MUSTAFA CENGİZ


KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI TEK GÜÇ BİRLİK-BERABERLİK!...

Türkiye’de temel sorun şu. Değersizleştirmek. Kadını. Doktoru. Avukatı. Mühendisi. “Giderlerse gitsinler!” mantığı. Eğitimli kadın onlar için en büyük tehlike. Tehdit unsuru. Zira onları kullanamazsınız. Zekidirler, yüreklidirler, haklarını bilir ve sonuna kadar savunurlar… Orta Doğu’dan gelecekler vasıfsızlar kullanıma daha da elverişli de ondan. Hiçbir şeye itiraz etmeyecekler. Vatansız kalmanın ezikliği ile her şeye boyun eğecekler. Türk gibi asil bir milletin evladını kendi topraklarından etmek adına kadını-erkeği ile uygulanan politikalardan en büyük mağduriyet şu anda her gün yeni bir cinayete kurban giden kadınımız yaşıyor. Ve… Yaşatılmaya de devam ediyor. Anamız, Bacımız, karımız, kızımız olan kadınımıza bu kadar zulmü reva görmeyin lütfen. Neşet Ertaş ustanın dediği gibi… "Kadınlar insandır, biz insanoğlu"


Ağustos ayının ilk iki haftasında en az 18 kadın öldürüldü. 

Açıklama “Kadına şiddet!” konulu basın bülteni.  

Peki bu konu sadece belli bir partinin ya da belli bir görüşün mü sorunu?

Yıllardır yazar, çizeriz.

Türkiye nüfusunun yarısı kadın ve erkek.

Yani yüzde 50/50’lik bir eşitlik söz konusu.

Peki bu eşitlik toplumun her alanında mevcut mu?

Nerede?

Birçok kadın bile kendisine verilen haklardan hem habersiz, hem de “Beyim ne derse olur!” mantığı içerisinde dört duvar arasında hayatını idame ettirmeye çoktan razı.

SORUN ASLINDA EVRENSEL…

Bu konunun sadece ülkemize ait bir sorun olmadığı ortada.

En gelişmiş ülkelerde bile Kadın cinayetleri var.

Ancak rakamsal bazdaki verileri düşük hali ile…

Erkek ve Kadının yaşadığı her ortamda şiddet var.

Zira şiddeti doğuran birçok öğe birlikte yaşamın getirdiği yetersizliklerden, karşılıklı anlaşmazlıklardan kaynaklanıyor. 

Bu köşede zaman zaman kadına şiddet ve buna bağlı cinayetleri üzülerek yazıyorum.

Ülkemizde ne yazık ki ortalama her gün bir Kadın cinayetini duymanız mümkün.

Kadına uygulanan şiddetin türleri değişik.

Dayak ilk öncelikli madde.

Kötü ekonomik koşulların bunu tetiklediği herkesin malumu. 

Bunun ne yazık ki önü alınamıyor maalesef…

GEÇEN HAFTA ÜÇ CANA KIYILDI…

Sadece geçtiğimiz hafta sadece bir günde 3 kadın, boşanmaya çalıştığı, evli olduğu erkek tarafından öldürüldü. 

İktidarın sürekli tekrar ettiği “şiddete sıfır tolerans” sözlerinin ve “kadına yönelik şiddet azaldı” iddiasının gerçekliği yansıtmadığı her yeni kadın cinayetinde, kadına yönelik şiddete yapılan her ihmalde bir kere daha ortaya çıkıyor. 

Kadına yönelik şiddetin boyutlarının da cezasızlığın da arttığı bu noktaya adım adım gelindi. 

YILLARA GÖRE İSTATİSTİKLER…

İstanbul Sözleşmesi’nden tek adamın imzasıyla çıkılan yıl 2021’de toplam 280 kadın cinayeti işlenmişken 2022’de bu sayı 334’e, 2023’te ise 315’e çıktı. 

2024’ün ilk 7 ayında ise en az 249 kadın cinayeti gerçekleşti.

Bu rakamın nereye gideceğine dair ciddi endişelerimiz var şüphesiz.

Önü alınamıyor zira.

Olayın önüne “Namus Cinayeti” yaftası yapıştırdınız mı “Akan Sular duruyor!” maalesef bu ülkede.

Kadının namuslu olmasını isteyen toplumun erkeğe verdiği özgürlükler ve bakış açısı ile “Erkektir yapar… Elinin kiri!” mantığı.

Namus konusunu kadınlarla sınırlamak ne kadar yanlış olsa da toplumun olaya bakış açısı bu.

