Hatalı bir istek üzerine düşüncelerimi ifade etmek için yazıyorum.
Demokrasilerde, haddi aşmamak ve edep dâhilinde kalmak kaydıyla eleştiri hakkına herkes sahiptir ve hiçbir şey eleştiri dışında değildir.
Görev ve yetkileri kullananlara karşı, görev ve yetkileri hakkındaki icraatları da buna dahildir.
Önce bunu artık millet olarak, siyasiler olarak içselleştirmemiz zorunludur.
XXX
Gelelim düşüncelerimi ifade etmek istediğim ve “Hatalı” saydığım talebin konusuna…
Anayasa Mahkemesi, Enis Berberoğlu hakkında ikinci kez “Hak ihlali” kararı verdi. Kararın bir suretini de “İlgileri” gerekçesi ile “Hak ihlallerinin ortadan kaldırılması ve bahsi geçen ihlal kararının gereğinin yerine getirilmesi yalnızca ilgili derece mahkemelerinin değil, ilgileri olduğu ölçüde başta TBMM olmak üzere kamu gücünü kullanan diğer organların da görevidir” denilerek Resmi Gazete’de yayımlanan kararı aynı zamanda TBMM’ye gönderdi.
TBMM Başkanlığı da bu yazıya karşı AYM’ye, “Tavzih ve maddi hatanın düzeltilmesi” talebiyle yazı gönderdi.
Yazıda, TBMM Başkanlığına gönderilen Enis Berberoğlu kararının incelendiği belirtildi. “Kararın bir örneğinin bilgi için ilgileri nedeniyle TBMM, Adalet Bakanlığı, Hâkimler ve Savcılar Kurulu’na gönderilmesi” ibaresine yer verildiği hatırlatılarak…
“Kararın TBMM’ye gönderilmesi ile hangi somut neticenin elde edilmek istendiği ve bununla TBMM’den beklenilenin ne olduğuna açıklık getirilerek kararın ‘Tavzih’ edilmesi” istendi.
TBMM ayrıca, kararın hüküm kısmında yer alan “Türkiye Büyük Millet Meclisi” ibaresinin çıkarılarak maddi hatanın düzeltilmesini de istedi….
Önce şunu belirtmeliyim…
Genç nesil, “Tavzih” kelimesinin anlamını bilmez, bilmeyebilir. Kelime Arapçadır, Türkçe karşılığı ise “Açıklama, aydınlatma” anlamındadır.
XXX
Devam ediyorum…
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na göre, hâkimiyetin sahibi olan millet, kendisini TBMM çatısı altında oluşan kurula belli sürelerle devreder.
Ancak bu kurul, anayasanın kendilerine verdiği yetki sınırlarını aşamaz.
Ayrıca anayasaya göre, görev ve yetkileri birbirine karıştırmamış, “Yasama, Yürütme ve Yargı” olarak birbirinden ayrı ve bağımsız kurullara vermiştir.
Her birinin görevleri ve sınırları bellidir. Açıkça da ifade edilmiştir.
Sıralamaya dikkat ederseniz…
Yasama, millet adına yasa yapar, aynı zamanda Yürütmeyi de çeşitli şekillerde denetler, hesap sorar.
Yürütme, TBMM’den aldığı yetki ile -çünkü yürütme yetkisini meclis verir- yürütme görevini yine anayasa ve yasalar çerçevesinde gerçekleştirir.
(Bu kural, değişikle cumhurbaşkanlığı sistemi sonucu kalkmış olsa da sonuçta alınan yetki, millettendir ve millet adına ve yasalar çerçevesinde kullanılır.)
Yargı’ya gelince…
Yargı da yasaların eşit koşullar ile dağıtılması, yani adaletin sağlanması ile görevlidir…
Anayasa Mahkemesi ise Yargı gücünün en üstündeki mahkemedir.
Hem Yasamayı, hem Yürütmeyi hem de Yargı gücünü denetlemekle birlikte, kişi ya da millet adına verilmiş olan yanlış kararları düzeltmekle görevlidir.
Dahası, yasamayı da yürütmeyi de yargıyı da, sonuç olarak tüm kamu kuruluşlarının uymak zorunda olduğu kararları veren makamdır.
