MUSTAFA CENGİZ


GÜNÜMÜZ OLAYLARINA BİR DE BURADAN BAKMAYA NE DERSİNİZ?

Demem o ki, bu alem kuruldu kurulalı hep aynı tezgah. Düzen aynı düzen, sadece düzülenler değişiyor. Zengin her halükarda daha zengin. Çalışan hep ekmeğe muhtaç ve aç. Emeklinin durumunu artık söylemeye dilim bile varmıyor. Zira bu işin başındakilerin kurnazlıklarına kimsenin aklı sırrı ermiyor zira. Dün öyle, bugün böyle. İşinize geliyorsa. Buradan ders çıkaramayanlar .... Artık size söyleyecek sözüm yok. Ne diyeyim bilmiyorum ki. Yıllardır hep aynı masalı dinliyorsunuz. Aynı masalı ters çevirip anlatıyorlar, yine dinliyorsunuz. Eğrisi doğrusu ne onu da bilmiyorsunuz. Bilmemek ayıp değil ama öğrenmekte istemiyorsunuz. Ama milyonların kaderini tayin edecek her şeyin içinde siz varsınız. Hem kendinizi, hem diğer insanları, hem de ülkenizin geleceğine dair ortaya çıkan tablo içinde yalanlara kanmaya devam ettiğiniz müddetçe, destek verdiğiniz müddetçe, işinize geldiği için sustuğunuz müddetçe sizlerde vebal altındasınız. Başka söze gerek var mı?!...


Papazın biri, uzun süredir ahbaplık ettiği Haham'a "Bana Tevrat'ı öğretmenizi isterim" der...

Haham, olmaz der, "Sen Yahudi doğmadın, kafan Yahudi gibi çalışmaz.

Tevratın kelamını anlaman mümkün değil..."

Papaz ısrar eder, Haham razı olur, ama bir koşulu vardır: 

" Soracağım soruya doğru yanıt verebilirsen, öğretirim"...

Papaz, "Kabul" diye yanıtlar. 

"Sor bakalım!"

Haham:

"İki adam bir bacanın içine düşerler. 

Biri kirli, öteki tertemiz çıkar. Hangisi yıkanır?"

Papaz, "Bundan kolay ne var?" diye atılır. 

"Kirlenen yıkanır, temiz kalan yıkanmaz."

Haham içini çeker, "Sana Tevrat'ın kelamını asla anlamayacağını söylemiştim! 

Doğrusu tam tersi. 

Temiz kalan adam ötekinin kirlendiğini görünce, kendisinin de kirlendiğini sanıp yıkanır. 

Kirlenen adam ise karşısındakini temiz gördüğü için kendisini de temiz sanıp yıkanmaya gerek duymaz."

Papaz, kafasını kaşır. 

"Bak bu aklıma gelmemişti. Bir soru daha sorar mısın?"

Haham aynı soruyu yeniden sorar: 

"İki adam bir bacanın içine düşerler.

Biri kirli, öteki temiz çıkar. 

Hangisi yıkanır?"

Papaz, doğru yanıtı artık bildiğinden emin, "Temiz kalan ötekinin kirlendiğini görünce kendisinin de kirlendiğini sanıp, yıkanır. 

Kirlenen, ötekini temiz gördüğünden kendisini de temiz sanıp yıkanmaz!"

Haham, başını sallar. "Yine yanıldın! 

Sana söylemiştim, asla anlamayacağını. 

Temiz kalan adam aynaya bakar, temiz olduğunu görür, dolayısıyla yıkanmaz. 

Kirlenen aynaya bakıp kirlendiğini görünce, gider yıkanır."

Papaz itiraz eder: "Ayna nereden çıktı? 

Bana ayna var demedin ki..."

Haham, parmağını sallar: 

"Seni uyardım, bu kafayla Tevrat'ın kelamını kavrayamazsın. 

Tevrat'ı anlamak için her olasılığı düşünmelisin."

"Peki, peki" diye inler Papaz. 

"İzin ver, bir kez daha şansımı deneyeyim. Başka bir soru sor!"

"Son kez soruyorum" der, Haham: 

"İki adam, bir bacadan içeri düşerler. 

Biri temiz, öteki kirli çıkar. 

Hangisi gidip yıkanır?"

Papaz, "Artık her olasılığı biliyorum" deyip, bir solukta sıralar: 

"Eğer ayna yoksa, temiz kalan ötekini kirli görüp kendisinin de kirlendiğini düşünerek gider yıkanır. 

Kirlenen temize bakıp kirlenmediğini düşünerek, yıkanmaz. 

Eğer ayna varsa, temiz kalan aynaya bakıp temiz olduğunu görür, dolayısıyla yıkanmaz. 

Kirlenen aynaya bakıp kirini gördüğü için yıkanır!"

Haham başını sallayıp, cık cık yapar: 

"Hayır, sana söylemiştim, kafan Yahudi kafası değil, Tevrat'a basmaz! 

Söyle bana, aynı bacadan içeri düşen iki adamdan birinin kirlenip, ötekinin temiz çıkması mümkün müdür?"

BU İŞLER BÖYLE OLUYOR…

Kıssadan hisse mi?

Türkiye’de bu işler böyle oluyor.

Herkes olayı kendi işine geldiği gibi yorumluyor.

Bir gün öyle, bir gün böyle.

Bugün ak, yarın kara.

Haftaya daha başka.

Gelecek ay hepsinden farklı.

Zira olay menfaatlere bağlı.

“Benim gemim yürüsün de kime ne olursa olsun!” mantığı.

Padişahların olmazları oldurmak için şeyhülislamlardan fetva istemeleri gibi.

“Bana bir Kuran ayeti, bir hadis bulun!” demeleri gibi bir şey.

Bugün ihlas var, yarın yok.

Bugün faiz var, yarın ihlas.

Hep aynı kısır döngü.

Zengini koru, kalkındır.

Fakiri-fukarayı-gurabayı yardıma bağla.

İŞİNİZE GELİYORSA…

Demem o ki, bu alem kuruldu kurulalı hep aynı tezgah.

Düzen aynı düzen, sadece düzülenler değişiyor.

Zengin her halükarda daha zengin.

Çalışan hep ekmeğe muhtaç ve aç.

Emeklinin durumunu artık söylemeye dilim bile varmıyor.

Zira bu işin başındakilerin kurnazlıklarına kimsenin aklı sırrı ermiyor zira.

Dün öyle, bugün böyle.

İşinize geliyorsa.

Buradan ders çıkaramayanlar .... 

Artık size söyleyecek sözüm yok.

Ne diyeyim bilmiyorum ki.

Yıllardır hep aynı masalı dinliyorsunuz.

Aynı masalı ters çevirip anlatıyorlar, yine dinliyorsunuz.

Eğrisi doğrusu ne onu da bilmiyorsunuz.

Bilmemek ayıp değil ama öğrenmekte istemiyorsunuz.

Ama milyonların kaderini tayin edecek her şeyin içinde siz varsınız.

Hem kendinizi, hem diğer insanları, hem de ülkenizin geleceğine dair ortaya çıkan tablo içinde yalanlara kanmaya devam ettiğiniz müddetçe, destek verdiğiniz müddetçe, işinize geldiği için sustuğunuz müddetçe sizlerde vebal altındasınız.

Başka söze gerek var mı?!...