NEBAHAT ERDOĞAN


ESKİYE ÖZLEM

Bayramlar toplumların en kutsal değerleridir. Küslerin barıştığı, sevginin, barışın, paylaşmanın yoğunlaştığı, temelinde hoşgörünün olduğu gelenekselleşen günlerimizdir bayramlar…


Ne şanlıydık biz…
Eski bayramlardan bahsedecek olursak, en şanslı nesillerden biriyim…En az bir hafta önceden başlardı bayram temizliği, yaz kış fark etmeksizin anne titizlenir bu konuda ve yüksek sesle “hadi bakalım o camlar silinecek,  o perdeler yıkanacak, kıyı köşe, dip bucak iyice köpüklenecek hadi bakalım… Bu hem annenin baskısıyla yorucu hem de telaşın en tatlısı idi… Mutfak ise temizliğin en dibine vurulduğu yerdi. Sanki bayramlaşmaya gelenler temizlik notu verecek gibi…
Bunlar biter baba topyekün alışverişe götürürdü eee bayram bu bayramlık alınmadan olmaz, yeni bir çift çorap bile mutlu ederdi bizi amababa şartlanırdı; Her birimize istediği şey bulunana kadar çarşı pazar gezerdik… Yeni bir şeye sahip olmanın verdiği sevinç, mutluluk ve yüzlerdeki o ışıltı her şeye değerdi. Belki de bu sebeple hiç bitmesin isterdik bayramları…
Bu hazırlık, bu gezintiler çocukluğumun en güzel anı olarak kaldım zihnimde… O zamanlar bayram demek mutluluk demekti bizim için herkes bir aradaydı ya o kalabalık kahvaltı sofralarında mutluluktu işte o anlar… Saflığın temizliğin en güzel yanıydı….

Sabahın erken saatlerinde başlardı kapı zili, beş dakikayı geçmez bir daha çalar, bayram bitene kadar gelen çocukların ziliydi bu… Şimdilerde özlendi o durmayan kapı zilleri…

Her şeyin tadı bir başka güzeldi, telaşın temizliğin, alışverin, yediğimiz yemeğin tadı bile bir başka güzeldi…

Şimdi derin bir ahhh çekip nerede o eski bayramlar dediğinizi duyar gibiyim…

Bende ahlarımı sıraladım çünkü…

Temizlik, inancımız gereği bitmeyen görevimiz, yeni bir çift çorap çocukları mutlu etmediği gibi bizlerde aşırı tüketen toplum haline geldik maalesef… O kalabalık kahvaltı sofraların yerine sade birkaç kişinin olduğu sofralar kaldı bu güne…

Kaybettiğimiz büyüklerin yerleri o kadar belli oluyor ki, onlar sayesinde daha kalabalık sofralar kuruluyormuş, onların varlığıyla tadına varıyormuşuz bayramların…

Bizler yinede eksilenlerimize rağmen eski bayramları aratmamaya gayret etmeye çalışıyoruz ama bizlerden sonrakiler bu kadar şanlı olamayabilirler…

Peki, ne vardı o eski bayramlarda özlediğimiz, istediğimiz neydi, 

Neden derin bir ah çekip nerde o eski bayramlar serzenişlerimiz bitmiyor, bitmez de çünkü dünya kirlendi, insanlar sebepli sebepsiz birbirinden kaçar oldu, duygu, düşünceler kirlendikçe temiz kalan ne varsa özlem duymamız gayet normal değil mi? Bayramlar, çocukluğumuzun en değerli hatıraları; bunun için özlüyorduk belki.

Çocukluğumuzun şarkılarından İbo’nun bir şarkısı vardı… Rahmetle de anmış olalım…

Benim balonlarım vardı
Onları kimler aldı
Mutlu bayramlar vardı
Kimbilir nerde kaldı.

Bu günümüzü çok iyi bir şekilde özetliyor değimli şarkının mısraları…

Şimdilerde bayramlar tatil ve dinlenme günleri olarak görülmeye başlandığı için, bayram ziyaretleri de sadece büyüklerin elini öpmekle kaldı, geri kalan eş dost akraba ziyaretleri mesajla halledilir oldu artık…

Velhasılı serzenişlerimizi bir kenara bırakarak örf adetlerimizi yerine getirip büyüklerimizin ellerinden öpüyor küçüklerimizi sevgiyle kucaklıyoruz… Her ne olursa olsun bayramlar en kutsal değerlerimiz, elimizden geldiği kadar bu değerlerimize sahip çıkacağız… Evet,çıkalım ki bizden sonra gelen nesil geçmiş ve günümüz bayramlarını mumla aramasınlar…