KADİR DAYIOĞLU


ERDOĞAN’IN ADAYLIĞI

Bir toplantıda Devlet Bahçeli’nin; “İnanıyorum ki 2023 yılının Haziran ayında yapılacak seçimde Sayın Erdoğan açık ara farkla seçimi kazanacak ve Cumhur İttifakı da yeni bir zafere imza atacaktır” dediği öğrenildi. Bu çok normal, inanabilirler de…


Bir toplantıda Devlet Bahçeli’nin; “İnanıyorum ki 2023 yılının Haziran ayında yapılacak seçimde Sayın Erdoğan açık ara farkla seçimi kazanacak ve Cumhur İttifakı da yeni bir zafere imza atacaktır” dediği öğrenildi. Bu çok normal, inanabilirler de…

***

Bahçeli, bazı çevrelerin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tekrar aday olamayacağı yönünde husumetle pekişmiş karanlık propagandalara başladığını da savunarak; “Bir defa bu iddianın yasal ve anayasal hiçbir temeli, hiçbir nesnel gerçekliği yoktur. Sayın Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk Cumhurbaşkanı’dır. Ve tekrar aday olmasının önünde de herhangi bir engel bulunmamaktadır” değerlendirmesinde bulundu. Bu da normal…

***

Ama konuşmanın sonunda hiç normal olmayan; “düğün değil bayram değil eniştem beni niye öptü!” türünden bir laf etti. Buna halk; “eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmek” de der.  Bu da dikkatlerden kaçmadı.

***

Devlet Bey; “Şayet bu tartışma genişletilip, Sabih Kanadoğlu ve buna benzer kuşkulu isimler ortamı germeye kalkışırlarsa üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmekten kaçınmayız, çekinmeyiz, geri durmayız. Nitekim Cumhurbaşkanı’nın en az üç dönem seçilebilmesi amacıyla gerekli yasal düzenlemenin yapılmasına var gücümüzle çalışır, bunu da başarırız. Hiç kimse bulanık suda balık avlamasın, kutuplaşmadan rant devşirmenin hevesine kapılmasın, Sayın Erdoğan’ın önünü keseceğini zannetmesin, hayal peşinde de koşmasın” mesajını verdi.

***

Tabii, Kanadoğlu, ünlü, “367 garabetinin” mimarı ve bu tezi ile AK Parti’nin önünü iyice açan bir hukukçu… Bu görüşe, CHP’de “sazan” gibi atlamıştı.  Sayın Gül’ün, Cumhurbaşkanı seçilmesi arifesinde (2007); “Anayasa'nın 102. maddesine göre cumhurbaşkanı seçilebilmek için, ilk iki turda nitelikli çoğunluk (367 oy), sonraki iki turda ise salt çoğunluk (276 oy) aranıyordu. Eski Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, 26 Aralık 2006'da Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan yazısında, 367'nin sadece karar yeter sayısı değil aynı zamanda toplantı yeter sayısı olduğu” görüşünü ortaya atmıştı.

***

Kanadoğlu’nun, “Erdoğan üçüncü kez aday olmaz” tezi, çok manidar… Savunanlar da; “bu ikinci. Dolayısıyla bir sakınca yok” diyorlar. Kanadoğlu’nun niyetini bilemem ama bunun Tayyip Beyin değirmenine su taşıyacağı muhakkak.

***

Devlet Bey bunu fırsat bildi; bu konuda muhalefeti mindere çekmek istiyor. Haliyle yine “mağdur” durumuna düşecek Sayın Erdoğan… Bırakınız, tartışan tartışsın ama muhalif parti ileri gelenleri asla... Unutmasınlar, bugünkü kompozisyonu ile karar verecek YSK… Aksi, karar vermesi de mümkün değil. Reel politik buna izin vermez. O nedenle, hele hele liderlerin, Kanadoğlu’nun tezini savunmaya kalkması Tayyip Beyin ekmeğine yağ sürer…

***

Devlet Bey uzunca anlattı, Tayyip Bey’in üçüncü kez aday olabileceğini. Peki; “gerekirse yasal düzenleme” de yapabiliriz sözü neyin nesi? Şüphesi mi var ya da “emin” değil mi ki buna da bir parantez açtı? Bu bir “kuşku”dan kaynaklanabileceği gibi, muhalefetin “sazan” gibi atlayıp, Erdoğan’ı, mağdur duruma düşürüp, tekrar seçilmesini sağlayabilecek bir hamle de olabilir.

***

Şayet bir “kuşkudan” kaynaklanıyorsa, bence bu, ortaya atılan, “fitili çekilmemiş bir bomba” bakalım kim çekecek? Ayrıca bu AK Parti’ye; “Bakınız, ipiniz elimde haberiniz olsun!” mesajı da olabilir. Anlaşılan sandık yaklaştıkça, satranç hamleleri de su yüzüne çıkmaya başlayacak, Ankara’da... İnanın, Devlet Beyin, çıkışı çok manidar!..

***

Anekdot kime aitti unuttum. Üstat NFK sık sık anlatırdı; “Allah’ın varlığını” kanıtlamak isteyenler için: İlahiyatçının biri; “Allah’ın varlığını, yüz farklı şekilde ispat ederim!” deyince muhatabı; “Demek ki, yüz çeşit şüphen var!” Bundan mülhem, demek ki, Bahçeli’nin de şüphesi var.

***

Isparta’da bir haftaya yakın elektrikler kesildi, doğal gaz verilemedi? Bunu “havuz medyası”, iktidardan beslenen medya görmezden geldi. Ama İstanbul ve çevresine düşen yağış nedeniyle, hizmette pek kusuru olmayan, süreci başarılı bir biçimde yöneten İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na, ara verip, iki saatlik yemek molasını dillerine doladılar, “istifa” etmesine kadar götürdüler.

***

Ülkeyi yönetenler de demediklerini bırakmadılar. Oysa İBB’nin görev alanına giren yollarda ulaşım, birkaç saat içinde açılmış; asıl açılamayanlar İstanbul Havaalanı, otoyollardı. Bunların işletme ve bakımı da İBB’ye ait değildi.

***

Rabbani cilveye bakın, İmamoğlu’na acımazsıca saldırılar devam ederken bu sefer kar, Isparta’yı vurdu. Allah’tan burasının Belediye Başkanı CEHAPE’li değildi. Peki, İmamoğlu’na, haksız yere, bu kadar acımasız davranan yöneticiler ve yandaş basın neden Isparta’yı görmezden geldi? Acaba, Belediye başkanı CEHAPE’li olsa ne yapmazlardı ki? Anında kayyım atarlardı belediyeye…

***

Türk tipi “İleri demokrasi”de, basının nasıl olması gerektiği konusunda güzel bir örnek. Umarım, basın dersi verenler bu örnek olayı anlatırlar? Peki, acaba anlatabilirler mi, yaşadığımız “ileri demokrasi” döneminde?