KADİR DAYIOĞLU


FİLİSTİN

Unutmayın, bu savaşın galibi yok. Bu bir “Pirus Zafer”dir…


Hamas, İsrail’e acımasızca katliam derecesinde saldırdı… İsrail ise misli misline acımasızca katliama devam ediyor. Her halde bu gidişle Gazze diye bir şey kalmayacak… Kalan Filistinliler de terk edecek…

***

Olan Filistin halkına oldu… Hani bir söz var; “Filler kavga eder, olan çayır-çimene olur”… Burada da durum böyle…

***

Filistin sorunu ya da İsrail oğullarının “arz-ı mevud”ta yani “vadedilmiş topraklarda”, yurt edinmesi, bir devlet kurmak istemesi bu amaçla toprak alması Yahudilerin bu bölgeye yerleşmek istemesi yeni bir şey değildir.

***

Ta Sultan Hamid hatta ondan daha öncesine gider… Sanılanın bilinenin aksine, Yahudilerin bu coğrafyada yoğun toprak almaları Ulu Hakan, Cennet Mekan, Gök Sultan2. Abdülhamit Han dönemine rastlar…

***

Öyle, bu amaçla gelen falan büyükelçiyi “Sultan Hamid” tokatladı, saraydan kovdu gibi uydurma hikayelere inanmayın… “Atalarımın kanla aldığı toprakların bir karışını vermem!” dediğine falan da…

***

Özellikle son çıkan arşiv vesikaları ve yazılan ciddi kitaplar bunun böyle olmadığını söylüyor bize. Mesela; “Prof. Dr. Mustafa Balcıoğlu ve Doç. Dr. Sezai Balcı’nın, Başbakanlık Osmanlı Arşivinden çıkardığı belgeler tartışmalara nokta koyacak nitelikte. Yayınlanan belgelerle, II. Abdülhamit’in Yahudi devleti önündeki en büyük engel olması, Siyonistleri ağlata ağlata huzurundan kovması, İsrail’in kurulmasına izin vermediği için İttihatçılar tarafından bir komplo ile tahttan indirilmesi gibi meseleye dair yıllardır tekerleme edilmiş hurafeler, tarihî budalalık seviyesine indirgenmiş oldu.”

***

2. Abdülhamid’in; Siyonizm’in öncülerinden ve toprak satın alan Rothschildler ailesi ve TheodorHerzlile ilişkilerini çok iyi bilmek lazım. O nedenle Balcıoğlu ve Balcı’nın; “Rothschildler ve Osmanlı İmparatorluğu”ileProf. Dr. Vahdettin Engin’in;“Bir Devrin Son Sultanı II. Abdülhamid” kitaplarını hararetle tavsiye ederim.

***

Günümüze gelince, bizim kuşak çok iyi bilir, ister sağda ister solda vuruşsun isterse ortada gezsin… Ülkemizde Filistin davasının gayretine solcular düşerdi… Hatta Filistin kamplarına gidip orda çarpışan, orda gerilla eğitimi alanlar vardı…

***

Demem o ki, bizim sağcıların, özellikle bugün Filistin diye sokaklara dökülen “ecmain”inFilistin diye bir derdi yoktu. Dert edinenlere de solcu, komünist, Maocu diye ateş püskürür karşı atağa geçerlerdi… Solcular, Dolmabahçe’de 6. Filo mensuplarını “denize dökerken!”, sağcılar Dolmabahçe Camii’nde namaz kılıyor, sopalarla solculara saldırmak için fırsat kolluyordu.

***

Peki, bizim sağcıların özellikle “ecmainin” sahip çıkmamasının nedeni neydi? Yaser Arafat ve George Habaşile simgelene Filistin davası laik, seküler ve solcu bir hareketti. Bunu asla unutmayın…

***

Ne zaman İsrail ve ABD laik, seküler ve solcu harekete karşı dinci Hamas’ı örgütlemeye ve Filistin Kurtuluş Örgütü’nü saf dışı etmeye başladı, onların köküne kibrit suyu döktü, bu sefer bizim “dinciler”Filistin davasına sahip çıkmaya başladı…

***

Anlayacağınız İsrail, kendi “Frankeştaynini”kendisi yarattı… Şimdi onu yok etmeye uğraşıyor… ABD’nin ürettiği El Kaide gibi dinci örgütler de öyle değil mi? Umarım, bu süreçler bizlere ders olur, laik ve seküler Türkiye Cumhuriyeti’nin ipine sımsıkı sarılırız. Atatürk Türkiye’sinin kıymetini biliriz.

***

Tabii, o yılları yaşayan Tayip Bey, Abdullah Bey, Şükrü KaratepeHocamızve o kuşaktaki diğerleri çok iyi bilir, o yılları. Solculara karşı çıkanlar da MTTB çatısı altında eylem yaparlardı…

***

Evet. Dostlar kısaca hikâye böyle… Olan Filistin halkına oldu… Allah yardımcıları olsun… Yani demem o ki, bir yandan İsrail, diğer yandan Hamas gibi dinci örgütlerin arasında kaldılar yani tost içindeki peynir gibiler…

***

Unutmayın, bu savaşın galibi yok. Bu bir “Pirus Zafer”dir…