2024 Yılında bu kadar cahillik, bu kadar cana kast ve kadın haklarına olan saygısızlık.

Ne demeli bilmem?!...

EMEĞİ UCUZLAŞTIRMA…

Son 25 Yıllık süreçte iktidarın kadınlara ilişkin yaptıklarının karnesi kırıklarla dolu: 

Başta emeği ucuzlaştırma, güvencesizleştirme, yoksullaştırma, kamusal hizmete erişimin önünü kesme, bakım yükünü kadınların sırtına yükleme, kadınları ve çocukları şiddetten koruyan yasalara saldırma, şiddeti önleme mekanizmalarını etkin çalıştırmama, kadına yönelik şiddette ihmali olan kamu personellerini şiddete, cinayete açık hale getirme ve korumasız bırakma... 

Yaptıkları yapacaklarının teminatı. 

ŞİDDETİ ÖNLEYECEK TÜM 

MEKANİZMALAR HEDEFTE! 

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, etkin uygulanmıyor; hatta kanun doğrudan cemaat ve tarikatlar tarafından hedef alınıyor, iktidarın bir pazarlık malzemesine dönüştürülüyor. 

Kadınları şiddete karşı koruyan tüm kanunlar ve politikalar “aile birliğini bozuyor” denilerek hedefe alınıyor. 

Medeni Kanun sil baştan kadının eşitsiz, şiddete açık bir hale daha çok getirilmesinin önünü açacak şekilde değiştirilmek isteniyor. 

Kadınlar boşanmak istedikleri için öldürülürken boşanmaları engellemek, kadınları şiddet dolu evliliklere mahkûm edecek aile arabuluculuğu iktidar sözcülerinin dilinden düşmüyor. 

Şiddetle burun buruna kalan kadınlar koruma kararı aldırmak için kendisini hırpalarken iktidarın kolluk kuvvetlerinden mahkemelerine kadar şiddet görmezden geliniyor. 

Kadınlar şiddetle, öldürülme tehdidiyle karşı karşıya kaldıklarında şikayetleri hakkında “kovuşturmaya yer yoktur” kararları veriliyor, verilen koruma kararlarının uygulanmaması ise kadınların ölümlerine sebep oluyor. 

Asgari ücretin açlık sınırının altında kalması, kadınların kayıt dışı çalıştırılmasının yaygınlaşması, esnek çalışmanın teşviki, yeteri düzeyde sığınma evinin olmaması gibi faktörler; kendisi, çocukları için güvenli bir yaşam kurmak isteyen kadınların önüne koyulan engellerden. 

HAKLAR VE HAYATLAR İÇİN MÜCADELE! 

Bunların karşısında bir araya gelen kadınlar ise gerek bir sokak röportajında özgürlük istediği için, gerek bir grevde onurlu çalışma koşulları talep ettiği için, gerek şiddeti körükleyecek politikalara karşı çıktığı için tek adam iktidarı ve onun kolluk kuvvetlerini karşısında buluyor. 

Kadına yönelik şiddetin önünü açan, önleyici mekanizmaların etkin çalışmasını engelleyen, kadınların kazanılmış haklarını hedefe koyan iktidara karşı kadının gücü birliğinden geçiyor!                            

-Sığınma evlerinin sayısı artırılsın, şiddete uğrayan kadınlar tam güvenceye alınsın.                             

-Cezasızlık politikaları son bulsun, faillere caydırıcı cezalar verilsin.                                                

-6284 sayılı Kanun etkin uygulansın.

TEMEL SORUN…

Türkiye’de temel sorun şu.

Değersizleştirmek.

Kadını.

Doktoru.

Avukatı.

Mühendisi.

“Giderlerse gitsinler!” mantığı.

Eğitimli kadın onlar için en büyük tehlike.

Tehdit unsuru.

Zira onları kullanamazsınız.

Zekidirler, yüreklidirler, haklarını bilir ve sonuna kadar savunurlar…
Orta Doğu’dan gelecekler vasıfsızlar kullanıma daha da elverişli de ondan.

Hiçbir şeye itiraz etmeyecekler.

Vatansız kalmanın ezikliği ile her şeye boyun eğecekler.

Türk gibi asil bir milletin evladını kendi topraklarından etmek adına kadını-erkeği ile uygulanan politikalardan en büyük mağduriyet şu anda her gün yeni bir cinayete kurban giden kadınımız yaşıyor.

Ve… Yaşatılmaya de devam ediyor.

Anamız, Bacımız, karımız, kızımız olan kadınımıza bu kadar zulmü reva görmeyin lütfen.

Neşet Ertaş ustanın dediği gibi…

"Kadınlar insandır, biz insanoğlu"