KADİR DAYIOĞLU


EVRİM

Biliyorsunuz, Milli Eğitim Bakanı’na göre,“gençlerin dağa çıkmasına engel olan dini cemaat ve vakıflar”. Bir bilgi vereyim dedim. Dindar ve Mevlevi olan Hasan Âli Yücel’in makamında oturan zat böyle demişti.


Ülkemizi çağlar üstüne taşıyacak, Milli Eğitimde yeni müfredatın yürürlüğe girdiği, “ulumu fenniye” ve dahi matematik zorunlu da,“ulumu diniye” neden zorunlu değil denilen; evrime “tü kaka” gözüyle bakılan, 21. yy’ın ilk çeyreğini geride bıraktığımız günümüzde sizleri İskender Öksüz Hocamızın Karar’da ki, (26.05.2024)“evrim” yazısının bazı bölümlerini paylaşmak istiyorum.

***

Hocamız; “Zordur diye müfredattan çıkardığımız bir başka konu evrim” diye başlıyor yazısına. Devam ediyor; “Tek gerekçe zorluğu değil. İspatlanmamış olması da bir sebepmiş. Muhtemelen Millî Eğitim’in yararlandığı, hani gençlerin dağa çıkmasına engel olan STK’lar da o fikirdedir.” 

***

Biliyorsunuz, Milli Eğitim Bakanı’na göre,“gençlerin dağa çıkmasına engel olan dini cemaat ve vakıflar”. Bir bilgi vereyim dedim. Dindar ve Mevlevi olan Hasan Âli Yücel’in makamında oturan zat böyle demişti. 

***

Konuyu açayım; Çocuklarımızı bunların kucağına atarsak, hem bu dünyaları ve hem de ahiretleri kurtulur. Hele hele Halidi Bağdadiye bağlanırsa, kurtuluş kesin. O nedenle çocuklarımızı, bu fırsattan mahrum etmeyelim.

***

Öyle ya, biyolojiye, jeolojiye ne gerek var. Gavs Hazretleri, zelzeleye “yeter artık!” der o da durur. Dünya düzdür, yine dünyanın etrafında güneş döner. Peşin hükmümü söyleyeyim: Kutsal metinler ne derse desin, “evrim”, bunlardan bağımsızdır. 

***

Hocamızın yazısı ile devam edelim: “Şimdi, teoriydi, değildi, doğruydu, yanlıştı işine girmeden bazı sorular sorayım. Dünyada, BM’ye kayıtlı 193 ülke var. Bunlar arasında beş tanesinin … orta öğretim müfredatında evrim yok. Bu … ülkeler: Suudi Arabistan, Oman, Cezayir, Fas ve Lübnan. Tesadüfe bakınız, hepsi Müslüman ülkesi! Acaba niçin bu ülkeler ve sadece bu ülkeler evrimi müfredatlarına almamış? 

***

Bu hâli bir Merihli’ye gösterip yorumunu sorsam, muhtemelen şöyle diyecektir: ‘Her hâlde bu ülkeler, dünyadaki diğerlerine göre bilimde öncüdür. 188 ülke bir yönde davranırken bunların ve sadece bunların müfredatlarından bu konuyu çıkarmaları yeni bir keşfin sonucu olmalı. Yakında, bu keşif diğer dünya ülkelerine de yayılacak ve onlar da evrimin yanlışlığını ispat eden bulgulardan haberdar olacaktır!’

***

Herhâlde böyle derdi Merihli. Merihli olması şart, çünkü Dünyalı, bu sayılan saygın ülkelerin bilimde öncülük yapmadıklarını bilirdi.”

***

“Şimdi ikinci soru: Lütfen herhangi bir ansiklopediyi açıp ‘evrim’ maddesine bakınız. Britannica olabilir, Larousse olabilir. İnternette bulabilirsiniz tahmin ediyorum. Tabii internetin ansiklopedisi Wikipedia da olabilir. Hepsinde konunun ciddî ciddî anlatıldığını, öyle ‘teori’ falan denmediğini görürsünüz.”

***

Doğrudur… Evrim, bir doğa yasasıdır. Tıpkı, kütle çekimi gibi… Hayatımızın bir parçası. Kabul etseniz de etmeseniz de… O, hükmünü icra ediyor.

