NEBAHAT ERDOĞAN


KADINLARIMIZIN DÜNÜ VE BUGÜNÜ

Türkiye'de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlandı. 1975 yılında ve onu izleyen yıllarda daha yaygın, ve yığınsal olarak kutlandı, kapalı mekanlardan sokaklara taşındı.


DÜNYA KADINLAR GÜNÜNÜN TARİHÇESİ

Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak yolunda verdiği savaşın başlangıcı, 8 Mart 1857 yılında Amerika'nın New York kentinde tekstil sektöründe çalışan yüzlerce kadının düşük ücretlerini, uzun çalışma saatlerini ve insanlık dışı çalışma koşullarını protesto etmek için grevler yapıp. Bu grevler sırasında çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can vermiş, bu olaylardan 52 yıl sonra (1910), Danimarka'nın Kopenhag kentinde düzenlenen II. Sosyalist Enternasyonal toplantısında Clara Zetkin'in önerisiyle, 1857'de başlayan, kadın haklarının kazanılması ve kadınların birlikteliği mücadelesinin her yıl "Kadın Günü" olarak kutlanması kararlaştırılmıştır.

1977 de, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda 8 Mart, "kadın hakları, uluslararası barış günü" olarak kabul edildi.

Bu gün Türk milleti,modern  ve çağdaş görünüşüne kadar güzel olan ne varsa Atatürk'e ve O'nun kurduğu Cumhuriyete borçludur.

Yıl 1926 Medenî Kanunuyla aile ve toplum hayatında kadınlara çoğu batılı ülkeden daha önce ve geniş haklar tanınmıştır. Birçok batı ülkesinden önce Atatürk tarafından Türk kadınlarına bu haklar verilmiş ve hatta adeta sunulmuştur. Türk kadınları, Mustafa Kemal Atatürk gibi bir lidere sahip oldukları için, kendilerini oldukça şanslı saymalıdırlar.

Cumhuriyet tarihinde kadınlara sunulan ilkler ;

-Bu şekilde düşünen Mustafa Kemal'in kurduğu Cumhuriyet'te kadınlar, önce 3 Mart 1924 tarihli Tevhîd-i Tedrisât Kanunu ile eğitimde erkeklerle eşitliği kazanmışlardır. 

1926 yılında kabul edilerek Türk kadınlarını "şeriat" zincirinden kurtaran Medenî Kanun ile, erkeğin çok eşliliği ve tek taraflı boşanmasına ilişkin düzenlemeler kaldırıldı, kadınlara boşanma hakkı, velayet hakkı ve malları üzerinde tasarruf hakkı tanındı.

Yıl 28 Kasım 1928'de  Daha önce hiçbir Türk kadınının görev almadığı alanlardan biri olan Avukatlık mesleğinde ilk Türk kadın avukatı olma unvanına sahip olan Beyhan Hanım ilk duruşmasına İstanbul 1.Ticaret Mahkemesinde katılmıştır.

Yıl  31 Temmuz 1932' de Türkiye güzeli Keriman Halis' in, Belçika' da yapılan yarışmada dünya güzeli seçilmesi üzerine Atatürk O'na "Ece" unvanını verir 

Yıl 1927'de ilk defa bir bayan avukat Bediye Hanım İstanbul Barosu'na kayıt olmuştur.

Yıl 1928'de İstanbul Fen Fakültesi'nden mezun olan 5 bayan kimyacı Türkiye için bu dalda ilk örneklerdir. Yine bu yıl ilk kez bir kız öğrenci Yüksek Mühendislik Okulu'na girmiştir.

1928'de çıkarılan "Türk kadın doktorların on sene müddetle hizmet-i mecburiyeden muafiyetleri hakkında kanun"5 ile mecburî hizmetten çekindikleri için doktor olmak istemeyen kadınların tıp mesleğine ilgi göstermeleri sağlanmıştır. Nitekim 1930'dan itibaren kadın doktorlar görev yapmaya başlamışlardır.

1928'de amacı annelerin sağlık ve sosyal ihtiyaçlarını gidermek ve çalışan anneler için kreşler açmak olan Himaye-i Etfâl Kadın Cemiyeti kurulmuştur.

Yıl 1933'te Kız çocuklarına meslekî eğitim vermek amacıyla Kız Teknik Öğretim Müdürlüğü oluşturulmuştur.

