MUSTAFA CENGİZ


EMEKLİYE, İŞÇİYE VERMEYEN FAİZ LOBİSİNE ÇALIŞTI...

Herkesin derdi hemen hemen aynı. Ekonomik bağlamda herkes sıkıntılı. Bir nevi köşeye sıkışmış durumdayız. Peki nasıl oluyor da bu işler bu hale geldi? Neden ülkem insanına yok ama faiz lobisine ve garantili yollara, köprülere, hava alanlarını yapan müteahhitlere akıyor tüm paralar? O da yetmiyor yapmadıkları fabrikalar gibi şimdi de köprüleri, geleceğimizi satmaya kalkıyorlar? Bugün Türkiye’nin son ekonomik tablosu. Hem iç, hem de dış borç ve faiz gerçekleri…


Herkesin derdi hemen hemen aynı.

Ekonomik bağlamda herkes sıkıntılı.

Bir nevi köşeye sıkışmış durumdayız.

Peki nasıl oluyor da bu işler bu hale geldi?

Neden ülkem insanına yok ama faiz lobisine ve garantili yollara, köprülere, hava alanlarını yapan müteahhitlere akıyor tüm paralar?

O da yetmiyor yapmadıkları fabrikalar gibi şimdi de köprüleri, geleceğimizi satmaya kalkıyorlar?

Bugün iki farklı CHP’li isimden Türkiye’nin son ekonomik tablosu. 

Hem iç, hem de dış borç ve faiz gerçekleri…

Türkiye ekonomisinde artan dış borçlanma grafiği ve bütçeden faize ayrılan payın büyüklüğü, iktidarın kaynak kullanım tercihlerini bir kez daha tartışmaya açtı. 

CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, bütçeden faize ayrılan payın ulaştığı boyutu verilerle ortaya koydu. 

Emekliye ek zam ve öğrenciye yemek için kaynak bulunamazken, yalnızca Ocak ayında kasadan 454 milyar lira faiz ödemesi çıktı. 

Karabat, tek bir ayda 10 milyar doları aşan bu ödemenin "ekonomik alarm" niteliği taşıdığını belirtti.

TBMM Genel Kurulu’nda konuşan CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, ocak ayına ilişkin ekonomik verileri paylaştı. 

Genç, “Her dakika 4 kişi işini kaybediyor, vatandaşın borcu dakikada 15 milyon lira artıyor, her dakikada 124 icra dosyası açılıyor, emeklinin maaşı her gün 32 lira eriyor. 

Bu istatistik değil, geçim mücadelesidir” dedi. Emekli maaşlarının ve mutfak harcamalarının enflasyon karşısında eridiğini belirten Genç, mevcut ekonomik tabloya dikkati çekti.

DAKİKADA 124 İCRA DOSYASI

Genç, işsizlik, bireysel borçluluk ve icra dosyalarındaki artışa ilişkin verileri paylaştı. 

Genç, ekonomik gelişmelerin vatandaşın günlük yaşamına yansımasına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak “Türkiye'de ekonomi rakamlarla değil, vatandaşın hayatıyla konuşuyor. 

Ocak ayında her dakika 4 kişi işini kaybetti, her dakikada vatandaşın borcu 15 milyon lira arttı, her bir dakikada 124 icra dosyası açıldı. 

Bu istatistik değil, bu geçim mücadelesidir. Emeklinin maaşı her gün 32 lira eriyor, mutfak masrafı her gün zamlanıyor ama iktidar hala “Ekonomi iyiye gidiyor” diyor.

FAİZİ, BORCU VE RANTI 

BÜYÜTEN BİR ANLAYIŞ!

“Bu ülkede büyüyen şey ekonomi değil, vatandaşın geçim sıkıntısıdır” şeklinde konuşan Genç, Soruyorum: 

Her dakika borçlanan, her dakika icraya düşen, her dakika işsiz kalan bir toplumda ekonomi nasıl iyiye gider? 

Şunu açıkça söyleyelim: Bu tablo kader değildir. Bu tablo yanlış tercihlerle yönetilen bir ekonominin sonucudur. 

Faizi, borcu ve rantı büyüten bir anlayış emeği, geliri ve alım gücünü küçültmüştür. 

Bugün, bu ülkede büyüyen şey ekonomi değil, vatandaşın geçim sıkıntısıdır.”

DIŞ BORÇ FAİZİNE 1,1 

TRİLYON TL ÖDENECEK

CHP İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, ile devam edelim, yazımızın finalinde Aşkın Genç’in bir başka değerlendirmesi ile final yapacağız.

CHP İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, ekonomi yönetiminin "rasyonalite" söylemine karşın dış borç faiz ödemelerinin rekor seviyeye ulaştığını verilerle ortaya koydu. 

Karabat, 2025 yılında sadece dış borç faizine gidecek paranın ortalama kurla 1,1 trilyon TL'yi bulduğunu açıkladı.

