KADİR DAYIOĞLU


HEDEF MİNİK SERÇE DEĞİLMİŞ!

Dediler demesine ama hiçbir soruşturma açılmadı. Sormak lazım bu ev kime aitti? Yoksa, “Minik Serçe”ye ait değil miydi?


Geçtiğimiz hafta Büyük Çamlıca Camisi'nde Cuma namazı sonrası cemaate hitap eden Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Sezen Aksu’nun; ‘Şahane Bir Şey Yaşamak’ şarkısında geçen ''Binmişiz bir alâmate. Gidiyoruz kıyamete. Selam söyleyin o cahil Havva ile Adem’e..." sözleriyle ilgili konuşmuştu.

***

Sayın Erdoğan; “Hakaretlerin bini bir para. Bütün bunların karşısında dimdik duracak olanlar sizlersiniz. Hz. Adem efendimize kimsenin dili uzanamaz. O uzanan dilleri yer geldiğinde koparmak bizim görevimizdir. Havva validemize kimsenin dili uzanamaz. Onlara da had bildirmek bizim görevimizdir.'' ifadelerini kullanmıştı. Olay böyle yansıdı…

***

Çarşamba akşamı bir canlı yayınında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Sayın Erdoğan, Sezen Aksu tartışmalarına ilişkin yeni bir açıklama yaptı: "Benim oradaki hitabımın muhatabı Sezen Aksu değildir" dedi.

***

Açıklaması şu şekilde: Sezen Aksu Türk müziğinin önemli bir ismidir. Ama diğer taraftan ben ülkenin cumhurbaşkanı olarak insanımızın, hangi inançtan olursa olsun, kutsalına laf edilmesine müsaade etmem. Burada sadece Hz. Adem (sav.) ile Havva validemiz değil, aynı zamanda Meryem validemize de burada hakaret var. Dilini koparma ifadesini bir kişinin şahsına değil, kutsallarına karşı hakaretine dönük bir tavır olarak ifade ettim. Biz kutsallarımızı korumak için de kanun mu çıkaracağız?”

***

Biliyorsunuz, Sayın Erdoğan’ın mihrap konuşması, “havuz medyasında” pek verilmemiş; “verilmemesi” için gayret sarf edildiği kulislerde dolaşmıştı. Bir anlamda, sansüre uğramıştı.

***

Tayyip Bey, “Sezen Aksu’yu kastetmedim!”, diyor. Peki, o günlerde bir başka diyen mi vardı ki, onun üzerine söylendi; “dil kopartılması!”. Öyle ya; “düğün değil bayram değil eniştem beni niye öptü!” Yandaş medyanın da hedef aldığı “Sezen Aksu” yoksa bildiğimiz Sezen Aksu değil miydi?

***

Partisinin haftalık grup toplantısında konuşan Devlet Bey; "Sorumsuz şarkıcının sefalet hali, cehalet çukurunun açık seçik bir numunesidir. Bu sanatçıya diyorum ki serçeysen serçeliğini bil sakın kuzgunluğa heves etme." ifadelerini kimin için kullandı? Yani, bu “serçe” kim? Yoksa bildiğimiz Sezen Aksu değil miydi?

***

Milli Beka Hareketi'nin yaklaşık 50 kişilik üyesi, sanatçı Sezen Aksu'nun Kanlıca'daki evinin önünde slogan attı. Polis ekipleri yürüyüşe müdahale ederken, Milli Beka Hareket Genel Başkanı Murat Şahin; "Bu minik cahile haddini bildirmek için burada toplandık" dedi.

Dediler demesine ama hiçbir soruşturma açılmadı. Sormak lazım bu ev kime aitti? Yoksa, “Minik Serçe”ye ait değil miydi?

***

Atatürk ve laik Cumhuriyet karşıtı, Ayasofya imamı iken attığı tweetler nedeniyle görevden alınan Mehmet Boynukalın, kar yağışını Sezen Aksu'nun şarkısına bağladı; “Adem ve Havva annemize yapılan hakareti savunanı Allah karla çarpar; öyle elinizde balık ve rakıyla kala kalırsınız... Gereken dersi herkes çıkarır inşallah'”, derken hazret kimi kastetti acaba?

***

Nihayet Aksu; “Avcı” başlıklı şiiri kimin için yazdı, acaba?

Sen beni üzemezsin

Zaten çok üzgünüm

Nereye baksam acı

Nereye baksam acı

Ben avım sen avcı

Vur bakalım….

 

Sen beni sezemezsin

Dilimi ezemezsin

Nereye baksam acı

Nereye baksam acı

Kim yolcu kim hancı

Dur bakalım…

 

Beni öldüremezsin

Sesim, sazım, sözüm var benim

Ben derken ben herkesim."

***

Tabii, şarkı sözü 70 yabancı dile çevrilince, Külliye’de sıkıntı yaratıp, “tevil” yoluna mı gidildi, acaba? Yoksa; Sezen Aksu’nun AK Parti iktidarına ve “açılım sürecine” verdiği destek mi hatıra geldi?

***

Umarım, “Minik Serçe” olayı, başta Sezen Aksu olmak üzere, AK Parti’ye destek veren “seküler” ve “laik” hayatı benimseyenlerin kulağına küpe olur. Ünlü “kurbağa deneyini” anımsarlar.

***

Hatırlayın; 2013 yılında, bundan dokuz yıl önce, AK Parti İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşcu; ''10 yıllık iktidar dönemimizde bizimle şu ya da bu şekilde bizimle paydaş olanlar, gelecek 10 yılda bizimle paydaş olmayacaklar. Onlar da şu ya da bu şekilde her ne kadar bizi hazmedemeseler de; diyelim ki liberal kesimler, şu ya da bu şekilde bu süreçte bir şekilde paydaş oldular ancak gelecek inşa dönemidir. İnşa dönemi onların arzu ettiği gibi olmayacak" dememiş miydi?