İran-ABD/İsrail savaşı ister istemez, “enerji durumun” gündeme getirdi. Haliyle, “ne olacak halimiz!” denmeye başladı. Başlayınca da her kafadan bir ses çıkıyor. Ben de bununla ilgili bir parantez açayım dedim. Bakalım, becerebilecek miyim?
**
2025 yılında yurt içindeki toplam petrol üretimi 47,9 milyon varil olarak gerçekleşti. Bir varil petrol ortalama 150 kilogram. 2024’te 38 milyon varil olan yurt için petrol üretiminin yüzde 26’lık artışı dikkat çekti.
**
Gelinen noktada ihtiyacımızın yaklaşık yüzde 15’ini yerli kaynaklardan karşılıyoruz. Tabii, gelinen nokta iyi bir nokta. Ama bir anımsatma yapayım, Yaklaşık elli yıl önce, 20 küsur milyon ton petrol tüketimimiz vardı. Günümüzde 40 milyon tonu aştı. Yıllık üretimimiz de 2 milyon ton kadardı. Yani, ihtiyacımızın yüzde 10’u kadar. 25 ya da 30 milyon ton/yıl kapasiteli beş rafinerimiz bulunuyordu.
**
Unutmayalım, 1991 yılında yıllık yerli üretim 4,5 milyon tona ulaşmıştı. Sonra bu, 2013’te 2,4 milyon tonlara düştü. Mesela 2013 yılında tüketimimiz 21 milyon; 2022’de ise 30 milyon ton civarında. Tüketimimiz artmakla beraber, istikrarlı değil. Ben, bir mertebe olarak verdim; üç aşağı beş yukarı durum böyle. Unutmayalım, nüfusumuz da 40-50 milyonlardan 85 milyona çıktı. Haliyle araç sayısı ve akaryakıt tüketimi de arttı.
**
AK Parti öncesi, doğal gaz durumu şöyle. Türkiye'nin ilk doğal gaz keşfi 1970 yılında Türkiye Petrolleri A.O. tarafından Trakya Bölgesindeki Hamitabat-1 ve Kumrular-1 sahalarında yapıldı. Bu keşiflerle ülkemiz topraklarında çevre dostu doğal gaz ilk kez üretilmeye başlandı. İlk doğal gaz İstanbul’a geldi (1992). Bunu Ankara takip etti (1998). O nedenle, tüketim çok kısıtlıydı.
**
İsterseniz bir bilgi daha vereyim: Kömürden elde edilen gaz ile İstanbul’un tanışması 1850’lere gider. Dolmabahçe stadının arkasında bulunan “fabrikadan” elde edilen gaz, önce Dolmabahçe sarayının ihtiyacını karşıladı. Sonra gazhaneler arttı, Haliyle dağıtım şebekeleri de. Stadın tribün tarifinde “deniz tarafı”, aksine “gazhane tarafı” denirdi.
**
Ankara’ya hava gazı 1929’da gelmiş. Fabrika da Maltepe tarafındaymış. Evlere verilmeye başlanmış. EGO’da bulunan “G” gazı ifade eder. “E” elektrik; “O” ise otobüsü… Otobüsler için; “Eken Gelen Oturur” esprisi bunun için yapılırdı.
**
O önemde, 1980’li yıllarda, iletim hatları ve üretici ülkelerle “alım kontratları” yapılmaya başladı. Hatta dönemim yetkilileri Yüce Divan’da yargılandı (Bakan Cumhur Ersümer), AK Parti’nin ilk yıllarında. İletim hatları bittikçe, doğal olarak dağıtım şebekelerine sıra geldi. "2025 Aralık itibarıyla illerin tamamına, 973 ilçenin 828'ine doğal gaz ulaştırılmış ve 398 beldenin yüzde 35'inde doğal gaz arzı sağlanmış.” Tabii, doğal gaz şebeke yapımı ya da dağıtımı, diğerlerine benzemez. Risk faktörü çok yüksek. Bunda “faz-nötr çek götür!” olmaz.