***

Hocamıza kulak vermeye devam edelim; “Bu ansiklopediler hep birlikte niçin yanlış yazıyor? Dünyanın saygın ansiklopedilerini kandıran bir üst akıl falan mı var? Ha bu arada bir istisna, Türkiye Diyanet Vakfı’nın İslam Ansiklopedisi. O önce Evrim maddesini tekâmüle gönderiyor. Sonra hain Darwin ve diğerlerini sıralıyor.

***

Üçüncü soru, ikincinin devamı gibi: Dünyanın ilk on, ilk yüz üniversitesini alın. Biyoloji bölümlerinde ve evrimle ilgili olabilecek bütün dallarda, mesela tıpta hepsievrim öğretiyor. Bunları hangi illüminati kandırdı?

***

… Soru sormaktan sıkıldım. Bakınız aşağıdaki paragraf İbni Haldun’un 1377 tarihli Mukaddime’sinden:“Mahlûkat dünyasına bakmalıyız. Madenlerle başladı ve dâhiyane ve tedrici bir tarzda bitki ve hayvanlara doğru gelişti. Madenlerin son safhası bitkilerin otlar ve tohumsuz bitkiler gibi ilk safhalarına bağlanır. … “

***

“Bu mahlûkat hakkında kullandığımız ‘bağlanır’ kelimesi, her grubun son safhasının bir sonraki grubun ilk safhası hâline gelmeğe hazır olduğu manasındadır. Sonra hayvanlar dünyası genişler, türleri sayısız hâle gelir ve tedrici bir yaratılış sürecinin sonu, düşünebilen, fikir yürütebilen insana uzanır. 

***

Bu yüksek insan aşamasına algı ve zekâya sahip fakat henüz gerçek fikretme ve düşünme seviyesine erişmemiş maymunların dünyasından ulaşılır. Bu noktada, maymunların dünyasından sonra, insanın ilk safhasına ulaşırız. Fizikî gözlemlerimizin sınırı bu kadardır.”

***

Nihayet, … Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın Marifetname’sine geliriz:“Hak Taâlâ’nın tesiriyle ... önce madenler hasıl olup, ondan bitkiler peyda olup, ondan hayvanlar vücuda gelmiştir. Hayvan kemalini buldukta; insan ortaya çıkmıştır. … Hayvanlar ile insan arasında aracıların en belirgini maymundur. Zira ki, cümle azası, kıl ve kuyruğundan başka, dışı ve içi insana benzer.”

***

Haldun’la İbrahim Hakkı’ya Câhiz’i, İbni Miskeveyh’i ve daha nicelerini eklemek mümkün.

***

Bu Müslümanlardan sonra bir Hristiyan yazara döneyim. John William Draper adlı, Darwin’in çağdaşı bir bilim adamı, 1874 tarihli “Bilimle Din Arasındaki Çatışma” adlı kitabında Hrıstiyanları, “insanın daha aşağı formlardan evrimini veya uzun bir zaman içinde tedrici gelişimini anlatan Muhammedî evrim teorisini” reddettiği için tenkid ediyordu. 

***

Bu eser 1313 (1897) tarihinde “Nizayi ilim ve din” adıyla Türkçe’ye çevrildi. Tercümeyi yapan Ahmet Midhat Efendi bu kitapla, İslâm’ın bilime uygun, diğer dinlerin ise bilimle nizalıolduğunu göstermeyi arzu etmektedir ki bu hüküm pek de yanlış değildir.

***

Ne oldu da böyle oldu? Acaba 19. asra kadar yazan, çizen Müslümanlar iyi Müslüman değildi de iyileri şimdi mi zuhur etti?

***

Bir kere çok söylenen bir cümleyi, evrim düşmanları için tekrarlayayım: İslam bu değil! Sonra bu büyük değişimin sebebini söyleyeyim: Osmanlı’nın çöküş döneminde Türkiye’yi saran Evanjelist Protestan misyonerleri. Meğer ne kadar da ikna ediciymişler! Müslüman düşüncesinde Musevilik’ten alınan unsurlara “İsrailiyat” denir. Evrim karşıtlığı da bir cins “Hrıstiyaniyat”dır.