Dostlar, bir yandan erişkin her erkeğin kaderi prostat kanseri ile cebelleşirken, diğer yandan “ofice program”, “günün doldu ha kitleriz” derken yani stres altındayken, yazmak gerçekten zormuş. Allah’tan tedavim, ehil ellerde devam ediyor… Reklam olur mu bilemem, ACIBADEM hastanesinin doktorları nezaretinde tedavi sürüyor.
***
Bu vesile ile özellikle gençlere sesleniyorum; 45 yaşını doldurduğunuz anda hiçbir belirti yokken mutlaka mutlaka hastanelerimizin bir üroloji kliniğine başvursun. Daha yaşlılar da PSA değeri düşük çıkıyor diye sevinmesin. Ben yaklaşık on yıldır PSA da dahil rutin kan tahlilleri yaptırırken hep PSA değerleri 1,5-2,5 arasında çıkardı. Fakat bu yıl yani bir yıl sonra, farklı yerlerde eş zamanlı iki ölçüm sonunda 56-61 çıktı. Hikayede böyle başladı. Umarım bu uyarım dikkate alınır.
***
Bu önemli uyarıdan sonra gelelim konumuza… Öyle bir süreçten geçiyor ki, onu yazsan alınıyorlar; bunu yazsan alınıyorlar… Ona dokunsan alınıyorlar, buna dokunsan alınıyorlar. İnternet sitelerinde, yayınlarında yanlış ya da güncel olmayan bilgi veriyorlar, uyarıyorsun, teşekkür edeceklerine alınıyorlar… Birliğimizi, dirliğimizi, beraberliğimizi “bozmayalım, arkadaşlar!” diyorlar...
***
İyisi mi sizlere bugün, suya sabuna dokunmayan, zaman zaman sağdan soldan “alıntılarımdan” bir demet sunayım... İnşallah bunlara alınmazlar…
* * *
35 Yaş şiirinden bir bölüm:
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç fark ettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
* * *
Cahit Sıtkı'ya kulak vermeye devam edelim:
Ne doğan güne hükmüm geçer,
Ne halden anlayan bulunur;
Ah aklımdan ölümüm geçer;
Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.
Ve gönül Tanrısına der ki:
Pervam yok verdiğin elemden
Her mihnet kabulüm, yeter ki
Gün eksilmesin penceremden!
* * *
1909 İstanbul’unda en büyük suç ‘irtica’, en büyük suçlu ise ‘mürteci’... Kabul böyle. Öyle ki, o yıllarda evlâdını kaybeden Şair Eşref, def-i gam için şu ikiliyi düşmüş:
Dolanıp durma derûnumda ey gâm,
Yoksa seni mürteci diye ihbar ederim.
* * *
Ziya Paşa'nın ünlü ikililerinden biri:
İdrak-ı meali bu küçük akla gerekmez;
Zira bu terazi o kadar sıkleti çekmez.
* * *
Tarih boyunca da ülke yönetimleri, yani “politika” hakkında, neler ve neler söylenmemiştir ki... Tabi, aşağıdakilerin günümüzle ilgisi yoktur. Umarım alınmazlar…İşte birkaç örnek; muhtemelen Çetin Altan’dan aşırdım: Bundan 2400 yıl önce yaşamış olan ünlü tiyatro yazarı ve mizahçısı Aristofanes: “Politikacılar mı, onlar maymunlarıdır, halkın.”
* * *
Anatole France da, 1894’te şöyle yazmış: “Her türlü yetenekten o kadar da yoksun değilim, politikayla uğraşmak için.”
* * *
300 yıl önce yaşamış olan Alexander Pope’dan da bir cümle: “Siyasal bir parti, birkaç kişinin çıkarı için; çoğunluğun aklını yemesidir.”
* * *
Karşıdaki, demirden örümcek ağlarının tepelerindeki kalaslar üstünde çalışan işçiler, pek farkında olmasalar da; “politika”nın bir tanımlaması da şöyle: “Halka hizmet vaadiyle iktidara gelip, halkı kendine hizmet ettirme uğraşıdır.”
* * *
Padişah III. Osman tarafından, 250 yıl önce sadrazamlığa getirilen şair Ragıp Paşa’nın ünlü ikilisi:
Mihneti kendine zevk etmedir alemde hüner
Gam-ü şadi-i felek böyle gelir böyle gider
Gam-ü şadi-i felek; “hayatın gamlı sevinci” anlamına geliyormuş.
Değerli dostlar maalesef telefonlara yanıt vermiyorum. Facebook üzerinden mesaj gönderebilirsiniz. Şimdiden teşekkürler.


