Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk hamfendi buyurmuşlar ki…
"Son 2 yılda ise emeklilerimize toplam 674,5 milyar lira aylık ödemesi gerçekleştirdik…"
Maşallah… Maşallah… Ne güzel iş başarmışsınız…
Sizden önceki iktidarlar ve hükümetler böyle bir başarı gösterememişlerdi. Hatta öyle aylar olmuştu ki 70 sente muhtaç olduğumuz dönemdeki aylarda emekliye, memura, işçiye maaşlarını ödeyememişlerdi.
Sayenizde 2 yıldan beri maaşlar tıkır da tıkır ödeniyor…
Saat gibi hiç aksamıyor, yılda 6 saniye bile geri kalmıyor, ileri gitmiyor...
Dakik efendim dakik…
X
Bu söyleme nasıl gülelim, kestiremedim bir türlü.
Sanırsınız ki babasının kesesinden para ödemiş…
Sanırsınız ki devletin bütçesinden para ödemiş…
Sanırsınız ki sarayın harcamalarından, Diyanet’in ödeneklerinden kesintiler yapmış da ödemiş…
Sanırsınız ki köprülere, oto yollara, tüp geçitlere ödediği geçmediğimiz halde geçmiş gibi ödediğimiz paralardan ödemiş…
Sanırsınız ki IBAN numarası vermiş de halktan topladığı paralardan ödemiş…
Aksatmadan, iki yılda…
Demek ki ondan önceki 16 yılda ödemelerde aksamalar olmuş…
Öyle mi hamfendi bakan?
XXX
Mademki bilmiyorsun, bak ben sana anlatayım da belle bari…
İşgören, yani sizin işsiz bıraktığınız insanlar var ya…
Hah… İşte onlar özelde veya devlette çalışırlar…
Çalıştıran işveren ve işgören (işçi), birlikte her ay ortaklaşa maaşından belli bir miktarı “Sosyal Güvenlik Kurumu”na “Prim” adı altında öder…
Belli çalışma süresi dolduğunda, emekli olur ve işten ayrılır…
Artık emekli olmuştur, o güne kadar ülkesine ve milletine bir şekilde hizmet etmiş, katma değer sağlamıştır.
İşveren ile birlikte kendi adına primi de yatırılmıştır.
En azından tahakkuk ettirilmiştir.
Artık köşesine çekilip, torunları ile evlatları, bahçesindeki sebzeleri diktiği maşallaları ile uğraşarak, hayatının kalan kısmını huzur içinde geçirecektir.
Vatana ve millete olan borcunu her türlü ödemiştir…
(En azından milletin huzur içinde çalıştığı, insanların açlık sınırında yaşamadığı, üretimin yapılabildiği, hemen herkesin bir iş bulabildiği, çalıştığı dönemlerde, yani bundan tam 18-20 yıl öncesi ve daha önceki yıllarda.)
İşte o gün geldiğinde…
Çalışırken biriken kendisine ait paranın içinden “Emekli maaşı” denilen kısmını geri almaya başlar…
Taa ki ölene kadar…
Senin “Ödedik” dediğin para, işte bu paraların içinden…
Hazinenin parası değil…
O bakanlığın bu başkanlığın ödeneklerinden kısıtlayarak ödediğin para değil…
Hele ki sarayın ödeneğinden kesme cesaretini göstererek ödediğin para hiç değil…
O para ki anasının ak sütü gibi helal kendi parası.
Devlet o paradan hakkına düşeni “Emekli maaşı” olarak her zaman ödemiştir ve ödemeye de devam edecektir.
Siz “İktidar” olarak eğer bu paralara da göz diktiyseniz, işte o başka bir konu…
Çünkü iktidarınızın bu konularda sicili bozuk…
Nerede toplanan bir para varsa üstüne çöküyor…
Ülkenin kefen parasını bile TCMB’nın kasasından zimmetine geçiriyor…
Denetlenemiyorsunuz, denetlenmek istemiyorsunuz, denetleyecek kurumları bile kaldırmaya yelteniyorsunuz.
XXX
Bak bir şey daha anlatayım…
Bilmediğiniz ya da anlamadığınız veya anlamak istemediğiniz bir şey…
Emeğini ortaya koyup vatanına ve milletine hizmet ederek hayatının sonuna gelenler, emeklerinin karşılığını kimsede koymaz.
Hele bir el uzatın da görün bakın neler oluyor.
Öyle ortaya çıkıp da “Şu kadar ödedik” filan diye kendinize övünç kaynağı yaratmayın. Kaldı ki övünülecek bir yanınız da yok çalışanlar karşısında…
Seçim meydanlarında verilen sözlerin bir tanesi bile gerçekleşmedi…
Neden?
Çünkü hazinede para kalmadı, kalan da sarayın masraflarına ancak yetiyor olmalı ki verilen sözler tutulamıyor…
Denecek tek bir söz var bu açıklamaya karşı…
Hadi oradan…


