KADİR DAYIOĞLU


KARTAL KAVŞAĞI (6)

1965’ten bugüne Konya ve Kayseri’yi tekrar planlama şansınız olsa aynı şekilde mi yaparsınız? Aktörler değişmedi mi?


Yazı dizisinin sonuna geldik. Görüş ve düşüncelerimi açıkladım, eleştirilerimi yaptım. Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Mühendis Ufuk Sekmen Beyin nazik daveti üzerine ziyaret ettim. Kırk dakika kadar makamında görüştük. Konuya oldukça vakıf. Önemli bilgiler verdi. Benim de, ulaşımla ilgili, kavşak dışında bazı önerilerim oldu. Notlar aldı… Zahiren şunu gördüm: Ufuk Bey iyi bir bürokrat, iyi bir teknokrat, Önü açık. Allah yolunu açık etsin…

**

Konuşmasından şunu anladım. Daha önce hazırlanan projede önemli revize yapıldığı, yüksekliklerin düşürüldüğü, özellikle “yaya ve bisikletlilerin” rahat ve güvenli geçişleri için düzenlemeler yapıldığını, söyledi. Tabii, benim yazılarımın esas dayanağı, “eski proje” olduğu için, bir şey diyemedim. 

**

Bu konuda ki, son yazım; ok yaydan çıktı, temel atıldı, geriye dönüşü yok artık. Sonucu bekleyeceğiz. Umarım ve temenni ederim endişelerim, öngörülerim gerçekleşmez. Hayırlı olsun…

**

Tabii, Belediyelerle ilgili yerel sorunların başında ya da “kök sorun”, imar uygulamaları. Taşınmaz karşısında belediyelerin, hak sahiplerinin, politikacıların, hatırlıların beklentileri yani “rant” ve “oy”. Bu konuda, 1970’li yıllarda, Kayseri nazım/ imar planını yapan Y. Mimar, şehircilik uzmanı merhum Yavuz Taşçı’nın Arkitera Mimarlık Dergisi ile yaptığı söyleşiden, Kayseri ile ilgili kısmın bir bölümünü paylaşıyorum (www.arkitera.comHaziran 2009).

**

Merhum bana, 1978 olacak, Romanya seyahatimizde, Bükreş’te otel lobisinde, benzeri şeyleri anlatmıştı. Tabii, hayatta olmadığı için, söylediklerini veremiyorum. Ama bu minval üzerineydi. Gelelim alıntıya: 

**

Ömer Yılmaz: Konya Projesiyle başlayalım isterseniz, biraz anlatabilir misiniz?

Yavuz Taşçı: Konya gecekondusu olmayan tek şehir, 1.000.000’a yakın da nüfusu var. Konya ve Kayseri’de yapılan planlar Türkiye’nin hiçbir yerinde yapılmamış planlardır. Ben ikisinde de şehrin merkezini başka yere, kentin gelişmesini istediğimiz yöne yönlendirecek alanlara taşıdım. Bunu o tarihlerde görenler yarışmayı kazandığımız halde gerçekleşeceğine inanmadılar ama %98 gerçekleşti.

**

OY: Merkezi taşıma fikri dışında başka tasarım kriterleri nelerdi?

YT: Şehrin merkezini taşıyarak büyüme başlattığınızda giderek kolay satın alınabilir yeşil alanlar oluşup daha sağlıklı kent yapısı oluşturmaya başlıyorsunuz. Bazı kısıtlamalar var: Askeri alan, bombalanan alan, bataklık alan vs. Bu engellerin arasından sıyrılıp belli hedefe doğru direksiyonu düz tutmak lazım.

**

OY: Kayseri’yi bir darbe yemiş gibi görüyorum.

YT: Kayseri Konya’dan zor bir kent. Tüccar bir kent, daha zor şartlarda yaşayan bir kent. Bir imar planı her zaman bir savaştır. Bir yürek meselesidir hem plancı, için hem planı yaptıranlar için. Plancının alacağı kararları belediyeye kabul ettirmek zor bir iştir, halka kabul ettirmek de zor bir iştir. 

