En son söyleyeceğimi, başta söyleyeyim. Bu ülke de; “Ezan susmasın, Bayrak inmesin!”. Merhum Akif’in dediği gibi; “Allah, bu millete bir daha “İstiklal Marşı” yazdırmasın. Kimse bu yazım nedeniyle de “öküz altında buzağı aramasın!” Çok kişinin, “mahalle baskısı nedeniyle!” söylemek isteyip de söyleyemediği bir konuya; yüksek volümlü, kulakları tırmalayan “ezan sesine” değineceğim.
***
İlki bir haber… Şeriat ile yönetilen Suudi Arabistan mahreçli. “Ülkede camilere ezan sesinin yüksekliği için yeni kurallar getirilmesini tartışıyor. İslami İşler Bakanlığı geçtiğimiz hafta ezanın, camilerdeki tüm hoparlörlerin azami ses seviyesinin en fazla üçte biri yüksekliğinde okunması kararı aldı.
…Ezan sesinin aşırı yüksek olmasından şikâyet edenler arasında, yaşlıların ve çocuklarının uykularının bölündüğünü söyleyen ailelerin bulunduğunu belirtti”. (Kaynak: Yeniçağ)
***
İkincisi, hiç olmasa dilinden anlarlar diye merhum Mehmet Şevket Eygi’nin, “Nasıl Okunmalı” başlıklı yazısını özetle veriyorum (Milli Gazete, 26 Temmuz 2012). Öyle ya, biz yazsak hemen “kafir!”, “din düşmanı!”, “ezan düşmanı!” yaftası asarlar boynumuza…
“Küçük bir Avrupa şehrinde yaşayan Müslümanlara bir mescid izni verilmiş. Müslümanlar (çoğu yabancı işçi) buna sevinmişler. İmkanlarına göre bir mescid yapmışlar.
…Lakin ortaya bir problem çıkmış. Bizim Müslümanlar Ezanı hoparlörle okumuşlar, çoğunluk Hıristiyan, bundan tedirgin olmuş. Bilhassa sabah vakti... Üstelik de müezzinlik yapan zatın sesi güzel değil, Ezan okumasını da bilmiyor, Ezan okumuyor, Ezan bağırıyor... Şikâyetler olmuş, tatsızlıklar çıkmış, polis, adliye ve medya işe karışmış... Bir yığın problem, fitne fesat...
…Böyle küçük bir mescide hoparlör tesisatı takmak israftır. Sesi güzel olmayanların ve güzel Ezan okuyamayanların, İslam ülkelerinde de Ezan okumaları caiz değildir. İlle okuyacaklarsa hoparlörsüz, uzatmadan çabucak okusunlar.
... Hoparlörler 100 desibelin üzerinde ses çıkartıyorsa bu ses yüksekliği ve şiddeti Ezana çok zarar verir. Bütün din görevlileri akustik ilminin esasları, ses birimi desibel, hoparlör tesisatı nasıl olmalıdır gibi konularda eğitilmelidir.
Halkın beş vakit namazı terk ettiği bir İslam ülkesinde, herkesin gaflet uykusunda olduğu seher vakitlerinde hoparlörleri sonuna kadar açmak bazı kişilerin küfrüne yol açabilir. Onların gafleti kulakları duymadığı için değil, gönül kulakları tıkalı olduğu içindir. Ezanlar hiçbir zaman 65 desibeli, bilemediniz 70-80 desibeli geçmemelidir.
…O camiye [Firüzağa], iki hoparlör yeter. Onlar da akustik ilmine göre ayarlanacak, sesi gerekenden şiddetli vermeyecek. Diyanet İşleri Başkanlığı Türkiye'nin bütün camilerindeki hoparlörleri, ses ayarlarını bir nizama bağlamalıdır.
Mahalle arasında apartmanlar içinde bir cami... Şimdi yaz mevsimi saat 4,30'da Ezan okunuyor. Bu Ezan o kadar güzel okunmalıdır ki, namaz kılmayanlar bile doğrulup tatlı tatlı dinlemeli... Küçük çocuk uyanmalı gülümsemeli... Hasta, yatağında dinlemeli biraz olsun iyileşmeli...
…Tezelden bir Ezan Enstitüsü kurulmalı ve sesleri müsait medenî Müslüman gençlere Ezan dersleri verilmelidir. Birkaç yıl sonra bu gençlerin seçkin ve en başarılı bazıları TV'lerde, radyolarda beş vaktin Ezanlarını okumalıdır.
…Güzel Ezan okuma işini, hoparlör meselesini, desibel sınırını halledemiyorsak vah bize, yazık bize... Bu yazımdan dolayı beni Ezan düşmanlığı yapmakla suçlayan biri çıkarsa ona özürlü derim... Bendeniz hoparlör düşmanıyım... Aşırı yüksek desibel düşmanıyım... Ezan Tevhid'in sesli bayrağıdır. Ona karşı olan kafir olur.”
***
Ben de Hisarcık’tan söz edeyim… Evimiz, Kayadibi Camii üzerinde… Kuş uçuşu 250 metre kadar… Daha önce Meydan Camii var… Daha altlarda da bağların camileri… Ezan tek merkezden okununca, önce önümüzdeki camiden, daha sonra aynısı Merkez’den, arkasından dalga dalga diğerlerinden geliyor. Ezan mı okunuyor bilemiyorsun? Birbiri üstüne binmiş ses dalgaları, ezanın o güzel mesajını silip süpürüyor.
***
Bir de, burnumuzun dibindeki kayalardan yansıyanlarla, doğrudan gelenler birbirine girince, ortaya hoş olmayan bir ses demeti çıkıyor… Hiç olmasa, Kayadibi Camii’nin “volümü” azaltılamaz mı? Bir örnek de, Serçeönü’nde bulunan Çukur Camii için, elektrik direklerine konan hoparlörler… Sanki camide bulunanlar yetmiyormuş gibi, cadde üstüne direklere de konmuş, yüksek volümlü hoparlörler
***
Tabii, Müftü Efendi buna ne der, bilemiyorum? Aklı selim ve zevki selim, bir gün egemen olacak bu toplumda.


