KADİR DAYIOĞLU


KARTAL KAVŞAĞI (3)

Bu sorunlar, mevcut yönetim tarafından yaratılmadı. Ezelden beri uygulanan yanlış imar ve ulaşım politikaları sonucu olup şimdikiler bunu kucaklarında buldu. Endişem, bunlar da bu sorunlar yumağını, bir sonrakilerin kucağına atacaklar.


Başkanım, 

Büyükşehir Belediyesi‘nin katlı kavşak yapmaya yönelik yeni aldığı kararları ve uygulamaları kentin yararına sonuç getirmeyecek. Ne ulaşım sorunu çözülecek ne de trafik rahatlayacaktır. Katlı kavşaklar için harcanan kamu kaynakları yıllardır tamamlanmayan raylı sistem için kullanılmalıdır. Katlı kavşaklar için hesaplanan keşif bedelleri inşaatlar başladıktan sonra arttırılmakta, kamuya açıklanandan çok daha yüksek maliyetlerle tamamlanmaktadır. 

**

İnsan yaşamına ve medeni değerlere önem veren ülkelerde kent merkezleri motorlu taşıt trafiğinden arındırılmakta, yaya ve toplu ulaşım sistemleri geliştirilmekte, kentler insanca yaşam mekanları olarak tasarlanmaktadır. Bu kapsamda, yayalar için güvenli ve otopark olarak kullanımı kısıtlanmış kaldırımlar yapılmalı, yaya geçişleri düzenlenmeli, yaya güvenliği sağlanmalıdır. Sinyalize kavşaklar iyi analiz edilmediği ve bu kavşakların süreleri gerektiği şekilde ayarlanmadığı durumda trafik sıkışıklığına neden olabilir ve katlı kavşaklar gibi hem maliyetli hem de şehrin yapısını etkileyen çözümlere yol açabilir.

**

Kentlerimizde gerekli fizibilite çalışmaları yapılmadan, ihtiyaç tespitleri yeterince yapılmadan büyük altyapı yatırımlarına girilmektedir. Bu, oldukça yanlış. Sonuçta, kaynak israfı kaçınılmazdır.

**

Kentsel ölçekte, ulaşıma ilişkin bir diğer olumsuz etki, bugünkü yapısına müdahale edilmezse, otomobil odaklı ulaşım tercihinin fiziksel çevreyi onarılmaz biçimde bozan en önemli etkenlerden biri konumunda olmasıdır.

**

Artan taşıt trafiği talebini karşılamak için yapılan yeni yollar, yol genişletme yatırımları, katlı kavşaklar ve tüneller gibi ulaşım yapıları kentlerin ve bunları çevreleyen kırsal alanların giderek betonlaşmasına, kültürel mirasımız olan bina ve kentsel dokunun giderek daha fazla zarar görmesine yol açmaktadır.

**

Semt ve kent merkezi ölçeğinde ise, yayalar yerine otomobillere öncelik veren uygulamalar sadece fiziksel çevreyi değil, toplumun sosyal ve kültürel iletişimini, trafik kazaları yoluyla can güvenliğini ve solunan kirli hava nedeniyle insan sağlığını da olumsuz yönde etkilemektedir.

**

Bu toplumsal maliyetlerin yanı sıra, otomobile duyulan güven nedeniyle herhangi bir sınıra bağlı olmadan büyüyen kentlerde mesafeler artmakta, uzun mesafelerde etkin ve verimli toplu taşıma hizmeti sunulması zorlaşmakta; bisikletli ulaşım ve yürüme gibi seçenekler olanaksız hale gelmektedir. 

Ulaşım maliyetleri süre ve parasal açıdan artarken, özellikle araba sahibi olmayan, kullanmak istemeyen ya da kullanamayan kesimler için erişebilirlik koşulları kötüleşmektedir.

**

Pek çok dünya kentinde motorlu araç kullanımı, özellikle de otomobilin yoğun kullanımının yol açtığı bu sorunların giderilmesi ve sürdürülebilir bir ulaşım yapısı oluşturulabilmesi için uğraş verilmektedir.