**
Doğal gazda 2024 yılında yıllık 2,3 milyar metreküp olan toplam yurt içi üretim, 2025’te 3,2 milyarmetreküpe çıktı. Doğal gazdaki yıllık artış, yüzde 39 olarak kayıtlara geçti. Bu da Sakarya gazının sisteme verilmesi ile oldu. Yıllık tüketimimiz de 50-55 milyar metreküp civarında gerçekleşiyor. Kabaca, tüketimimizin yüzde 7’si yerli kaynaklardan karşılanmakta.
**
Petrol ve doğal gaz üretimindeki artış trendini yorumlayan Bakan Bayraktar, ülke olarak her yıl 60-70 milyar dolar enerji faturası ödediklerini söyledi. Bayraktar, Türkiye’nin enerjisinin üçte ikisini ithal ettiğini ifade ederek enerjide dışa bağımlılığın azaltılması için yerli üretimin önemine dikkat çekti.
**
Türkiye elektrik enerjisi tüketimi 2025 yılında bir önceki yıla göre %2,1 oranında artarak 360,9 TWh, elektrik üretimi ise bir önceki yıla göre %2,4 artarak 362,9 TWh olarak gerçekleşmiş. Tera wat saat (TWh), 1.000 GWh’e; bir GW’da 1.000 MW’a eşit.
**
Türkiye Ulusal Enerji Planı çalışmasının sonuçlarına göre elektrik tüketiminin 2030 yılında 455,3 TWh, 2035 yılında ise 510,5 TWh seviyesine ulaşması beklenmektedir.
**
2025 yılında elektrik üretimimizin, %33,6'sı kömürden, %23'ü doğal gazdan, %15,8'i hidrolik enerjiden, %10,9’u rüzgardan, %10,5’i güneşten, %3,2'si jeotermal enerjiden ve %3,1’i diğer kaynaklardan elde edilmiş.
**
2026 yılı Şubat ayı sonu itibarıyla ülkemiz kurulu gücü 124.320 MW’a ulaşmıştır. 2026 yılı Şubat ayı sonu itibarıyla kurulu gücümüzün kaynaklara göre dağılımı; %26’sı hidrolik enerji, %19,7’si doğal gaz, %17,7’si kömür, %12,1’i rüzgâr, %21’i güneş, %1,4’ü jeotermal ve %2,1’i ise diğer kaynaklardan.
**
Ayrıca Ülkemizde elektrik enerjisi üretim santrali sayısı, 2026 yılı Şubat ayı sonu itibarıyla 41.505’e (Lisanssız santraller dâhil) yükselmiştir. Mevcut santrallerin 776 adedi hidroelektrik, 69 adedi kömür, 403 adedi rüzgâr, 68 adedi jeotermal, 352 adedi doğal gaz, 39.426 adedi güneş, 411 adedi ise diğer kaynaklı santraller.
**
Rüzgar ve güneşin yerli kömürden elektrik üretimini geride bırakmış olması Türkiye için önemli bir dönüm noktası. Ancak rüzgar ve güneş halen her geçen yıl artan elektrik talebini karşılayabilecek kadar yükseliş göstermiyor.
**
Arta kalan talep artışı ise maliyeti yüksek ithal fosil kaynaklı santraller ile karşılanıyor. İddialı 2035 hedefleriyle birlikte Türkiye’de rüzgar ve güneşin elektrik üretimindeki payı yarıya çıkabilir. Bundan sonraki hedef, yerli yenilenebilir enerji kaynaklarının önünü açacak adımlar atmak olacak.
**
2024’te güneşten elektrik üretiminde gerçekleşen %39’luk rekor artış ile birlikte, bir önceki yıl %5,7 olan güneşin elektrik üretimindeki payı %7,5’a yükseldi. Rüzgarın payı bir önceki yıla (%10,6) yakın seyrederek %10,7’de kaldı. Böylece rüzgar ve güneş, elektrik üretiminde %18’lik payı aştı. Yarın da devam edeceğiz.


