KADİR DAYIOĞLU


“EPİSTEMOLOJİK KOPUŞ!”

Maliye Bakanı Nureddin Nebati'nin ünlü “epistemolojik kopuş”; “Ortodoks ekonomiden heterodoks ekonomiye geçiş”, “gözlerin içine bakılarak anlaşılan” ekonomi modeli çok tartışıldı. Hatta Nobel bile layık görüldü…


Maliye Bakanı Nureddin Nebati'nin ünlü “epistemolojik kopuş”; “Ortodoks ekonomiden heterodoks ekonomiye geçiş”, “gözlerin içine bakılarak anlaşılan” ekonomi modeli çok tartışıldı. Hatta Nobel bile layık görüldü…

***

Tesadüf bu ya, “dünyayı sarsan teorinin” ipuçlarını, bugünlerde zevkle okuduğum, sizlere de hararetle tavsiye edeceğim,“Olaylarla Türkiye Ekonomisi” kitabında gördüm. Kitabı Yalın Alpay ve Emre Alkin hazırlamış. Hümanist yayınlamış (6. Baskı, Şubat/2022). Kitabın 45. Sayfasında iktisatçı Prof. Dr. Emre Alkin’in şu “Notu”na rastladım… Başlık da; “Büyük Buhran (1929)”

***

Bir hatırlatma yapayım. Kardeşi, o da iktisat profesörü Kerem Alkin. İkisi de İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nin ünlü hocalarından Erdoğan Alkin’in oğulları. Emre Hoca, genellikle liberal değerlere, Kerem Hocaise “devletçi” ya da “kamucu/milli” değerleri savunur. “Komplo teorileri” ne ziyadesiyle itibar eder. Kerem Hoca iktidara yakındır. Mesela, “Varlık Fonu”un da idi...

***

Gelelim konumuza… Konu, Birinci Harp sonrası yaşanan ve ABD’de başlayan “Büyük Buhran”ın bize ve dünyaya etkileri, yalın bir biçimde anlatılıyor. Ülkemizin,“Buhran” nedeniyle “devletçi ekonomiye” geçişinin hikayesini de… Bir anlamda, “liberal soslu”, “İzmir İktisat Kongresi (1923)” karaları, 1950’lere kadar askıya alınıyor… Tabii, bu süreçte özel kesim dışlanmıyor ama ekonominin lokomotifliğini kamu yapıyor.

***

Alkin’in yazıya konu görüşlerine geçmeden, Merkez Bankası faiz indirimi konusundaki değerlendirilmesini vereyim: “Merkez Bankasının kararı beklediğimiz gibi açıklandı. Şaşırmadık diyebilirim. 100 olmuş ya da 150 puan olmuş fark etmez. Dün Mahfi Eğilmez Hoca ile beraber katıldığımız bir toplantıda”bu konunda mutabık kaldık (20 Ekim 2022 Perşembe).

***

Yani iki hocamız; “Ba’delharabül Basra!” diyor. Sık verdiğim sözün anlamını bir daha veriyorum: “Basra harap olduktan sonra ne yapsan boş!”, diyor.

***

Emre Hoca; Amerikalılarneden korkar? diye başlamış “Notu”na… Cevabını da kendisi vermiş: “…Hiç düşünmeden cevap verebilirim: ‘Durgunluk ve resesyondan’.  Resesyonu, ekonomide durgunluk olarak da okuyabiliriz.

***

Hocamız devam ediyor: Büyük Buhran’dan[1929] sonra yaşanan irili ufaklı krizlerde bugüne kadar milyonlarca insan işsiz kalmış ve ellerinde ne varsa, yok pahasına satmışlardır. Amerikalılar bu nedenle ‘yarın’ endişesiyle yaşarlar. Enflasyonla ilgilenmezler. Büyüme hızı ve istihdama odaklıdırlar.”

***

Allah Allah, bizimkilerde öyle demiyor mu? Öyle ya Sayın Erdoğan; “…ABD’nin önde gelen iş insanlarıyla buluştuğu çalışma yemeğinde yaptığı konuşmada, ‘Ekonomi programımızı yatırım, istihdam, üretim, ihracat, cari fazla yoluyla ülkemizi büyütme üzerine kurarak bilinçli bir tercihte bulunduk. Salgın dönemi dâhil son iki yıldır bu önceliklerimizden taviz vermedik. Ekonomi programımızı kararlılıkla uygulamayı sürdürüyoruz’” demişti (https://www.tccb.gov.tr/haberler/ 22.09.2022). Bunu da her vesile ile sık sık tekrarlamıştı.

***

Demek ki, bu teori, bize has bir şey değilmiş, “epistemolojik kopuş”; “Ortodoks ekonomiden heterodoks ekonomiye geçiş” ile falan ilgisi yokmuş. Yani, “nev zuhur” bir şey değilmiş. Bu, ABD’de zaman zaman uygulanırmış…

***

Gelelim Almanya’ya. Peki, “Almanlar neden korkar”mış? Buna da Alkin şu yanıtı veriyor: “Enflasyondan”. Devam ediyor: “Bu kitaba ilham veren Cumhuriyet’in kuruluşundan sadece iki yıl önce bugünkü dostlarımız Yunanlıları, Sakarya Irmağından İzmir’e doğru kovalarken, Almanya hiperenflasyon yaşıyordu. Her saat para basılıyor ve ‘Reich Mark’ Amerikan karşı adeta paçavraya dönüyordu.

 

Öyle ki, bir ara 1 Dolar, 4 trilyon 300 milyarReich Marka eşit hale geldi. Evimizde anı olarak sakladığımız ve üzerinde ‘50 Milliarden’ diye yazan bir banknot vardı. Sonradan öğrendim ki bunlardan bir el arabasına sığan kadarıyla ekmek alınabiliyormuş. Almanlar o gün de bugün de enflasyondan korkarlar ve para arzındaki genişlemeleri[sürekli para basma olarak okuyabiliriz]‘tehdit’ olarak algılar”.

***

Soru bize geldi. “Peki, Türkler neden korkar? Tabii ki, ‘hiçbir şeyden’. Çünkü Türk insanının ne aklında, ne de genlerinde herhangi bir ekonomik kriz ile ilgili ekonomik hafıza ya da refleks mevcut değildir. Yani, unutmuştur. Hatırlamaktadır.

Yalın Alpay’ın kaleminden okuduğumuz zorluklar yaşanmıştır. Ancak ‘haydi gelmiş geçmiş olsun’ diye bakılmıştır. Latin Amerika’da da aynı durum yaşanır. Yaşamadıkları kriz kalmamıştır ama hatırlamazlar.

Bizim gibi ülkelerde vatandaş sadece bir şeyden çekinir: Gözünün kestirdiği malı başkasının almasından. İşte buna dayanılmaz, çok üzülür. Hatta bunun için herkesi üzebilir. İşte bizim gibi ülkelerde kriz budur.