KADİR DAYIOĞLU


HALİMİZ

Hakeza sebze ve meyve yıkadığımız suları da benzeri bir biçimde bidonlara dolduruyoruz. Bunu bağ/bahçesi olan herkes yapabilir. Tavsiye ederim.


Ağustos’a “susuz yaz” ile girdik… Hisarcık’ta, diğer taraflarda var mı bilmem, bizim oralarda kısa süreli de olsa musluklardan sular akmamaya başladı. Bazen basınç düşüyor haliyle basınca bağlı bazı cihazlar çalışmakta zorlanıyor.

***

Hele hele yükseklerde kesintiler birkaç saati buluyor. Mesela biz, bu endişe nedeniyle, kap-kacağa, bidonlara termoslara otuz kırk litre su almak zorunda kalıyoruz. Öyle ya, kıç…zı“taş” ile sileriz de yüzümüzü neyle yıkayacağız; yemeği neyle pişireceğiz?

***

Öyle ya, kıç…zı, damacanası bilmem kaç lira olan su ile yıkayacak halimiz yok, ya!

***

Bu eylemin yaygınlaştığını düşünün, sistem kördüğüm olacak. Bunun farkındalar mı, bunun idrakindeler mi acaba?

***

Tabii, KASKİ bunun farkında. Bundan eminim. Aslında gelen bu sinyalleri algılamaları, nerede hata yaptık, nerede hata yapıyoruz, nerede hata yapmaya devam ediyoruz, sorularına yanıt aramalı.

***

Tabii, ağustos girerken, tarihinde ilk defa, sulama amaçlı kullanılan Tekir Göleti sulaması, “sizlere ömür!” oldu. Herhalde KASKİ bunun farkında.

***

Acaba şu soruyu soruyorlar mı?Bu iki olay arasında bir ilişki var mı?

***

Evet. Bu ilişkiyi yıllardır ve defalarca yazarım. “Mısır’da ki sağır sultan duydu” ama maalesef bizim Büyükşehir ve KASKİ duymadı. İşin kolayına gittiler, musluk suyu kullanımını caydırmak için, su bedelini artırdılar.

***

Onlara tavsiyem. Suyun metre mikabını yüz lira ve üzerine çıkartsınlar. Olsun bitsin. Hem iyi de para kazanırlar. 

***

Yaşadığımız çağda, insanların, birey başına, günlük ortalama en az otuz/kırk litre su kullanmak durumunda olduklarını unutmayın. Dört kişilik bir aile için bunun anlamı şu; ayda yaklaşık beş ton. Bir de buna, bağlık bahçelik yerlerde çayır-çimen, çiçek ve bir iki yaşında dikmeler için ihtiyaç duyulan suyu ilave edin. Ayda, hane başına on ton eder, enaz.

***

Bunları bilen hem de, kusura kalmasınlar iyi bilen birisi olarak, bir önerim oldu. Mesela, Tekir ve havzasında bulunan eski yapıların hemen hemen hepsinde, en azı on ton su alan kuyu ve mahzen var. Bunlar, musluk suyu gelince kullanılmaz bir hale, geldi. Âtıl vaziyette duruyor.Bunları aktif hale getirin ve yeni binalara da, arsa büyüklüğüne göre kuyu/mahzen/sarnıç zorunlu hale getirin. Mesela, çatılardan akan suları buralara bağlattırın.

***

Şu ya da bu nedenle kaldırılan, su arklarını ihya edin; kaybolanları yeniden yapın. Hatta bir kısmını kapalı ark haline getirin. Sonuçta bunları bahar ve yağmur suları ile doldurtun. 

***

Bizim nesil çok iyi bilir, Hisarcık’tan ta Gediris’e kadar kuyular, bahar suları ile; “kıraç bağlarında” ise karla dolardı. 

***

Teklifim, bir “proje”dir. Bir “proje bütünlüğü” dahilinde, konuyu ele almak ve Büyükşehir bünyesinde bir “Su Yönetimi Birimi” oluşturmak gerekir. 

***

İnanın atık suların depolanması, kullanılması bir “çevre projesi”dir. Bu projeye AB ya da başka fonlardan kaynakta bulunur. Yeter ki, yönetim bunun ciddiyetinin farkına varsın. 

***

Çok kez örnek verdim. Bir kez daha veriyorum. Benim üç kuyum var. Birisi aktif, diğerleri su kaçırıyor. Kaçırmasalar yaklaşık altmış ton. Aktif olanın yanına sekiz tonluk plastik depo doydum. Toplamı yaklaşık otuz ton. Yılda üç kez doldururum. Eder sana yüz ton bir rezerv. Yılda, akan su ile üç kez doldurduğumda yüz tona yakın bir rezerv. Bunu çayır-çiçek vs. sulamada kullanıyorum.

***

İnanın iki kez daha kuyumu doldurabilsem, yeter ki, iki kez daha sulama suyu bulabilsem. Üç yüz tonluk bir rezerv. Normal kullanma suyu dışında, musluk suyuna ihtiyaç duymam.

***

Birde bittiğinden beri bir türlü su tutmayan Öküz Çukuru Göleti’niDSİveya Büyükşehir halledebilse, inanın su tutmayan, iki kuyumu daha tamir ettiririm. Ama güvenemiyorum. Bu Gölet’in,Büyükşehir, KASKİ, öneminin farkında değil. Ama arkadaşlar; “kuş uçuruyor!”

***

Bir de biz şunu yapıyoruz: Evde kullandığımız, sabunsuz/deterjansız suları kaplarda biriktirip, çiçekleri, saksılardaki domates/biber sulamasında kullanıyoruz. İnanın günde en az on, on beş litre su birikiyor. Mesela, af buyurun, sabah kalkınca, tuvaletten sonra elimi sabunla yıkıyorum, sonra yüzümü yıkarken bir yoğurt kapı koyuyorum, biriken suyu bidonlara dolduruyorum.

***

Hakeza sebze ve meyve yıkadığımız suları da benzeri bir biçimde bidonlara dolduruyoruz. Bunu bağ/bahçesi olan herkes yapabilir. Tavsiye ederim.