Basından öğreniyoruz; Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, Kayserili iş insanları, bürokratlar ve STK temsilcileri ile İstanbul’da buluşurken, İstanbul Yenikapı Kayseri Tanıtım Günleri’ni de ziyaret etmiş.
***
Büyükkılıç, bir hotelde düzenlenen Kayserili İş İnsanları, Bürokrat ve STK Temsilcileri ile “6’ncı Kahvaltı Programı”’na katılmış. Programa Büyükkılıç’ın yanı sıra, Valimiz Gökmen Çiçek, Mehmet Özhaseki, ilçe belediye başkanları, hayırsever iş insanları, spor ve iş dünyasından Kayserili isimler de iştirak etmişler.
***
Mutat olduğu üzere Başkan Memduh Büyükkılıç; “…Dünya lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın yol arkadaşı olarak hizmet etmeyi kendimize ibadet biliyoruz” diyerek uzun bir konuşma yapmış. Kayseri’nin geçmişini, halini ve geleceğini anlatmış. Yine mutat olduğu üzere, Anadolu’nun her yerinden, her vesile ile söylenen; “Dört bin yıllık tarih…” bir parantez açmış…
***
Tamam, “dört bin yıllık” tarihi anladık. Ama bunun önemli bir parçası olan, mesela, Roma/Bizans dönemini de anlatan bir belgeselde, Kayseri kalesinde Bizansbayrağı görüntülenmesine izin verilmedi. Protestolarla engel olundu çekime… Çekim yapanlar da pılısını pırtısını topladı gitti.
***
Yine mesela, Osmanlı’ya üç kuşak “ser mimarlık” yapan Balyan ailesi, Talas Derevenk’ten… Buralarda bir yere “Balyan” ismi verilemez mi? Ha. Bunlara sahip çıkarsanız, “dört bin yıllık” tarihten söz edebilirsiniz. Yoksa kimse inanmaz, “önce tarihine sahip çık!”, derler adama…
***
Elbette doğru sözler söylemiş; doğru tespitler yapmış, Başkan… Tabii, mantıdan, sucuktan, pastırmadan söz etmiş. “Bunları kimseye gaptırmayız!” türünden övgüler dizmiş…Dört bin yıllık tarih, mantı, pastırma, sucuk tamam da bugün için söyleyeceğimiz bir şey yok mu?
***
Mesela; üçü kamu, biri vakıf dört üniversitemiz var; “makarrıulema”yız diye övünüyoruz, peki, evrensel bilim havuzuna, evrensel sanat ve kültüre, dünya teknolojisine katkımız ne? Yani, dünya ölçeğinde yerimiz ne? Demem o ki; sadece “yerli ve millilikle” olmuyor bu işler. Gözümüz, “evrensellikte” olmalı.
***
Bırakınız dünyayı, ülkemiz bilim, kültür, sanat, edebiyat, teknoloji havuzuna katkımız ne? Mesela somut bir örnek; 3-3,5 milyar dolara yaklaşan ihracatımızın içerisinde “yüksek teknoloji ürünün” payı ne? Kayseri, 21. yy’ın ikinci çeyreğine girerken artık bunlarla anılmalı, bunlarla tanınmalı. Artık; mantı, pastırma, sucuk “out” olmalı, tanıtımda ya da başka şeyler de eklenmeli yanlarına…
***
Yirmi yıl kadar önce, Sanayi Odası’nda görev yaparken, köşemde, bu tür “tanıtım günlerini”, “küçük şehirkompleksi” diye nitelemiştim. Aynı görüşteyim. Yine 2000’li yılların başında Kayseri Valisi ve oda başkanlarının katıldığı, yine İstanbul’da, Kayseri tanıtım günleri yapılmıştı. Hatta heyet, bir ulusal kanalda canlı yayına katılmıştı… İyi anımsıyorum bir Pazar günüydü… Merhum Kilci ve Mustafa Alan da vardı…
***
Danışmanıydım…Toplantı sonrası, KAYSO Başkanı Mustafa Çapar aramıştı. “Toplantıyı nasıl buldun Kadir Bey!”, dedi. Benim de çenem durmaz; “Müsamereye çıkmış ilkokul öğrencileri gibiydiniz!”, dedim… Bir kahkaha attı, Kayseri’de görüşmek üzere kapattık telefonları…
***
Kahkahayı, Valimiz Nihat Bey (Canpolat) duymuş. Nedenini sormuş… Çapar da sözümü tekrarlamış, bu sefer Nihat Bey kahkaha atmış; “Vallahi Kadir Bey haklı!” demiş. Sonra, bunu Mustafa Bey anlatmıştı bana…“Vali Beyimizi” sevgi ve saygı ile anıyorum. Bir milletvekilliğini çok gördük ona…
***
Tabii, şimdikileri tenzih ederim, ne konuştular, ne söylediler? Bilmiyorum. Anlattıklarım geçmişe ait… Sadece, Büyükkılıç’ın konuşma özetini, yerel basında okudum. Oradan hareketle, yazıyı kaleme aldım…
***
Demem o ki; yaşım ortaya çıkacak olsun, bu kentin bir yetmiş yılını az çok bilirim. Dört bin yıllık tarihten, mantı, pastırma ve sucuktan başka şey duymadım…
***
Evet… Betonla, geniş caddelerle, yüksek binalarla; pastırma, sucuk, mantı ile övünmeyi bırakalım… Hem, artık her ilde olan şeyler bunlar… Baksanıza Kastamonu pastırmaya; Afyon sucuğa, Trakya mantıya sahip çıkıyor…
***
Biliyorsunuz; “diyalektiğin” babası sayılır Herakleitos (MÖ 535- MÖ 475). “Aynı suda iki kez yıkanılmaz!” sözü ile ünlü. Ondan asırlar sonra, evrensel boyutlara taşınmış, Hazreti Mevlana’nın(1207-1273) şu sözleri bundan aşağı kalır değil:
“Her gün bir yerden göçmek ne iyi.
Her gün bir yere konmak ne güzel.
Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş.
Dünle beraber gitti, cancağızım,
Ne kadar söz varsa düne ait.
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.”
***
Bir Sinan, bir Balyan ailesi, bir Elia Kazan, bir Seyrani, bir Dadaloğlu, bir Yunus Bekir, bir İhsan Ketin, bir TosunTerzioğlu, bir Ahmet Mithat Güpgüpoğlu, bir Ahmet Gazi Ayhan çıkmadı son yarım asrında bu şehrin…
***
Evet,cancağızım; Kayseri’nin yeni şeyler söylemesi lazım… Son sözümü söyleyeyim; Giderek “hacı abileşen” şehirden de bir şey çıkmaz… İdare eder, yuvarlanıp gider.