Kentsel ölçekte, ulaşıma ilişkin bir diğer olumsuz etki, bugünkü yapısına müdahale edilmezse, otomobil odaklı ulaşım tercihinin fiziksel çevreyi onarılmaz biçimde bozan en önemli etkenlerden biri konumunda olmasıdır.

**

Artan taşıt trafiği talebini karşılamak için günümüze kadar izlenen yanlış ve toplumsal maliyeti çok yüksek olan kentsel ulaşım politikaları sonucunda şu konu artık açıkça anlaşılmalıdır. Yukarıda da değindim. Otomobil ve kent birbirlerine uymayan mekan profillerine sahiptir. Kent-otomobil sarmalını çözmenin yolu, artan otomobil sayısı karşısında daha fazla yol, daha fazla otopark, daha çok katlı kavşak ve daha hızlı kent geçişleri yaparak “kentleri otomobillere uydurmaya çalışmak” değil, sürdürülebilir ve yaşanabilir bir kent için, “otomobili kente uydurmaktır”. Bunun için çok önemli bir koşul toplu taşıma kullanımı arttırılırken, otomobile ayrılmış kent mekanlarının da planlı biçimde azaltılmasıdır.

**

Türkiye’de ise yerel yönetimler ve merkezi idarenin ulaşım ve trafikle ilgili birimlerinde kentsel ulaşımı büyük ölçüde taşıtlara göre planlama eğilimi hâkimdir. Yaya ulaşımı, trafiğin ve ulaşım sisteminin bir parçası olarak görülmemektedir. Bu bakışın doğrudan bir sonucu olarak otomobillerin hareketi için katlı kavşaklar yapılmakta, yollar taşıtlar lehine genişletilmekte, yaya kaldırımları daraltılmakta, sinyalizasyonlu hemzemin yaya geçitleri kaldırılmakta ve yayalar üst-alt geçitlere zorlanmaktadır.

**

Kent planlama ve tasarım açısından yaya bölgeleri ve yaya yolu uygulamalarında sorunlar bulunmaktadır. Bugüne kadar olan planlama deneyimlerimiz, ne yazık ki yaya yolları ve uygulamalarını kent planlarına taşımaktan ve planlarda yer alanları da uygulatmaktan çok uzak kalmıştır. Kentlerde yaya güvenliği de önemli sorunlar arasına girmiştir. Taşıt trafiğinin desteklenmesine koşut olarak yaya güvenliği tedbirlerinin ihmal edilmesi, kentlerde çok ciddi yaya kazalarına, sonucunda da önemli can kayıplarına ve sakatlanmalara yol açmaktadır. 

**

Katlı kavşak yapımı ve trafik ışıklarının kaldırılmasıyla birlikte hız limitlerinin üzerine çıkan taşıtlar, yayalar ile karşılaştığı noktalarda önemli güvenlik riski oluşturmaktadır. Konut alanlarında trafik hızını azaltmak ve sokakları sosyal bir mekâna dönüştürmek için trafik sakinleştirme uygulamaları yapılması gerekirken bu tür düzenlemeler yapılmamaktadır. 

**

Katlı kavşak gibi yatırımların otomobil kullanımını arttırma etkileri ile trafik sorununa çözüm sağlayamamaları, ulaşım konusunda bireysel seçme ve davranışların genel trafik düzenine etkileri, ulaşım altyapısının hakça kullanımı, yayalar için kent içinde engelsiz erişim, v.b. konularda bilinç düzeyinin artırılması hedeflenmelidir. (Bilgi Notuna devam edeceğiz)

**

Önemli not: Bu sorunlar, mevcut yönetim tarafından yaratılmadı. Ezelden beri uygulanan yanlış imar ve ulaşım politikaları sonucu olup şimdikiler bunu kucaklarında buldu. Endişem, bunlar da bu sorunlar yumağını, bir sonrakilerin kucağına atacaklar.