MUSTAFA T. 3-4 AY ÖNCE
EŞİNDEN AYRILINCA
BUNALIMA GİRMİŞ!
47 Yaşındaki Mustafa T., yaklaşık üç-dört ay önce şiddetli geçimsizlik nedeniyle eşinden ayrılmış. Biri 7 diğeri de 8 yaşında olmak üzere biri kız diğeri erkek olmak üzere iki çocuk babası. Serbest meslek sahibi oluşu nedeniyle iş buldukça işe gidiyordu. Eşinden ve çocuklarından ayrılmış olması nedeniyle bunalım geçiriyordu. Ünlü bir tarikat şeyhinin kampına gitti. Sonra Fevzi Çakmak Mahallesi’nde bir cinciye gitmiş. Derdine cincide çare aramaya çalışmış. Ancak bunalımı daha da artmış.
BENİM KUŞUM REZİDANSIN
ÇATISINA KONDU DİYE
DİRETİNCE!
Lüks Rezidans’ın girişindeki güvenlikçilerle muhabbetini ilerleten Mustafa, olay günü yanlarına gittiğin de “Benim güvercinim bu binanın çatısına konmuş, çıkıp alayım!” demiş. Güvenlikçiler önce “Olmaz! Yasak!” demiş. Fakat ısrar üzerine, birisi, “Peki o halde birlikte çıkıp bakalım!” demiş. 23.kata çıkıp baktıklarında çatı da kuş olmadığını görünce inmeye koyulmuşlar. Birkaç kat indiklerinde Mustafa, “Benim kuşun sesi geliyor, tekrar bir çıkıp bakayım!” diye ısrar edince, güvenlikçi de “Haydi sen bak da gel, ben burada bekliyorum!” demiş. Mustafa tekrar çatıya çıktığında 23. kattan kendisini boşluğa bırakmış.
Mustafa T. 47 yaşındaydı…
Yakın dostlarının söylediklerine göre aslında Mustafa yapı olarak sempatik, sevecen ve dost canlısı biriydi…
Fotoğrafı bana ulaştığında gördüm ki anlatıldığı gibi gerçekten tüm sempatikliği yüzünden ayan-beyan okunuyordu…
Özü; Kayseri’nin yerlisi… Anası Güneşliliydi…
Anne-baba hayatta ve bir de erkek kardeşi varmış…
Okuyamadı, serbest meslek erbabı olmuş… Yani her işe gidermiş…
Bazen İŞKUR’a başvurur, bazen de eş-dost aracılığıyla bölük-pörçük iş görür, üç beş kuruş kazanırmış…
Fakat son zamanlar da fazla da işe gidemez olmuştu… Eşiyle de araları açılmış, yaklaşık 3-4 ay önce de ayrılmışlar… Biri kız diğeri erkek olmak üzere iki çocuk babasıydı… Kız çocuğu 7, erkek çocuğu ise 8 yaşlarındaydı…
Kamuoyunda bilindiğinin aksine o lüks rezidansta değil Anayurt’ta oturuyordu…
İş yok, güç yok, aile düzeni bozulmuş, eşinden ve çocuklarından ayrı kalmıştı… Son günler de hep bunalım içindeydi… Arkadaşlarının tavsiyesi üzerine ünlü bir tarikat şeyhinin bile kampına gitmiş bir hafta falan kalmış, içinde ki bunalım geçmeyince dönüp gelmişti…
Talas’tan gelirken yolda bir otostop çekti, vatandaşın birisi durdu ve aracına aldı… Yolda sohbet, muhabbet ilerleyip de Mustafa, “Bunalıyorum, ruhum daralıyor!” deyince Mustafa’yı arabasına alan vatandaş, “Tam da senin ilacın bende!” demiş ve Fevzi Çakmak Mahallesi’nde yıllıdır faaliyet gösteren ünlü bir “Cinci Hocanın” adını vermiş ve “Sen oraya git, seni bir okusun üflesin ne derdin ne tasan kalır!” demiş…
Çaresizlik içinde kıvranan Mustafa kalkmış Fevzi Çakmak Mahallesi’nde ki o meşhur “cinsi hocaya” gitmiş… O meşhur “Cinci Hoca da” meğer elini oğlu ve kızına vermiş…
Mustafa’yı odaya almışlar… Gözlerini kapa, ellerini masanın üzerine koy demişler… Yani Mustafa ne dedilerse yapmış! Ama ne var ki Mustafa’nın sıkıntısı geçmediği gibi artmış! Hatta dostlarının iddiasına göre, Mustafa iki gün sonra gitmiş, “Siz benim sıkıntımı gidermediğiniz gibi içime şeytan soktunuz!” diye işyerlerinin camını-çerçevesini indirmiş ve verdiği parayı da geri istemiş…
Yani Mustafa günlerce böyle bir sıkıntı yumağının içinde debelenip durmuş…
İşte tam da o bunalımlı günlerde zaman zaman önünden gelip geçtiği Forum AVM’nin içinde yeralan The Kayseri Forum Rezidans’ın girişindeki güvenlikçilerle muhabbetini ilerletmiş…
Bir gün, iki gün… En son olay olduğu gün yolu yine oraya düşmüş ve orada ki güvenlikçilere, “Benim güvercinim sizin rezidansın tepesine konmuş! Çıkıyım da indireyim!” diye tutturmuş…
Güvenlikçiler önce, “Yasak! Olmaz!” demiş!
O ısrar etmiş! Sonra güvenlikçilerden birini razı etmiş, “İyi, peki o halde birlikte çıkalım!” demiş. Bir temizlik görevlisi bayan ile birlikte çıkmışlar 23. Katın damına… Damda değil güvercin kuş bile yokmuş! Güvenlik elemanı, “Kuş-muş yok burada haydi inelim!” demiş. İnerken asansör yerine merdivenleri kullanmışlar… Bir-iki kat inince bu kez Mustafa, “Bakın! Benim kuşun sesi geliyor, buraya kadar çıkmışken tekrar ben bir bakıp geleyim!” diye ısrar etmiş. Güvenlik elemanı çaresiz, “İyi, haydi bakta gel, biz burada bekliyoruz!” demiş… Temizlik elemanı bayan ile birlikte onlar beklerken tekrar çatıya çıkan Mustafa bir anda 23. kattan kendisini boşluğa bırakmış…
Ortada son derece vahim bir tablo var…
Allah kimsenin başına vermesin…
Keşke Mustafa yok tarikat kampıymış yok cinsiymiş falan yerler de derdine çare aramak için dolaşmak yerine, biri elinden tutup bir psikoloğa bir psikiyatriste götürse idi…
Güzelce tedavi görseydi…
O güzel o sempatik, güleç yüzlü insanın hayatı böylesine vahim bir şekilde noktalanmasaydı…
Geride bayram ağzı bu acıyla kahrolan bir anne-baba, kardeş ve iki çocuğu ile ayrıldığı eşi kaldı…
Şimdi herbiri bu vahim olayın derin acısını yaşıyor…
Allah herbirine sabır versin…
Lafı daha fazla uzatmaya gerek yok, olayın özü bu…


