KADİR DAYIOĞLU


KAVAKLAR VE PALANCIOĞLU

Şimdi ki haberi, Karatepe döneminde çok yazdığım “kavaklar” konusuna, Melikgazi Başkanı Dr. Mustafa Palancıoğlu, bir parantez açtığı için köşeme taşıdım… Birkaç kez “kavaklardan” söz etmeme rağmen, gündemden düşmüştü… Tekrar gündeme geldi…


Kayseri ovası sulak ve yeraltı su seviyesi yüksek olduğu ve ağırlıklı olarak yakacak olarak kullanıldığı için yoğun olarak kavak ve söğüt dikilirdi. Bir de bu yörenin klasik ağacı meşe (pelit/pilit) “hudayi nabit”... Yeter ki dokunmayım. Mesela on yıl meşeye dokunmayın, Kayseri, merkez de dahil “meşelik” olur… Biliyorsunuz meşe aynı zamanda endüstri bitkisi. Çam, ceviz, ardıç, katran gibi…

***

Cumhuriyetle birlikte Anadolu bozkırı, az su ve az bakım isteyen akasya ile donatıldı. Bir dönem akasya Cumhuriyetin simgesi haline geldi. Bugün Kayseri merkezde bulunan bulvarlar akasya ile doluydu. Parklar da öyle… Aynı zamanda bu toprak erozyonu için de etkin, akasya… Çınar, Kayseri’de nadir yerlerde vardı… Kayseri Belediyesi, başkan rahmetli Mehmet Çalık ile ağaçları çeşitlendirmeye başladı… Karatepe ile hızlandı. Özhaseki, Çelik ile devam etti. Şimdi bu hamle sürüyor…

***

Mesela, Melikgazi’nin kurucu Başkanı Şevket Bahçecioğlu yoğun bir biçimde çınar dikti… Hisarcık yolunun Hava İkmal kesimi, Anatamir karşısından Şeker Fabrikası’na kadar uzana çınarlar bu zamanda dikildi. Bir de yine bu dönemde (1989-1994) Beğendik ailesi, Sakar yoluna çok miktarda çınar dikti… Takip eden ilçe belediye başkanları devam etti…

***

Bana intikal ettiği için biliyorum… Büyükşehir, Talas ve Melikgazi belediyelerinin ağaç dikme açısından yarıştıklarını söyleyebilirim. Peki diğerleri? Dedim, haberdar edilmediğim için bilemiyorum. O nedenle Başkanlar kusura kalmasınlar… Ne yapalım, gazetelerde haber de çıksa, haberin nasıl geçildiğinden kuşkuluyum. Sürekli şahsıma bildirdikleri için Büyükşehir, Melikgazi ve Talas ile ilgili çalışmaları köşeme taşıyorum.

***

Şimdi ki haberi, Karatepe döneminde çok yazdığım “kavaklar” konusuna, Melikgazi Başkanı Dr. Mustafa Palancıoğlu, bir parantez açtığı için köşeme taşıdım… Birkaç kez “kavaklardan” söz etmeme rağmen, gündemden düşmüştü… Tekrar gündeme geldi…

***

Başkanımız; “Melikgazi ilçesinde yer alan kentsel ağaçların künyesinin çıkarılarak Kayseri iklimine, bölgesine ve yüksekliğine en önemlisi şehir yerleşimine uygun ağaçların dikileceğini duyurdu.” Devamında; “Parklar ile yeşil alanlarda bulunan ancak şehir yaşamına uygun bulunmayan daha da önemlisi insan sağlığı açısından alerjik ve solunum rahatsızlığına sebep olan kavak türü ağaçların dikiminin yapılmadığını hatırlattı. (…)Şehir yerleşime ve insan sağlığına uygun olan hem estetik hem de iklim ve yükseklik şartlarına denge sağlayan çınar, mavi ladin, top akasya, huş, kestane ve ıhlamur gibi fidanların dikilmesine ağırlık verileceğini kaydetti.”

***

Bunlar güzel haberler… Tebrik ediyorum… Kavakları gündeme yeniden taşımasını da… Tabii, bunları dikerken, “yeraltı su seviyesini ya da rutubet seviyesini” de göz önünde tutmak gerekir.

***

Bu vesile ile bir konuya dikkat çekiyorum. Değerli Başkanım, bağımızın bulunduğu, sizin de bir mahalleniz olan Hisarcık Ketenlik’te dört-beş kavak var. Bunların birisi hariç, hozan/bakımsız bir bahçede… Bunlar da tepeden kurumaya başladı… Sahiplerinin hiç birisi Kayseri’de değil, bahçe terk edilmiş durumda… O nedenle, temas kurmak da zor. Diğer birisi ise, ona yakın bir yerde…

***

Geçen sene birkaç kez, “Alo Melikgazi” hattından, polen saçan bu kavaklara müdahale edilmesini istedim. Israrlı aramalarımın sonunda, “sahipli olduğu için dokunamayacaklarını” ifade ettiler… Başkanımızın bu açıklaması ile bana verilen cevap arasında bir çelişki var. Bir yandan kavağın kente yakışmadığını, ayrıca sağlık açısından sorunlu olduğunu söylüyor Başkan Palancıoğlu, diğer taraftan görevliler, müdahale etmeye çekiniyor…

***

Oysa Başkan Karatepe zamanında ve sonrası, epey bir kavak kesmişlerdi, sahibine bakmaksızın…  O nedenle merkez polenden kurtuldu. Bunun yakın tanığıyım. Hatta bundan “kinaye”, Karatepe Başkan görevden alınmadan önce, Büyükşehir Belediyesi, “Kasım’da Kavak Kesmek” adı altında bir kitap yayınlamışlar, dönemin valisi ve bürokratlarla aralarında geçen olayları, acı acı anlatmışlardı. Unutmayın, Başkanın görevden alınmasına ve cezaevine girmesine neden olan konuşma da “10 Kasım”daydı… Yine anımsayın, Niyazi Bahçecioğlu döneminde (1973-1977) İnönü Bulvarı ana yol boyunca dikilen ve bir suru andıran Kavaklar, nice sonra sanırım Mustafa Çelik döneminde kesilmişti.

***

Belki de Karatepe olayından sonra Büyükşehir başta olmak üzere, merkez belediyeler “kavak kesmeye” ara verdiler… Verince de mübarekler “hudayinabit” bir biçimde tekrar gözükmeye başladı.

***

Palancıoğlu Başkanın da dediği gibi özellikle kavak, beyzaj/kent bitkisi değil… Kırsalın sulak yerlerine ait. O nedenle, kent ile anılmaz… İmarlı yerlere dikmemek lazım. Ayrıca bu bir endüstri bitkisi, Çam gibi… Yine o nedenle bunun da bir ekonomik ömrü var. Mesela çam için 40-50 yıl, meşe-ceviz için 70-80 yıl gibi “ekonomik ömür” biçilmekte. Bu süreler yani “ekonomik ömürleri” geçince bir işe yaramıyor, odun olmaktan öteye gidemiyor.  

***

Kavağı, bu süre içerisinde kesmezseniz, kurumaya başlar, sobalık bile olmaz. Kavak için bu ömür de en fazla yirmi yılmış. Mesela, anlatırlar, Kırşehir’de, bir kız dünyaya gelince, tabii sulak yerlerde, birkaç yüz kavak dikerler, evlilik çağına gelince keserler, “cehiz” parasını temin ederlermiş. Bekliyoruz, bizleri rahatsız eden kavakların da kesilmesini. ..