Bilmeyenlere, bilmek istemeyenlere, yok sayanlara ufak bir anımsatma yapacağım. “Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak” dizeleri ile başlayan, merhum Mehmet Akif Ersoy tarafından, yazılan, Gazi Meclis tarafından ayakta alkışlanarak kabul edilen Marş. Bizim, ulusumuzun “Milli Marşı.” Göğsümüz kabararak, gururla okuruz. Dili Türkçe; Anayasal güvence altındadır. Anayasa tanımazlara bir anımsatma daha yapacağım:
**
“Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın ilk 4 maddesi; devletin şeklinin Cumhuriyet olduğunu, temel niteliklerini (laik, demokratik, sosyal hukuk devleti), bütünlüğünü, dili, bayrağı, milli marşı ve başkentini tanımlar. Bu maddeler, devletin kurumsal kimliğini korur ve değiştirilmez, değiştirilmesi teklif dahi edilemezler” arasında.
**
Madde 3 – “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay-yıldızlı al bayraktır. Millî marşı ‘İstiklâl Marşı’dır. Başkenti Ankara’dır.” Ama diyeceksiniz ki, “kim dinler Anayasa’yı!” Haklısınız.
**
Bu ülkede “garibülacayip” işler oluyor. Öyle ki, “vaka ı adiye”den olmaya başladı, bazı değerler saldırılar artık. Toplumun sinir uçları ile oynamaya başladılar. Cumhuriyete ve Cumhuriyet devrimlerine saldırıların dayanılmaz acısını çekiyoruz. “Ya sabır!” çekmekten başka bir şey gelmiyor elimizden. Bir kısmımız da; “Edep ya hû, bu da geçer ya hû!” diyordur muhakkak.
**
Her şey aklıma gelirdi de, Türk okullarında, Türkiye’de, gencecik yavrulara, İstiklal Marşımızın Arapça okutulacağı hiç aklıma gelmezdi. Hem de il protokolünün huzurunda. Bakınız olay nerde ve nasıl olmuş?
**
Karamanoğlu Mehmet Bey; yayımladığı bir fermanla, Anadolu'da Türkçeyi resmî dil ilan etmiş 13 Mayıs 1277 tarihli bir fermanla:
**
Fermanda; “Şimden gerü hiç gimse divanda, dergâhda, bergâhda, mecliste, meydanda ve dahi her yerde Türk dilinden özge söz söylemeye", deniyor. O nedenle; Karaman’a, haklı olarak “Türkçe’nin başkenti” derler. Olay, bu fermanı yayınlayan Karamanoğlu Mehmet Beyin yaşadığı topraklarda, Karaman’da oluyor.
**
Büyük Gazi, sanırım Havza olacak. Halkı yorgun, bedbin, bitkin, umutsuz görüyor ve şu sözü söylüyor: “Beyler, Anadolu bozkırında, Torosların eteğinde, bir yörük çadırından duman çıkıyorsa, asla umudunuzu kesmeyin!”, diyor. İşte bu topraklar olayın geçtiği yer. Ve Mustafa Kemal Atatürk de “Kocacık Yörüklerinden” (Kocacık/Kızıl-Oğuz Yörük-Türkmenleri). Rivayet olunur ki ataları, buralardan Rumeli’ye göç etmişler.
**
Baba tarafımız da “Çöplüoğlu yörüklerinden (Avşarlarından)” gurur duyarım. Yıllar, yıllar, yıllar öncesi “Göller bölgesinden” gelip İncesu/Kızılören’e yerleşmişler. Rahmetli dedem, 1881 doğumluydu; köyünü bilmezdi. Demek ki, çok daha önce merkeze gelmişler. “Kızılviranlıoğlu” lakabı ile anılır, bizim aile.
**
Rahmetli Peder, Akif’i çok sever. Adeta, “Safahatı” ezbere bilir, Akif ismini duyunca ağlardı… Tıpkı Atatürk ve İsmet Paşa gibi. Neyzen için hürmeten, “Hazreti Neyzen” diye başlardı söze. Öldüğünde, bine yakın kitap bırakmıştı bize, hem de ne kitaplar. Namazını kitabın kavline göre kılar; rahmetli anam bazen; “Babamı namaz kılarken, öldü sanırmış!” Öyle ya, çok uzardı namazı…
**
Birinci için “beş yüz lira” verilecek. Akif, “Milletin marşı para ile yazılmaz!”, diyerek, yarışmaya katılmak istememiş. Merhum Hamdullah Suphi Tanrıöver’in ısrarı üzerine katılmış, şiiri birinci gelmiş. Koca Akif, parayı almamış.
**
Sıkı durun, Merhum Akif parayı ret ettiğinde palto alacak parası yokmuş, dostu, arkadaşı Eşref Edip merhumun paltosunu giyermiş. “Taceddin Dergahı”nda yatıp kalkarmış.
**
Madem söz Akif ve İstiklal Marşı’ndan açıldı, bir bilgi daha vereyim: Merhuma sorarlar; “bir daha İstiklal Marşı yazmak gerekirse, kimin yazmasını istersin?” Cevap şu: “Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın”. Nokta… O nedenle, yeni marş yazmaya, yazdırmaya kimse teşebbüs etmesin. Buna da nokta.
**
Şimdi olayı veriyorum: “İstiklal Marşı'nın kabulünün 105. yıl dönümü dolayısıyla Karaman'daki Piri Reis Kültür Merkezi'nde anma programı düzenlendi. Cahit Zarifoğlu İmam Hatip Ortaokulu tarafından organize edilen programa il protokolü ve çok sayıda öğrenci katıldı. Öğrencilerin İstiklal Marşı'nı Arapça olarak okuması tepki çekti.”
**
Tabii, tepkiler de peş peşe geldi. Tepki verenlerin arasında CHP, İYİ Parti ve MHP İl Başkanı vardı. Ama nedense AK Parti ve MHP üst düzey yöneticilerden bir tepki gelmedi. Yok geldi de ben mi atladım, bilemiyorum. Dilim varmıyor ama “sükut ikrardan gelir!” kavline mi sığındılar?
**
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile İYİ Parti Genel Başkanı Musaavat Dervişoğlu açıkça tavır koydular, şiddetli bie biçim de eleştirdiler.
**
CHP Karaman Milletvekili İsmail Atakan Ünver, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada duruma sert tepki göstererek konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne taşıdığını duyurdu. “İstiklal Marşı milletimizin bağımsızlığının simgesidir ve dili Türkçedir" ifadelerini kullandı. Ayrıca; “Karaman Valiliği ve Milli Eğitim Bakanlığı'na soruşturma başlatılması çağrısında bulundu.”
**
İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez ise "Türk çocuklarına neden Arapça İstiklal Marşı okutuyorsunuz? Derdiniz Türkçeyle mi yoksa İstiklal Marşıyla mı?" sözleriyle tepkisini dile getirdi.
**
MHP Karaman İl Başkanı Muhammed Mustafa Gözel de; "Kamuoyuna Duyuru" başlığıyla yaptığı açıklamada; “İstiklal Marşı'nın Türk milletinin milli duygularını” yansıtan bir eser olduğunu vurgulayarak yerel yöneticileri ve idarecileri konuyla ilgili idari yaptırım için göreve davet etti.”
**
Peki, Mahmut Arıkan, Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu’ndan bir çıt çıktı mı? İnanın görmedim. Gören, duyan, bilen varsa, bana bildirsinler. Bunlar da mı “sükut ikrardan gelir!” diyorlar, acaba?. Çok acı.


