MUSTAFA CENGİZ


İNANDIĞIMIZ DİN Mİ? YAŞADIĞIMIZ DİN Mİ?

Hz. Ömer’in (RA) kulaklarımıza küpe olması elzem tarihi sözü ile bitirelim o zaman. “İnandığınız gibi yaşamazsanız, Yaşadığınızı din zannedersiniz!” Bu nedenle iyi öğrenmek zorundayız. Şu anda gelinen noktaya bir bakın Allah aşkına!... Bu nedenle indirilene mi, uydurulana mı inanacağız?! Allah’ın ilk emri “Oku” Peki ne kadar okuyor, dini kimden öğreniyoruz? Aklını kiraya veren, geleceğini birilerinin eline teslim eden bir toplum nereye varabilir?


Sanırım zamanı geldi.

Epeydir bu köşede yer veremiyordum kendisine.

Bakalım son günlere dair neler paylaşmış?

Kendisi Kayserili.

Tanıdığınız bir isim.

Din alanında da epey ses getiren farklı yaklaşımları var.

Diyor ki; Mülk Allah'ındır. Göklerde ve yerde yastık altı dahil.

Kim mi?

R.İhsan Eliaçık@rihsaneliacik

Buyurun başlıyoruz.

BU NE BÜYÜK CEHALET...

Son günlerde birileri gizli bir el yüce kitabımız Kur'anı kerim ile ilgili karalama kampanyalarına davam ediyor.

Zaten malumunuz, Ateist, deist hortlamış durumda.

Bakın bu konuda son eleştirilere nasıl tokat gibi cevap veriyor Eliaçık?

"Kur'an'ın evrensel iyiliğin ve adaletin tarafında olduğu apaçıktır. 

Sokaktaki adama sorsanız size  bir çırpıda 54 farz sayabilir. 

Hepsi iyilik, doğruluk, adalet emirleridir.

Bunlar çağımızda yetersizdir derseniz anlaşılabilir. 

Ama onu kötülüğü emreden bir kitap olarak göstermek korkunç önyargı, cehalet, art niyet ve fesatlıktır.”

YANLIŞ BAKIŞ AÇISI...

İşte temel problem burada.

Bakın ne diyor Eliaçık?

"Kur'an'da yazılı büyük günahların neredeyse hepsi İslam tarihi boyunca, kendine müslüman diyenlerce çatır çatır işlendi, hala da işleniyor; 

Öldürmek, çalmak, iftira, zina, tecavüz, kenz, zulüm, rüşvet...

Yapanların yaptıklarından yapmayın diyen Kitap nasıl sorumlu oluyor?

Doktor hastasını taciz ederse tıb bilimi, aynı şeyi mühendis yaparsa cebir, fizik, matematik bilimleri, şarkıcı yaparsa müziğin kendisi hatta Avrupalı birisi yaparsa Hristiyanlığın kendisi suçlanmıyor.

Ama müslüman bir tip yaparsa direkt İslam masaya yatırılıyor. Neden? Niçin?"

KÖTÜLÜĞÜN KAYNAĞI NEDİR?

Eliaçık, “Kötülüğün kaynağı dinler değildir. 

Devletler de değildir.

İnsanlardır.

Bizim karanlık tarafımızdır. 

Yaşadığımız ilişkiler ve çevrenin etkisiyle zaman içinde içimizde büyütüp geliştiriyoruz. 

Kin, nefret, hırs, intikam, öç alma vb. şeklinde dışa vuruyoruz.”

İnsanların en büyük zaafı bu sanırım.

Saygı kalmadı.

Sevgiyi tükettik elbirliği ile.

Yönetenler de nefret söylemi ile bölerek yönetiyor zira.

Geçmişten gelen kinlerin öç alma duygusu ile bütün kinler dışa vurulmuş durumda.

Dışarıdan transfer edilen ne idiğü belirsizlerle de toplumun tüm dinamikleri bozulmuş durumda. 

ASIL TEHLİKE NE Mİ?

Uydurulanlar.

Yanlış bilinenler.

Yanlış tefsir ve yanlışı bilmeden ya da bile bile insanlara dayatmak.

Bakın bu konuya da önemli bir parentez açıyor Eliaçık.

