KADİR DAYIOĞLU


KAVUNCU VE ÇALIK

Çalık’a, “Bağı için yol yaptırıyor!” diyenler, rahmetlinin bağını görseler üzülürler herhalde. Bakanı çekeni yok. O güzelim bağ, hozana döndü.


Bugün size, iki başkandan ve açtıkları iki yoldan söz edeceğim. Osman Kavuncu ve H. Mehmet Çalık… Biraz da “yarenlik” vereceğim. İkisi de rahmeti rahmana kavuşalı yıllar oldu… Birkaç kemikten geriye bir şey kalmamıştır, herhalde… Ne de olsa isimleri, yaptıkları günümüzde hala duruyor ve söyleniyor…

***

1950’li yılların sonuna kadar Hacılaryolu, ‘yıkılan genelevi’ yanından, Battalaltı’ndan gider, Ağ Bayır’dan çıkar. O zaman olmayan HES Kablo üzerinden Hacılar’a girerdi. Biz, halamızın Gavur Çukuru’ndaki (Hacıların hemen altı) bağına giderken, şimdi HES Kablo’ya varmadan bir yerde otobüsten/kamyondan iner oradan, bayır aşağı, yay, bağlar arsından dereye vasıl olurduk. 

***

İnince solda bir tol, bir kuyu, bir namazgah vardı. Buranın hemen üstü, Hamdi Babamızın (Annemin anne tarafından dedesi) “Halıcı Hasağa’nın Hamdi Ağa’nın” büyük bir bağı vardı. Bağın Hacılar tarafı devamında, Bekir Hasoğluların (Avukat Enver Kırker’in kaynı) bağı komşumuzdu. 

***

Tepede kuşluk gibi, annemin babası “Ağbabamın” (Mustafa Hasağa) bağı vardı; evi “kartal yuvası” gibi gözükürdü. Halamın (Annemin halası) bağıda bunların yanındaydı. Sanırım, merhum H. Ali Kilciler almıştı. Bunlar hep birbirine akrabaydı. Son yıllarda bir aile de Ermeni vardı. Sanırım ismi, Avidis idi. Çocukları ile oynardık. 

***

Sonuçta; Anne tarafım “Hasağa” sülalesi, Kadir Has da akrabaları olur. Nuri Has, Hamdi Babamızın amcasının oğlu… Safa Hasoğlu, eski Belediye Başkanlarından İbrahim Safa Bey, Ali Hasoğlu vd. hep aynı kabileden.

***

 Hasağa kabilesi, yıllar yıllar öncesi Manisa Alaşehir’den gelmiş. Yıldırım Beyazıt döneminde orayı yurt edinen, “Hasağa Dede”’nin (Has Sahibi) torunlarıymış. Sonra, “iskan politikası” nedeniyle, aileyi dağıtmışlar; zorunlu göçe tabi tutmuşlar. Bir kısmı orada kalmış. Bir kısmı Kayseri’ye gelmiş, bir kısmı da Erzurum’a gitmiş. Alaşehir, Kayseri, Tarsus ve İstanbul’da aile devam ediyor sülale ama Erzurum’dakilerin izi kaybolmuş. 

***

İşte dedemlerin, halamların bulunduğu yere, yukarıdan inince, dar ve taşlık sadece at ve eşeğin geçebildiği nitelikte bir patika yoldan çıkardık. Şimdi, yol açılmış otomobil rahat çıkıyor. Eşekle ya da atla gittiğimizde, Taşlıburun’dan sonra bağlar eteğine varır, oradan Eğribucak’tan geçen yoldan giderdik. İşte o yıllarda Hacılaryolu açılmaya başlamıştı. Yol genişletme esnasında sökülen ağaç köklerini hâlâ anımsarım… 

***

Bu yol, sonra çift yol oldu… Yol açılınca da Battalaltı’dan giden yol “battal” oldu… Sanırım, Hacılar kısmında, üstüne HES Kablo kuruldu. Yolun kalıntıları halen mevcut. Parke döşeli eski yola rastlamak mümkün. 