Yıl 1936'da Kadınların çalışma hayatına düzenleme getiren İş Kanunu yürürlüğe girmiştir, siyasî hayata atılmaları konusunda da ilk adım III. TBMM döneminde atılmış, 3.4.1930 tarihli 1580 sayılı Belediye Kanunu'yla kadınlara Belediye meclislerine üye seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır.

Yıl 18 Nisan 1935' de Dünyada milletler arası ilk kadın kongresi Atatürk'ün himayesinde İstanbul'da toplanmış ve bu kongreye dünyanın dört bir yanından gelen kadınlar katılmıştır. Atatürk "Milletler arası İlk Kadın Kongresi" delegelerine şöyle seslenir:"Türk kadınının dünya kadınlığına elini vererek, dünyanın barış ve güveni için çalışacağına emin olabilirsiniz."

Bu kararlar ışında Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’le ne kadar övünsek azdır ve minnet borçluyuz ATAMIZA… Peki bu bilgiler ve ilkler karşısında şimdiki dönemde yaşanan gelişmelere bakacak olursak,

sadece bir günlüğüne, yere  göğe sığdıramadığımız , erkeklerle eşitliklerinden, haklarının verilmesinden  bütün kurum ve kuruluşların, siyasi liderlerin “Kadınlarımız baş tacımız”diyerek sözde kalan açıklamalar kalıyor… “kanunlar ve yasalar sizin neyinize gerek” der gibi etraftaki kadınlara verdikleri birer karanfille bir sonraki 8 Martta kadar görev tamamlanıyor… maksat dostlar alış verişte görsün… gerisi hikaye…

Mahalle baskısı, İşlenen suçlar cinayetler, Kadına karşı şiddetler, saymakla bitmeyen tacizler…

ve bugün yine bu konu başlıklarıyla ilgili açıklamalar yapılacak, önüne geçilmesi gerektiği vurgulanacak, kadınlarımızın yanındayız diyerek sözde kalan ifadeler yer alacak….

  • İktidar tarafından yıllar içinde kadınlar hakkında sarf edilen sözler cumhuriyet tarihinde kadınlara verilen ilkler arasında ki düşünce farkını açıkça ortaya koyuyor…
  • Örnekleri sıralarsak;
  • Kadınsa o da iffetli olacak. Mahrem namahrem bilecek. Herkesin içerisinde kahkaha atmayacak, bütün hareketlerinde cazibedar olmayacak" diye konuştu.
  • “Hanımefendi sus, bir kadın olarak sus…” sözü 
  • Hamile kadının sokakta gezmesi uygun değildir.
  • Erdoğan I. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi'nde yaptığı konuşmada 'kadınla erkeği eşit konuma getirmenin fıtrata aykırı' olduğunu söyledi!
  • Eski Maliye Bakanı Şimşek işsizlik ile ilgili yaptığı bir konuşmada "İşsizlik oranı niye artıyor biliyor musunuz? Çünkü kriz dönemlerinde daha çok iş aranıyor. Özellikle kadınlar arasında kriz döneminde işgücüne katılım oranı daha artıyor" yani kadın iş aradığı için işsizlik artıyor,  düşünceye bakın hele…
  •  Uğur Işılak, katıldığı bir televizyon programında "Kadının fıtratında erkeğe köle olmak var" ifadelerini kullandı. Sanırım ailesindeki kadınları köle olarak kullanıyor sanatçı müsveddesi…

Görünen o ki bu düşüncelere sahip bir ülke yönetimi ,kadınları ve kadın haklarını ciddiye almadığının göstergesi olarak karşımıza çıkıyor…

  • “O saatte sokakta ne işi vardı” diyerek  suçun tamamını kadınlara yükleyerek kadın cinayetleri meşrulaştırılıyor….

Kadın cinayetlerinde savcı karşısına çıkan caniler ise,bir kravat takmayla iyi hale bürünüyor adaletin tecelli ettiği nokta bu…. Ülkemizde ki adalet sistemi bir kravata bağlı kaldığı sürece daha çok kadınlarımız bir kravat kurbanı olacak…

 “Bir toplum, cinslerden yalnız birinin yüzyılımızın gerektirdiklerini elde etmesiyle yetinirse, o toplum yarı yarıya zayıflamış olur. Bizim toplumumuzun uğradığı başarısızlıkların sebebi, kadınlarımıza karşı ihmal ve kusurdur.” Bu vesileyle;

Ulu önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün bu sözü ülkemizin içinde bulunduğu olmsuzlukların neticesidir.

Tüm Kadınlarımızın Dünya kadınlar günü kutlu olsun