KADİR DAYIOĞLU


GEÇMİŞTE BAĞLARIMIZ…



Bu yazı, yine bir bahar klasiği olacak… “Yüz seksen kez de olsa tekrarında yarar görüyoruz”… Birileri, bundan rahatsız olsa da; “yetti artık be!”, dese de… Bazı şeyleri anımsatacağım…
Her ne kadar “bahar geldi!”, diyorsak da, mart yeni çıktı… Ucu yeni görüldü, baharın. Fazla sevinmeyin. 21 Haziran’a kadar da yaz gelmez.  O nedenle, açılıp saçılmayın. Yakıcı güneşe de pek güvenmeyin. Daha çok, “sayılı günlerimiz” var.
***
Efendim. Erciyes’in pınarları ve eriyen karları, ovaya bakan bağlık ve bahçelik yerleri de besler… Bizler de içme ve kullanma; bağ ve bahçe işlerinde kullanırız…
 
“Bağ ve bahçe” sulama işleri, bir yaz boyu, Hisarcık, Hisarcık altı, Kıranardı, Talas, Erkilet gibi bölgelerde yapılır… Yine buralar ve daha altındaki yerlerde (Karadere, Gediris, Becen vs.) bulunan kuyular, mahzenler “bahar” suları ile doldurulurdu… Gediris’te bahar suyu aktığı daha dün gibi…
 
“Kıraç bağlar” denilen diğer yerlerdeki (Belbaşı, Eğribucak, Mahrumlar vs.) kuyulara kar doldurulur, beton kullanımı yaygınlaşmaya başladığı yıllardan sonra kuyu başlarına, damlara ve teraslara düşen yağmur su ayakları kuyulara yönlendirilir; bir yaz içme ve kullanma suyu buralardan temin edilirdi.
***
“Mantı suyu ile yıkanan kıraç bağcıları!” yakıştırması da bu nedenle söylenmiş. Öyle ya, yeterli su yok. Neredeyse, “teyemmüm edecekler!”
***
Erkilet, Talas, Hisarcık, Kıranardı gibi belediyelik yerlerde “şebeke suyu vardı”. Bunların, “imar” sınırları dışında kalan yerleşim yerlerde şebeke suyu yoktu. İlk şebeke suyu, Eşek Meydanı’na geldi, sakinlerin gayreti ile… Yetmişlerin ortalarında… Bağlara, ilk elektrik de yine buraya getirilmişti, yine sakinleri tarafından.
***
Eşek Meydanını gören diğer “bağ sakinleri”, “demek ki olurmuş!”, diye kendi bölgelerinde “vurdukları derin kuyu pompaları” ile,“içme suyu” ve elektrik de getirdiler, “bölgelerine”. Hanımlar da beyler de bir “oh çekti!”. Öyle ya, kuyudan her gün su çekilecek; erken baharda kuyular karla doldurulacak. Bir de sıçan ya da kirpi vs. düştü mü kuyuya, “kırklanarak” temizlenecek; ha bire lüks, fener, çıra yakılacak.
***
Pislenen kuyular; “Kıraç bağlarında” tankerlerle getirilen; Hisarcık, Kıranardı, Talas gibi yerlerde, bir gece yarısı, “akan su temiz olur” niyeti ile doldurulurdu… Tabii, “sucuların gönlünü” yapabilmek için de “ziyafet verilecek”... Yoksa, su vermezler. İnanın; “çarşı ağalarından” daha havalı olurdu, sucular. Halen de öyle… Bu nedenle, kavga çıktığını çok anımsarım.
***
Gel zaman git zaman, bunlar, mazi oldu, unutuldu gitti, bile… Kuyular, mahzenler boş kaldı… Hem de az değil bunlar… İçlerinde bin, bin beş yüz tonluk olanlar var. En küçük kuyu, ki buna “küp kuyu” denir, on mikap civarında su alır… Genellikle içme suyu için kullanılırdı…
***
Şimdi ise, yerleşim yaygınlaştı, nüfus arttı, bir yandan “küresel ısınma” başladı; eskisi gibi yağış yok, “Erciyes buzulu” üçte bire düştü… Erciyes projesi, Kent Ormanı vs. derken, sular yetmez oldu… “Âtıl” hale gelen, yüzlerce kuyu ve mahzen bu gün aktif hale getirilemez mi? Bahar aylarında, derelerden boşu boşuna akan binlerce metreküp su ile doldurulamaz mı?
 
Elbette doldurulur. Şimdiye kadar oluyordu da, bundan sonra neden olmasın? Ama bir sorun var; “Kadim su arkları” şu ya da bu nedenle yok edildi. Bir kısmının üstüne ev yapıldı… Çok uyardık, “su arklarını yok etmeyin!”, diye ama dinleyen olmadı…
 
Bundan sonra yapılacak şey şu: İmar planlarında “kadim arkları” korumak, zorunlu olanları da “by-pass” edip, güzergahını değiştirmek… Başta Büyükşehir olmak üzere, Belediyeler, bu sorunu çözmek zorundalar. Hiç olmasa bağ ve bahçe sulamalarına büyük destek; atıl kapasite bu sayede harekete geçirilmiş olur.
 
Yerüstü sularını etkin ve rasyonel kullanamazsak, olacak şu: Ahali, bu sefer “musluk suyuna” yönelecek, “KASKİ sistemi” zora girecek. Bakınız, bu yörelerde zaman zaman yaşanan sıkıntıların; yüksek fiyatların nedeni, “içme ve kullanma suyunun”, zorunlu olarak amaç dışı kullanılması…
 
Su arkları yeterli, kadim arklar “aktif” hale geldiğinde, kuyuların ve mahzenlerin, boşa akan sularla doldurulacağını ve buralarda depolanan suların bağ, bahçe; çayır, çimen sulamasında kullanılacağını göreceğiz… Ve bu sayede, şebeke suyuna katkı sağlayacağız.
***
Bu vesile ile, söz sudan açılmışken bir anımsatma yapayım. Tekir’de bulunan Oküz Çukuru Göleti, bittiğinden beri bir türlü su tutmadı. Kusura kalmasınlar bu DSİ 12. Bölgenin olduğu kadar AK Partili siyasilerin de ayıbı… Sıradan bir su yapısını beceremediler. Tamirat ihalesi yapılmış, bu yıl başlayacakmış. Yani, bu sene de yararlanamayacağız, göletten…
 
Peki, geçen yıl baharında ihale yapılsaydı da bu yıl kullanılabilir hale gelse olmaz mıydı? Uyarılarımıza rağmen “tınmadılar!” O nedenle, ayıbı sözcüğünü kullandım. Öyle ya, bu kentin sahibi yok ki? Bedava verdiğimiz akla; uyarılarımıza bile itibar etmiyorlar.