**

Bu arada büyümeyi belli koridorlar içinde yürütmeyi sürdürdüğünüz miktarda da itirazlar artıyor. Olmayacak yerler değerlendi, kentin eski merkezinin olduğu yerlerde değerlenme yok gibi. Böylesine sallanan sarkacın bir ucunu tutmak zorundasınız yoksa sallanmaya devam eder. Tarım yapılacak, hava kirliliği olan yerlere yönelebilir gelişme. 

**

Bunu engellediğiniz için karşısında durabilmek çok zor. Konya ve Adana çok iyi örnekler. İstanbul’da bu kontrolları yaratmak zordur. Çok iyi oyunlar yapıp, bağlantılar yapıp bu tür durumları yaratmak mümkündür. 

**

Konya gibi hakkına razı olan insanların bulunduğu yerlerde çalışmak tabi daha kolay. Kayseri’de de son derece yeniliğe ve büyümeye açık sürekli olarak geleceğin iyi olduğunu gördükleri yerde hemen katılan ticaret yapmaya alışmış insanlar var ama bunun yanında eski merkeze yakın yerlerimiz var oralar niye kıymetlenmiyor diyenler de var. Buradaki politikacıların da Ankara ve İstanbul’da bağlantıları var ve yanlış yönde baskı yapabiliyorlar. Ben bir süre daha devam edip Kayseri’yi bıraktım ve gelişmesini istemediğim çukur bir bölgeyi doldurduklarını gördüm.

**

OY: Konya’ya bir de tramvay yaptılar. Planınızda o da var mıydı?

YT: Evet vardı. Ama onlar nereye uyguladılar bilmiyorum. Geçen gün televizyonda izledim belediye yetkilisi şehrin içindeki stadyumu kaldırıp oradan gelen para ile şehir dışında iki stadyum yapıldığını anlattı. Halbuki şehir içindeki bir stadyum aktif bir yeşil alandır, otoparkları tüm hafta boyunca kullanılır. Hafta sonu merkezde kimse yoktur ama spor karşılaşmaları olur, orayı tekrar canlandırır.

**

OY: Alışveriş merkezleri fabrika gibi üretiliyor. Burada da bugün böyle bir dünya var, o stadyum yerine bir alışveriş merkezi yapılacak. Ben de memnun değilim ama gidip baktığımda da kentlinin orayı hafta sonu doldurduğunu görüyorum. O zamanki tasarım kararlarınızı, bugünün dünya koşullarıyla düşünecek olursanız alışveriş merkezleri hakkında neler dersiniz?

**

YT: Ben alışveriş merkezi meselesini pek sevmiyorum. Şehir dışında yapılmaları, hafta sonu arabalarla gidilecek, rekreatif kullanışın uzantısı olarak görülen bir ticaret alanı olması lazım. Sokak ve dükkan ticaretini öldürüyor.

**

OY: Şöyle bir dinamiği var, uluslararası markalar geldiğinde belli kriterler istiyor. Güvenlik, kaç kişi girecek çıkacak, ısıtma soğutma vs. Sokak ticaretinde bu yapılamıyor. Bunu nasıl değerlendiririz? Sizin de Ikea torbanız burada mesela. Bence bu kapitalist değil aksine sosyal bir durum. Eskiden milyonlarca liraya satılan mobilyalar artık çok daha ucuza satılabiliyor.

**

1965’ten bugüne Konya ve Kayseri’yi tekrar planlama şansınız olsa aynı şekilde mi yaparsınız? Aktörler değişmedi mi?

**

YT: Evet aynı şekilde tasarlarım. Spekülatif veya olmaması gerektiği halde belediyenin sahip olduğu kolaylıklarla elde edilen imkanlar sayesinde yaratılan imarlarla ortaya çıkan yapılar var. O büyüklükte bir kentin, o ekonomik büyümesi tahmin edilen ticaret merkezinin, ne büyüklükte ve nerede olacağını saptarsınız ve onun içinde yer bulabilirse oluşur. Bunun içinde yer alamayıp da ben şurada boş yer buldum oraya yapayım derseniz sizin işletmeniz için de zararlı olur. Onların mal sattıkları insanlar belli bir kesim. Pahalı markaların olduğu dükkanlardan oluşuyor, arabayla gidilebiliyor.