Yani…
Yargı hiçbir aşamada, yasaları adalet çerçevesinde uygulamaktan geri duramaz. Yetkilerini “Saray”dan değil, yasalardan alırlar.
Nasıl ki “Yasama organı” ile “Yürütme organı” yasalar çerçevesinde, millet adına görev alıyor ve yetki kullanıyorsa, “Yargı organı” da aynı şekilde bağımsız olarak yasalar çerçevesinde “Bağımsız” olarak görev yapar…
Ayrıca eğer bilmeyen varsa ifade edeyim, yargı her hangi bir konuda karar verirken “Türk Milleti adına” diye hüküm kurmaya başlar…
Ve yargı “Türk Milleti” adına diye başladı mı, herkesin ayağa kalkması zorunludur.
Hatta çok dikkat edilmiyor ama, nikâh törenlerinde belediye başkanı veya nikâh memurunun, “Ben de sizi Belediye başkanının ve yasaların bana verdiği yetki ile” diye hüküm vermeye başladığında, orada bulunanların hepsinin ayağa kalkması zorunlu kuraldır. Nikâh kıldıranın veya bir görevlinin bunu hatırlatması gerekir.
XXX
SONUÇ ÖNEMLİ, ORAYA GELEYİM…
Anayasa Mahkemesi, Enis Berberoğlu hakkında ilk kez bir karar verdi ve dedi ki “Hak ihlali vardır.”
Bu kararı hem TBMM ve hem de yerel mahkeme aynen uygulayıp, Berberoğlu’nu TBMM çatısı altında görev yapmasına engel olamazdı.
Alt mahkeme olan yerel mahkeme, kararı zorunlu olduğu halde tanımadı. TBMM Başkanlığı da tanımadı, iktidar da Anayasa mahkemesi kararını hiçe saydı.
XXX
Bu gelişmeler üzerine Enis Berberoğlu, “Hak ihlali kararına uyulmadığını” gerekçe göstererek, yeniden AYM’ye başvurdu…
İşte bu başvuru üzerine…
“Türk Milleti adına” karar veren, yani “Hâkimiyetin sahibi olan Millet” adına karar veren “Yargı” yetkisini kullandı, ikinci kez “Hakkı ihlal ettiniz” dedikten sonra gereğini yapılması konusunda ilgilileri artık uyarma gereğinin anlaşıldığını ve bu anlaşılmayan bölümü “Türk Milleti adına” verilen kararın içine ekleyerek…
“Kararın bir örneğinin bilgi için ilgileri nedeniyle TBMM, Adalet Bakanlığı, Hâkimler ve Savcılar Kurulu’na gönderilmesi.”
Uyarısında bulunmak üzere TBMM’ne gönderdi…
Demek istedi ki…
“Birinci kararımı uygulamadın, seni uyarıyorum, haberin olsun.”
Bu gönderide, TBMM Başkanlığınca ifade edildiği gibi “Tavzih edilecek” yani “Açıklanacak” veya “Düzeltilecek” her hangi bir tarafı yok.
Apaçık ifade ediyor ki “Türk Milleti adına karar verdim” kararıma uyacaksın.
Yargı ile restleşmekten siyasi çıkar sağlayamazsınız.
Yargı yok ise, siz de yoksunuz, unutmayın…
Şunu da aklınızdan çıkarmayın ki, TBMM olarak nasıl ki “Kayıtsız Şartsız Hâkimiyetin Sahibi olan Millet adına” görev yapıyorsanız, yargı da karar verirken nasıl ki karlarına “Türk Milleti adına” diye başlıyorsa, o yargı erkini sizin emrinizde olarak görüp “Tavzih ve düzeltme” talebinde bulunamazsınız.
Çünkü size, uymadığınız karara uymanız hatırlatılmıştır.
Dolayısıyla “Hukuka göre” aslında “Tavzih” edilecek de bir şey yoktur, “Düzeltilecek” de…
XXX
Yazımın sonunda mevsimle ilgili düşüncemi size aktarmak istiyorum.
Şubat ayının sonunda, 26’yı 27’ye bağlayan gece Cemre suya düştü, bu ayın 5’ini 6’ya bağlayan gece de toprağa düşecek ve “Yazıda yatan ölmez” diye baharın geldiğini ifade edeceğiz ama…
Bir deyiş vardır, bilirsiniz…
“Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır” diye…
Aman dikkat…


