TDK sözlüğüne göre dilimizdeki karşılığı “hakkından kendi isteği ile vazgeçme” anlamına gelen feragat sözcüğü, Türkçeye Arapçadan geçmiştir.
Bir insan, bir aile, bir topluluk, kazanılmış haklarından neden vazgeçer? Veya kazanılmış hakları ellerinden alınırken neden tepkisiz kalırlar, neden demokratik haklarını kullanıp protesto etmezler, neden kendi aralarında tam bir uyum sağlamak yerine bölünürler? Ben sabah saatlerindeki randevuma yetişmek için, sözüme sadık kalabilmem için uykumdan feragat etmeliyim veya karşı taraftan bir talebim varsa, şahsi alacaklarımdan feragat edebilirim ama çocuklarımın ve kardeşlerimin de alacaklı olduğu şeyler için tek başıma vazgeçmem, feragat etmem mümkün olmamalıdır. Devlet yöneticileri, birilerine menfaat sağlamak adına, Kamu alacağından feragat etmemeli. Hiç kimse asli görevlerini yerine getirme yükümlülüğünden imtiyazlı olmamalı, Vatan savunması, Vatan bekçiliği konusunda paranın gücü olmamalı. Toplum çıkarlarına hizmet edenler, özellikle savunmasız (çocuk ve kadın) haklarını teminat altına almış yasaları, keyfi olarak yürürlükten kaldırmamalı ve kaldırmaya cesaret edememeli.
Hukuk ve Demokrasinin sorunsuz bir şekilde tesis ettiği Ülkelerin hiçbirinde, iktidarlar keyfilik içerisinde ve ben böyle istiyorum diye karar alamaz, hele hele Demokrasilerde tek adam iradesine biat edilemez. İnsan yaratılışı gereği ve hayata bakış açısından az iş yapıp çok şey kazanmak isteyen bir varlıktır. Uzun süre bir makamda kalmanın getirdiği zafiyet, işi savsaklama, liyakate bağlı kalmaksızın keyfi atamalar ve doğal olarak otoriter bir yönetim biçimi sergilemeye imkan veriyor. Belki de bulunduğu makamı kaybetme korkusu vücut kimyasının bozulmasına sebep olabiliyordur. İktidarın kendi içerisinde muhaliflerin olması, doğruları büyük bir cesaret içinde savunması, karşısındakini ikna kabiliyetinin olması ve iktidarın muhalif kesime hoşgörü ile bakması, muhalefetin düşüncelerine ve tavsiyelerine değer verip, vermemesi iyi bir eğitim alıp almadığı veya Devlet geleneğinden gelmesi ile ilgili olsa gerek.
Saygı görmediğiniz insanlardan, sağlığınızı bozan gıdalardan, makam aşkıyla yanıp tutuşan siyasetçilerden, nefret dilini sermaye edenlerden, doğayı talan eden yerel ve genel yöneticilerden ve yalakalık yaparak karakterinden taviz veren, onursuz kim varsa etrafınızda onlardan acilen feragat etmekte fayda vardır.
Gezmekten, müzik dinlemekten, Edebiyattan, güzel insanlardan, insan dışındaki canlıları yaşatmaktan, doğayı korumaktan ve aşık olmaktan feragat etmeyin. Mümkünse sevdiklerinizi üzmeyin, kırıp dökmeyin, insan olmaktan taviz vermeyin.
“Nefsinden feragat etmeyen, gerçek hürriyete kavuşamaz.” A. J. Cronin

