize göre, Vali Günaydın, pek yüz vermemiş sendikaya… Rivayet odur ki; Dedeman Orta Okulu yerine düşünülen otoparka da sıcak bakmamış, ilgili izin evrakını sumen altında bekletiyormuş... O nedenle, Palancıoğu Başkan ile de arası pek iyi değilmiş. Şayet bu doğru ise, doğrusunu yapmış. Sayın Şehmus’u tebrik ederim, anlamsız, hesapsız kitapsız bir yapıya izin vermediği için.

***

Bu konuda birkaç yazı yazdım, Başkanımız Palancıoğlu’nun uyardım, bunun bir “imar cinayeti” olacağını, sanılanın aksine, trafiği daha da kilitleyeceğini hatırlatmıştım… Unutmayın; merkeze yapılacak her otopark, ulaşıma atılan bir kördüğümdür. Yaratılan kapasite kadar aracın merkeze girmesini sağlar. Zaten, inanılmaz ölçüde sıkışık olan bölge trafiğini “atılmaz tüfek edersiniz”, bizden haber vermesi… Sonunda, demedi demeyin.

***

Mesela, yine zamanında “yapmayın!” diye uyardığımız, Hunat katlı otoparkı ne işe yaradı? Trafiğimi rahatlattı yoksa, daha da kilitleyici etki mi yaptı?