MUSTAFA CENGİZ


ENFLASYONA DAİR…

Son dönemlerde rakamlarla ilgili gerçekler sümen altı edilmiş durumda. İktidarın söylemlerine paralel rakamlar dillendiriliyor. Peki gerçekleri sürekli halının altına süpürmekle bazı şeyler gizlenebilir mi? Ya da bir başka ifade ile “Güneş Balçıkla sıvanabilir mi?” Öncelikle Ekonomi bakanının işi daha da ciddiye alması ve İktidarın Nas inadından ve “Ekonominin kitabını yazdık!” iddiasından vazgeçerek ekonomiye getirmeye çalıştığı yeni tanımlar yerine Dünya’da genel geçer ekonomi kuralları ile oyunu oynaması ve Türkiye’nin Türk insanının hak ettiği ekonomik zenginliğe bir an önce ulaşarak bu kadar ağır bir yükü insanımızın sırtından tez zamanda alması gerekiyor.


Aslında kimse gerçek rakamı açıklamıyor ya da açıklayamıyor.

Neresinden bakarsanız bakın tam bir çelişkiler yumağı.

Ya da bir başka ifade ile keşmekeş.

“Kurt Bulanık havayı sever!” misali.

Son dönemlerde rakamlarla ilgili gerçekler sümen altı edilmiş durumda.

İktidarın söylemlerine paralel rakamlar dillendiriliyor.

Peki gerçekleri sürekli halının altına süpürmekle bazı şeyler gizlenebilir mi?

Ya da bir başka ifade ile “Güneş Balçıkla sıvanabilir mi?”

HERKESE GÖRE DEĞİŞİYOR MU?

TÜİK’in rakamları ile başka kurumların ya da STK’ların yaptığı çalışmalar ve aslında “Yangın yerinin ortasındaki vatandaşa” göre Enflasyon rakamları bir hayli farklı.

Yaptığı enflasyon verileri açıklaması ile mahkemelik olan Enflasyon Araştırma Grubu ENAG@ENAGRUP’un verileri ise daha da farklı.

Enflasyon Araştırma Grubu Türkiye İstatistik Kurumu’nun belirlediği yeni enflasyon sepeti ve ağırlıklara göre Ocak ayı enflasyon oranı %15.79, son 12 ayın enflasyon oranı ise %115.17 olarak hesaplamıştı.

Ekonomistlerin bu konudaki görüşleri ise olayı bir başka boyuta taşıyor.

Prof. Veysel Ulusoy @ekonomikanaliz "Yine başladı... Sloganla enflasyonu azaltıyoruz. Yine sebze, yine et siyaseti. Gerçek tektir: hayat inanılmaz pahalıdır ve ücretlerin gerçek enflasyon olan %123.80 oranında artırılması zorunludur. Lafı bırakın, maaşlara bakın hemen..."

Bu konuda son değerlendirme SP Genel Başkan Yardımcısı Arıkan’dan geldi.

Arıkan, 7 ilin katılımı ile Kayseri'de yapılan Saadet Partisi Bölge Toplantısı’nda "Enflasyon oranında geçen yıla göre yüzde 39'luk bir artış söz konusu"  dedi.

Yani var olan bir rakam nerede ise üç katına çıkmış durumda.

GÖSTERGE GIDA FİYATLARI…

Ne yapılan köprüleri, ne hava alanlarını, ne de yapılan yolları-asfaltları yeme şansımız yok.

Bu nedenle en önemli gösterge şüphesiz ki temel gıda malzemeleri.

Arıkan, gıda fiyatlarına dikkat çekerek; "Hepimizin olmazsa olmazı gıda fiyatlarındaki sıkıntıları da her gün, her saat marketlere gittiğimizde yakinen yaşıyoruz.

Dünyadaki gıda enflasyonundaki duruma baktığımızda maalesef ülkemizdeki durumun ne kadar vahim olduğunu görmekteyiz.

Türkiye; gıda enflasyonunda yüzde 64,5'lik oranla Venezüella, Lübnan ve Surinam'dan sonra dördüncü sırada yer almaktadır.

Enflasyon oranı bundan 1 yıl önce Türkiye'de sadece yüzde 16,61 iken bugün yüzde 54,44'e çıkmış vaziyette.

Yani yüzde 39'luk bir artış söz konusu.

Dolar; geçen sene 7.94'e alabildiğimiz 1 doları bugün 14,83 TL'den alabiliyoruz. Tam tamına iki kat dolar fiyatı sadece 2 ay içerisinde artmış vaziyette" şeklinde konuştu.

NE KADAR YAZIK!...

Arıkan’ın “Türkiye; bütün olumsuz istatistiklerde zirvede yer alarak parmakla gösterilen ülke noktasına gelmiş vaziyette.“ ifadesi ve tespiti üzüntü verici bir gerçek.

"Mevzuatın kolayca değişebildiği, bürokrasinin olmadığı bir ülkede hem içerideki hem dışarıdaki yatırımcı kendisini nasıl güvende hissedecek?

Son 20 yılda yaşanan gelişmeler bizlere Süleyman Demirel'i hatırlatıyor. Bugünkü iktidarın öncü kadroları uzun yıllar boyunca Süleyman Demirel'in 'Dün dündür, bugün bugündür' sözünü eleştirmiş, ilkesizliğe isyan etmişlerdi.

Ancak bugün eleştirdikleri Süleyman Demirel'i pragmatizm konusunda fersah fersah geçmiş vaziyette." sözleri ile de Arıkan AK Parti’nin iktidara geldiği günden bu yana yaşadığı çelişkiyi de gözler önüne sermiş oldu.

GERÇEKLER…

Öncelikle Enflasyon rakamında geçen yıla göre yüzde 39'luk bir artış söz konusu.

Yani;  2021’de bu rakam yüzde 16,61 iken bugün yüzde 54,44'e çıkmış vaziyette.

Bu tablo karşısında herkesin yaşadığı mağduriyet ortada.

Bu nedenle iktidarın duruma göre gereğini yapması da elzem şüphesiz ki.

Öncelikle Ekonomi bakanının işi daha da ciddiye alması ve İktidarın Nas inadından ve “Ekonominin kitabını yazdık!” iddiasından vazgeçerek ekonomiye getirmeye çalıştığı yeni tanımlar yerine Dünya’da genel geçer ekonomi kuralları ile oyunu oynaması ve Türkiye’nin Türk insanının hak ettiği ekonomik zenginliğe bir an önce ulaşarak bu kadar ağır bir yükü insanımızın sırtından tez zamanda alması gerekiyor.