İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, kullandığı “ahmak” sözcük nedeniyle 2 yıl 7 ay 15 gün hapis ile birlikte siyasi yasak cezası da aldı. Hiç şaşırmadım. Zira,Benim için, birisine “ahmak” demek büyük bir suç, az bile verilmiş. Aslında yüce mahkeme, biraz iltimas geçmiş.
***
O nedenle, sakın ola ki, eşinize, dostunuza, bir yakınınıza “ahmaklık etme!” türünden söz söylemeyin. Ama “sürtük” demekte bir sakınca yok. Zira,“iltifat” ifade eder. O nedenle eşime her sabah; “Günaydın sürtük!” derim. Tüm “sürtüklere” de “günaydın!” diyorum.
***
Bundan sonra olacağı söyleyeyim; Şayet “kayyım” atanmazsa,İstinaf ve Yargıtay’da “ivedilikle” kararı onaylayacak. Yok“atanırsa” bu sefer İstinaf ve Yargıtay süreçleri, İmamoğlu’nun tepesinde “Demokles’in kılıcı gibi” duracak, olası bir Cumhurbaşkanlığı adayı olup olmayacağı beklenecek.
***
Ama bunlardan önce, “gidişatın selameti” için İBB’ye“kayyım” atanacak… İstinaf ve Yargıtay’da dosya “sıraya” konacak, sırasını bekleyecek. “Olmaz olmaz!” demeyin, “olur mu olur!”
***
Peki, başka ne olacak? İmamoğlu’nun, siyaseten olmasa bile önü açılmıştır, “kayyım” atansa bile… Öyle ya, önümüzdeki sandık sonunda, “af” gelecek. Tıpkı Tayyip Beye olduğu gibi…
***
Tayyip Beyin hapis cezası kesinleşince, Hürriyet Gazetesi şu manşeti atmıştı: “Artık, muhtar dahi olamaz!”Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni de Ertuğrul Özkök idi… İmamoğlu’nun cezası üzerine Özkök, eşinin adına gönderme yapan, "Tansu'ya Mektuplar" başlığı altında yazdığı ve "newsletter" olarak paylaştığı yazılarında bugün şunu yazdı:
“Yüksek Seçim Kurulu üyelerine hakaret ettiği iddiasıyla açılan davada 2 yıl 7 ay 15 gün hapis ve siyasi yasak cezası alan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkındaki kararı için ‘Ekrem İmamoğlu’na verilen bu mantıksız, insafsız ve izansız kararı bir cümle ile özetle derseniz, derim ki: Bu bir 12 Eylül askeri darbe kararının sivil tıpkıbasımıdır.’ ifadelerini kullandı.
“…Yani 12 Eylül’den sonraki ilk serbest seçimde rahmetli Turgut Özal ve arkadaşlarının bir bölümünün, bazı sosyal demokrat adayların seçime girmesinin askerlerce vetosuna benzer bir girişimdir. Bana Ekrem İmamoğlu kararı ile ilgili ikinci bir cümle ekle derseniz, ona da derim ki; Bu, 28 Şubat döneminde İstanbul Belediye Başkanı Tayyip Erdoğan’ın parti kurup siyasete girmesini engelleme kararının tıpkıbasımıdır.
Üçüncü bir cümle ekle derseniz cümlemi şöyle tamamlardım: Bu Türkiye’de askeri vesayetin bitip onun yerine yargı yoluyla sivil vesayetin başladığının bütün Türkiye’ye ve bütün dünyaya ilan eden post modern bir siyaset mühendisliği faciasıdır. Öylesine post modern bir mühendislik ki, kararın açıklanması için Borsa’nın kapanması beklendi.
Bunun sonucu ne olur? Bundan 23 yıl önce halkın yüzde 26 oyu ile seçilen İstanbul Belediye Başkanı'nın siyaset yolu ne kadar kesilebilmişse, halkın yüzde 56 oyu ile seçilen yeni ve genç belediye başkanın yolu da o kadar kesilebilir.Askeri vesayetin yargı yoluyla siyaset mühendisliği ne kadar başarılı olabilmişse, sivil vesayetin yargı yoluyla siyasi siyaset mühendisliği de o kadar başarılı olabilir.
Türk medya tarihinin en hızlı kadük olan cümlesi, Erdoğan için söylenen “Muhtar bile olamaz” sözüydü. Türkiye tarihinin en güçlü Cumhurbaşkanı oldu. Bu karardan sonra İmamoğlu için söylenecek aynı cümlenin ömrü daha da kısa olacaktır. Bunu en iyi bilen insanlar da AKP’nin kurucu kadrolarıdır.
O nedenle bu karardan en çok rahatsızlık duyan insanların da onlar olduğuna eminim.Bundan 22 yıl önce Erdoğan’a yapılan haksızlık, Deniz Baykal ve CHP’nin verdiği destekle ortadan kaldırılmıştı.Bugün kendine hâlâ demokrat diyen AKP’lilere düşen demokrasi görevi de budur.”
***
Şimdi vereceğim sözler kime ait dersiniz?
"Görüyoruz ki yargı gerçekten bağımsız değil, böylece yargının işleyişine, adalet ilkelerinin değil, siyasetin egemen olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır. Siyasi rakiplerimiz, güç ve çıkar odakları seçim sandıklarında karşımızda duramayacaklarını, önümüzü kesemeyeceklerini iyiden iyiye anlamış olmalılar ki böyle bir yola başvurdular. Bu yol, yanlış bir yoldur. Adalet, gün gelecek yargıyı siyasallaştıranlara da lazım olacaktır."
***
İmamoğlu'na göre bunu, "şiir okudu!" diye İBB Başkanlığından düşürülen, dört ay on gün kadar hapis yatan Sayın Recep Tayyip Erdoğan söylemiş.
***
Bu vesile ile iki olay anımsatacağım. Birincisi Sayın Erdoğan’ın başkanlığı, Yargıtay onayından sonra düşmüştü. Saniyen, Şükrü Karatepe’nin başkanlığı da Yargıtay onayından sonra düşmüştü. Yani, “kayyım” falan atanmamıştı. Fakat, bekleyeceklerini sanmıyorum. Tansiyon biraz düşünce hemen “kayyım” atanacak. Ama“İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanacak; kaybeden Türkiye’yi kaybedecek!” öngörüsünün her zaman geçerli olmadığı gözükecek.