BORÇLANMADA REKOR 

ARTIŞ: BU BİR ALARM!

Karabat'ın paylaştığı veriler, Türkiye'nin dış borçlanma hızındaki keskin artışı gözler önüne serdi. 

2024 yılında 55 milyar dolar seviyesinde olan yeni uzun vadeli borçlanma tutarı, 2025 yılı itibarıyla 97,2 milyar doları aştı. 

Karabat, neredeyse iki katına çıkan bu borçlanma miktarını "rekor" olarak sunmanın mümkün olmadığını, tablonun tam anlamıyla bir "ekonomik alarm" niteliği taşıdığını vurguladı. 

Verilere göre dış borç faiz ödemeleri 2022 yılından bu yana istikrarlı bir şekilde yükseliş gösterdi. 

Karabat, mevcut ekonomi modelini "üretim yerine sıcak para ve borçlanmaya dayalı büyüme" olarak tanımlarken, bu politikanın sürdürülebilir olmadığını savundu.

OCAK AYINDA FAİZE 

454 MİLYAR LİRA…

İktidarın ekonomi politikasını eleştiren Karabat, bütçe harcamalarındaki tercihlere dikkat çekti. 

Emeklilere ve öğrencilere kaynak bulunamazken, faiz ödemeleri söz konusu olduğunda trilyonlarca liranın aktarılabildiğine işaret eden Karabat, Ocak 2026'da bütçeden yapılan faiz ödemesinin 454 milyar TL olarak gerçekleştiğini belirtti.  

Bu rakam, tek bir ayda 10 milyar dolardan fazla kaynağın faize gittiğini gösteriyor.

Karabat açıklamasında, kamu varlıklarının borç teminatı haline getirildiği iddiasını da gündeme taşıdı. 

Ekonomi yönetiminin "Nas" söyleminden "rasyonel zemin" söylemine geçişte sonucun değişmediğini belirten Karabat, borçla büyüme modelinin sonunda ekonominin faize çalıştığını ifade etti.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat'ın sosyal medya hesabından yaptığı, rakamları ve eleştirileri içeren açıklamanın tamamı ise şöyle:

"EMEKLİYE YOK, AMA FAİZ 

LOBİLERİNE TRİLYONLAR"

"Geçen yıl Türkiye neredeyse bir önceki yılın iki katı kadar yeni borç aldı. 2024'te 55 milyar dolar olan yeni uzun vadeli borçlanma, 2025'te 97,2 milyar doları geçti. 

Bu bir “rekor” değil, alarmdır.

“Finanse edildiği sürece cari açık dert değildir” mantığını iyi biliyoruz. Ama bu zihniyet ekonomileri çöküşe götürür. 

Borçla refah olmaz, sadece günü kurtarırsınız. Geleceği ise ipotek edersiniz. 

Üretim gücünü günden güne kaybeden, hamasetle ekonomi politikası yürüten bir anlayışla duvara toslamak an meselesidir. Gerçekler propaganda kaldırmaz. 

Sürekli borçlanarak gidilecek bir yol yoktur.

Dış borç faiz ödemeleri her yıl artıyor: 2022: 10 milyar dolar 2023: 15 milyar dolar 2024: 20 milyar dolar ve 2025: 25 milyar dolar

Artış tesadüf değil, tercihin sonucudur.

Üreterek değer yaratmak yerine, sıcak parayla günü kurtarma modelinin geldiği nokta budur.  Borç büyür, faiz katlanır, risk artar. 

Sanayi ve istihdam yaratmaz, ekonomiyi borçla büyütürseniz, o borcun faizi günü gelir sel gibi önüne kattığı her şeyi yıkar.

Sadece 2025'te yapılan dış borç faiz ödemesi, ortalama kurla hesaplandığında 1,1 trilyon TL'yi buluyor. 

Ocak 2026'da bütçeden yapılan faiz ödemesi 454 milyar TL oldu. Yani tek ayda 10 milyar dolardan fazla kaynak faize gitti. Emekliye seyyanen zam için para yok.  

Öğrenciye okulda yemek için kaynak yok. Ama faiz söz konusu olunca trilyonlar var. Tercih meselesi ve AKP'nin tercihi daima faiz baronlarını beslemek olmuştur.

İçeride ve dışarıda faiz çevrelerini besleyen sistemin adı bu ekonomi modelidir. 

Borçla büyüyen ekonomi, sonunda faize çalışır. 

Nas'ta da böyle yaptılar, rasyonel zemin dediklerinde de aynısını sürdürdüler. 

Ama AKP'ye yine de yetmiyor. 

Şimdi Türkiye Cumhuriyeti'nin simge yapıları olan boğaz köprüleri dahi satış konusu. Kamu varlıkları da borcun teminatı haline geliyor.

Gerçek sürdürülebilir kalkınma üretimle olur, borçla değil. 

Ancak AKP'nin son 23 yılının özeti şöyledir: Özelleştirme. Borçlanma. Sıcak para. Balon büyüme. Ve giderek ağırlaşan faiz faturası.