***

Eğribucak üzerinden, Hacılar’a giden şimdiki,  Hacılar yolu, Kanuncu’nun Belediye Başkanlığı döneminde, 1950’lii yıllarda açıldı. Daha sonra çift yol haline getirildi. Yıl 1990’lar falan olacak. Eğribucak’ta mevcut yol üzerinde sağ tarafta Kavuncular’ın bağı var. Bu yol açılırken vatandaşın, Kavuncu için; “bağı şenlensin, değerlensin!” diye yolu açıyor dediği halen hafızalarda... Özhaseki döneminde daha genişledi, bugünkü halini aldı. 

***

Benzeri sözler de, Hisarcık yolu üzerindeki, “yarma yapılırken” Başkan Çalık için de söylenmişti; “Büğrüz, Paşabağları’ndaki bağı değerlensin diye yapıyor!” dendiğini iyi hatırlarım. Büğrüz, Kayseri’de kambura denirmiş. İki rahmetli de kamburdu… 

***

Hisarcık yolu evvelce, Gediris, Cevizli Kuyu (Yarmanın sağ başlangıcında) , Becen Kuyusu (Sanırım hala duruyor) önünden kıvranarak geçer, çaya iner; sağdan eşek meydanı tarafına çıkılır, soldan Merdivenliye tırmanılırdı. Tırmana tırmana yukarı çıkılır; çıkınca bir kuyu daha vardı (Polis evinin önüne denk gelir), daha sonra ver elini Hisarcık... Kamyonlar, otobüsler su kaynatırdı. Bazen araç durur, yolcular inip arkasından iterdi. Tabii, bu yol stabilize dökülmüş vaziyette… Yol kenarındaki bağlar tozdan çok rahatsız olurdu. 1960’ların sonunda parke döşendi. Sonra asfalt ve 1970’lerin ortasında çift yol oldu. Özhaseki zamanında da yenilendi. Tıpkı Hacılar yolu gibi. 

***

Şimdi ise  aşağıdan, Büyük Kızıltepe’ye giden yol üzerinde bulunan köprü, yol ile birlikte yapıldı. Dolgusu da şehir içerisinde çıkan hafriyatlarla tamamlandı. Başkan Çalık idi… Ama bitiminde Başkan değildi. 

***

O tarihte, Fen İşleri Müdürü Muzaffer Yerlikhan abimizdi (Kendisi üstat sözünü çok sevdiğinden üstat denirdi. Kayseri Ticaret Odası Genel Sekreterliğini yapan merhum Murat Yerlikhan’ın da babasıydı), köprünün ve yolun projesini de o yapmıştı. 

***

Muzaffer abi daha önceleri de Karayolları 6. Bölge Müdürü idi. Dokuz yıla yakın bulundu bu görevde. İTÜ mezunu Yüksek İnşaat Mühendisiydi. Çok değerli bir mühendisti. Allah rahmet eylesin. Eski camilerin bahçesinde bulunan şadırvanların hem mimarisi ve betonarme-statik hesaplarını da o yapmış.

***

İlk anda tek şerit olarak düşünülen ve yapılan yol, o tarihlerde, Bakan olan merhum Turhan Feyzioğlu’nun gayretiyle çift yola dönüştürüldü. 1980 başında da çift yol devreye girdi.   Haliyle, köprü de… Yanılmıyorsam o tarihlerde Karayolları Bölge Müdürü de, İnş. Y. Mühendisi merhum Güngör Baykan idi. Baykan, çok ciddi bir trafik kazası geçirmişti. Daha sonra İstanbul’a, otoyolları bölge müdür yardımcılığına atanmıştı.

***

Çalık’a, “Bağı için yol yaptırıyor!” diyenler, rahmetlinin bağını görseler üzülürler herhalde. Bakanı çekeni yok. O güzelim bağ, hozana döndü.