“Bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü!”, diye güzel bir sözümüz var. Çok severim… Öyle ya, ortada gözükmeyenler ortaya çıkınca ya da kişilerden hiç umulmadık bir zamanda umulmadık laflar gelince, söyleriz bunu…
Mustafa Alan, bir yerel TV’deki söyleşisini okuyunca, bu sözü anımsadım da sormak ihtiyacı hissettim: Alan’ı üyeleri mi zorladı, baktı gidişat iyi değil bir şeyler söylemek ihtiyacı mı hissetti, yoksa Oda seçimleri yaklaştı da ondan mı basına çıkmak ihtiyacı hissetti? Bilemiyorum.
***
Hatırlamayanlar için anımsatayım… Alan, 1990 sonlarında, o meşhur Başbakanlık önünde “yazar kasa” atıldığı günlerde Kayseri’de esnafı/zenaatkarı yürütmüş, üyelerini Meydan’da toplamış, neredeyse feci olaylara ramak kalmıştı. Kayseri Emniyet Müdürü Bekir Tanrıkulu, olayları önlemek, kızgın kalabalığı yatıştırabilmek için neler çekmişti. Mustafa Bey, herhalde anımsamıştır.
***
O zaman toplanan kalabalıklar haklıydı, bir dilim ekmeğe muhtaç hale gelmişti. Şimdi ise öyle mi? Zannımca, her şey güllük gülistanlık, millet keyif çatıyor. Ah bir de pandemi olmasaydı. Herhalde, benim bilmediğim bir şey var ki, Başkanımız bir şeyler açıklamak, aslında “açıklıyor gibi yapmak” ihtiyacı hissetti.
***
Evet. Sayın Başkan, durum çok mu kötü ki bir şeyler söyleme ihtiyacı hissettiniz? Gelinen noktada, ağızlarını açmayan, iktidara inanılmaz destek veren Odaların hiç mi sorumluluğu yok. Ağzınızı açmaya korktunuz. Yok öyle, “mış!” gibi yapma.
***
Esnaf ve Sanatkar Odaları Kayseri Başkanı, Ahmet Övünç’ün ise hiç sesi soluğu çıkmıyor. Üstüne ölü toprağı serpilmiş gibi. Ziraat ve TOBB’a bağlı odalar da “ashab-ı kef” uykusunda… Bir iktidardan bu denli nasıl korkulur, anlaşılabilir değil.
***
OlayTürk Tv'de yayınlanan Ramazan Özel programına katılan, Kayseri Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi Başkanı Alan, bakınız ne demiş: “…Esnafın pandemiden dolayı zor durumda olduğunu vurguladı. Dev marketlerin vergilerinin farklı şehirlere gittiğini söyleyen Alan, Kayseri halkına alışverişlerini yerel esnaflardan yapmaları” için çağrı yaptı.
“Kiralar, vergiler ve giderlerin devam ettiğini ancak yeteri kadar gelir olmadığının” altını çizen Mustafa Alan, " Şu anda lokantalar kapalı, kahvehaneler kapalı, kafeler kapalı yani maddi açıdan iyi durumda değiliz. Kiralar ve vergiler devam ediyor türlü giderler devam ediyor, ama gelir yok. Yanımızda istihdam ettiğimiz arkadaşlarımız da var hiç birimiz iyi durumda değiliz”, dedi.
Devam etti: “Anayasanın 173. maddesinde 'Devlet esnaf ve sanatkarı korur, koruyucu ve kollayıcı tedbirler alır' yazıyor. Bir miktar sahip çıkıldı, hiç sahip çıkılmadı diyemeyiz. Başta yerel yönetimlerimiz belediyelerimize teşekkür ediyoruz. Maske ve hijyen desteği yaptılar belli meslek dallarına gıda yardımı bile yaptılar" dedi.
***
Ne denir, günaydın… Ayrıca, Başkanın, sıkıntının başlangıcını pandemiye yükleme gibi bir gayret de boşuna. Krizin ayak sesleri geliyordu, zaten. Pandemi buna tuz-biber oldu.
***
Sayın Başkan, bu pandemi neyi gösterdi, biliyor musunuz? Çoğu üyenizin, birikimi/tasarrufu, bırakınız Erciyes manzaralı, “kentsel dönüşümden villa dönüşümüne dönen” parseli satın almayı bir aylık iaşe ve ibatesine yetmiyor. Umarım, farkına vardınız…
***
Tabii, geliriniz yerinde olduğu için, içinden çıktığınız toplumun derdini dert etme gibi bir misyondan çok uzaklaştınız… Aslında, yasanın tanımladığı “esnaf” sıfatını da kaybettiniz, “tüccar” oldunuz. Övünç de öyle… Yeriniz, Ticaret/Sanayi Odası üyeliği…
***
O yıllarda ülkeyi uçuranların başında gelen TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, önce 1,5 arkasından 2,5 toplamda 4 milyonluk istihdam sözü verirken bu fakir, “Amma da salladın ha!”, diyor ve ilave ediyordu: Gelen kriz, geçmişteki gibilere benzemez. Geçmiş krizler “V” şeklinde idi, vurdu çıktı; gelen ise, “L” şeklinde olacak, “U”ya ne zaman dönüşür bilemem. Nitekim, öyle de oldu.
***
Mesela, Tayyip Bey, bunu sinyalini, 2016 yılı sonunda, Kayseri Sanayi Odası’nda, bir üyenin, “Gayseri senin gadanı alsın!” dediği toplantıda vermişti; “Tulumbada su kalmadı!”, diyerek… Ortada henüz “papaz mapaz”, “pandemi mandemi” yoktu. Ama fırtınanın geldiği belliydi…
***
Biz eleştirirken, TOBB ve bağlı odaların, Esnaf ve Sanatkarlar Birliği başkanları, iktidarın ayağını yere bastırmıyordu… Adeta, “ayık gezdirmiyorlardı!” Rıfat Bey, Mustafa Bey, Ahmet Bey hatırladınız mı?
***
Bilir misiniz? “Bad’el harabül Basra!”, diye güzel bir söz var. Anlamı ise şuymuş: “Basra harap olduktan sonra, ağlamak sızlanmak boşuna”. Evet. “Tulumbada su kalmadı”.