Diyor ki; “Kur'an'da cariyelik var derler 'cariye' kelimesi geçmez.

Mucizeler var derler 'mucize' kelimesi geçmez.

Kurban var derler emir olarak 'kurban kesmek' geçmez.

Dinden dönen öldürülür derler 'mürtedin cezası' geçmez.

Namaz kılmayan kırbaçlanır derler  'namazın cezası' geçmez.

Kabir azabı vardır derler 'kabir azabı' geçmez. 

İçki içene 80 sopa vurulur derler 'içkinin cezası' geçmez.”

Asıl tehlike de burada sanırım.

Örf, adet, anane, geleneklerle karışan bir Emevi anlayışının topluma egemen kılınma çabası ile Araplaştırılmaya çalışılan bir toplum anlayışı.

DOĞRU BİLENEN YANLIŞLAR!

Bu da son derece önemli bir mevzu.

Herkesin kafasına göre yorum yaptığı ve yalan-yanlış işler çevirdiği bir alemde bakın doğrusu ne?

İşte size yine Eliaçık cevap veriyor;

"Yenilikçi İslam söylemleri karşısında din dışılık ithamları yapılır. 

'Bunlar modernist yorumlardır,  kafasına göre din icat etmektir, gerçek dinle alakası yoktur' vs. denir...

Böyle yapınca kafa konforu rahatlar, tehlike dışarıya atılır, düşünmeye, araştırmaya gerek kalmaz.

Kur'an'da kölelik geçer ama kaldırmak için,

Yoksulluk geçer ama bitirmek için,

Firavunluk geçer ama sona erdirmek için,

Savaş geçer ama savunma ve barışın tesis için,

Kadınlar geçer ama hak vermek, güçlendirmek için

Kur'an'ın ruhu adalet, özgürlük, eşitlik, emek, barış gibi evrensel değerlerdir.

Bunlar en az 10 bin yıllık insanlık tecrübesinin ürettiği değerler olup 'Kur'an-ı musaddık' sıfatıyla sürdürülmüştür. 

Bunların sadece modern değerler olduğunu sanmak çok büyük bir yanılgıdır.”

SİYASET/Çİ NASIL OLMALI?

İşte size 10 numara bir soru ve cevabı;

Evet…

Gerçekten Siyaset/çi nasıl olmalı?

“Siyaset hazineye çökme, zenginleşme ve rızık dağıtma yeri olarak görülüyor.

Bunu muhafazakârın yapmasıyla sosyal demokratın yapması arasında fark yok.

Siyaset adalet dağıtma, yasakları kaldırma, kişiyi rızkını kazanır hale getirme, devleti değil; toplumu güçlendirme kurumudur.

Halk İslam'ında 'Allah kul hakkıyla karşıma gelme demiş' sözü şu ayetlere dayanmaktadır;

Zulüm vebali ile gelen mahvolacaktır (Taha 111)

Zalimler bağışlanmayacak (Nisa 168) 

Zalimlere ve zorbalara yol (af) yoktur (Şura 42) 

Zalimler ahde nail olamaz (Bakara 124)

En az 15 yıldır yaptığım çağrı:

1- Peygamberimiz dünya malı olarak geriye hiç miras bırakmamış, 7 dirhemi bile ölmeden önce infak ettirmiş.

2- M. Kemal Atatürk tüm mal varlığını vasiyet kanunu çıkararak millete bırakmış. 

Mezara girdiğinden üzerinde hiçbir şey yok.

Bu ikisinin yaptığını yap. 

Birine önderim diyorsun diğerinin koltuğunda oturuyorsun…”

İNANDIĞINIZ GİBİ YAŞAMAZSANIZ…

Hz. Ömer’in (RA) kulaklarımıza küpe olması elzem tarihi sözü ile bitirelim o zaman.

“İnandığınız gibi yaşamazsanız,

Yaşadığınızı din zannedersiniz!”

Bu nedenle iyi öğrenmek zorundayız.

Şu anda gelinen noktaya bir bakın Allah aşkına!...

Bu nedenle indirilene mi, uydurulana mı inanacağız?!

Allah’ın ilk emri “Oku”

Peki ne kadar okuyor, dini kimden öğreniyoruz?

Aklını kiraya veren, geleceğini birilerinin eline teslim eden bir toplum nereye varabilir?