AKP, otoriter rejimi meşru kılmak için yıllardır sıcak parayla çarkı çeviriyor; ancak yolun sonuna geldiler. 

Hazine bu yükü kaldıramadığı gibi vatandaş da artık bu oyuna kanmıyor. İlk seçimde tarihin tozlu sayfalarında yerinizi alacaksınız."

FAİZ ÖDEMEYE DOYMUYORUZ

Genç, açıklanan enflasyon verilerinin vatandaşın yaşadığı geçim krizini gizleyemediğini memur ve emekli zamlarının daha cebe girmeden eridiğini belirterek vatandaşın 

2025’te bankalara 1,2 trilyon TL faiz ödediğini, icra dosyalarına ise sadece ocak ayında 866 bin yeni dosya eklendiğini açıkladı. 

Genç, rakamları ile vatandaşın yaşadığı hayat pahalılığı arasında büyük bir fark olduğunu söyledi. 

TÜİK’in aralık ayında düşük açıkladığı enflasyon nedeniyle memur ve emekli zamlarının düşük kaldığını belirten Genç, ocak ayındaki yüksek enflasyonun ise yapılan artışları daha vatandaşın cebine girmeden erittiğini ifade etti. 

Genç, vatandaşın borçla ayakta kaldığını, bankalara ödenen faizlerin rekor seviyeye çıktığını ve icra dosyalarındaki artışın ekonomik tabloyu net biçimde gösterdiğini söyledi.

RAKAM FARKI DEĞİL, 

HAYAT FARKI VAR!…

CHP’li Genç, konuşmasında şunları kaydetti: “TÜİK ocak ayı enflasyonunu aylık yüzde 4,84, yıllık yüzde 30,65 dedi. ENAG ise aylık yüzde 6,32, yıllık yüzde 53,42 olarak hesapladı. 

Arada sadece rakam farkı yok, aynı zamanda hayat farkı var. 

Çünkü pazarda, markette, kirada, elektrikte vatandaşın yaşadığı gerçek; açıklanan tablodan çok ama çok farklı. 

İktidar ‘enflasyon düşüyor’ masalı anlatırken; aralık ayında TÜİK’in açıkladığı yüzde 0,89’luk düşük oran, memurun-emeklinin 6 aylık enflasyon farkını aşağı çekti. 

Daha maaşlar cebe girmeden yüzde 4,84 ocak enflasyonu ile o zammı tek kalemde geri aldı. Yani vatandaşın cebine girmeyen para, enflasyonla şimdiden buhar oldu. 

Bu tabloya halkın tesadüf demesini kim bekleyebilir? Aralıkta enflasyonu düşük göster, zammı düşük tut, ocakta yeniden hızlan… 

Sonuç, yük yine dar gelirlinin sırtında.

“İŞSİZLİK AZALMIYOR, 

UMUTSUZLUK BÜYÜYOR”

Bakın, ‘İşsizlik azalıyor’ dedikleri dönemde işgücü de istihdam da geriliyor. İş aramaktan vazgeçenler artıyor, yani işsizlik azalmıyor, umutsuzluk büyüyor. 

Gerçek işsiz sayısı; eksik istihdam ve umutsuzların toplamıyla 11 milyon 621 bin kişiyle yüzde 29’lara dayanmış. 

Bu, sadece bir istatistik değil, evine ekmek götürme endişesidir. Şimdi gelin borca bakalım. 

Vatandaşın bireysel kredi ve kredi kartı borcu 5 trilyon 973 milyar TL, varlık yönetim şirketleri dahil toplam 6,1 trilyon TL. Bu borç bir haftada 66,5 milyar TL artıyor. 

Bu ne demek? İnsanlar keyfinden borçlanmıyor; maaş yetmiyor, borçla ayakta kalmaya çalışıyor.

BORÇLA AYAKTA KALIYORLAR

Daha çarpıcı bir veri… Vatandaş, sırf bireysel krediler ve kredi kartları nedeniyle bankalara 2025’te 1 trilyon 222 milyar TL faiz ödemiş. 

Günde 3,35 milyar TL faiz demek. Saatlik yaklaşık 140 milyon TL, dakikada 2,3 milyon TL… 

Yani bu ülkede saat başı, sadece vatandaşın faiz yükü üzerinden bir servet transferi yaşanıyor. 

Bankacılık sektörü 2025’i 1,2 trilyon TL brüt karla kapatmış; net kar 940,2 milyar TL. Bu da günde yaklaşık 2,58 milyar TL net kar demek. 

Bir tarafta vatandaş günde 3,35 milyar TL faiz ödüyor, diğer tarafta bankalar günde 2,58 milyar TL net kar yazıyor. 

İşte ekonominin özeti: Emeğin cebinden, finansın kasasına.

“EKONOMİNİN GERÇEĞİ 

MUTFAKTA YAŞANIYOR”

İcra daireleri… Ocak’ta icra dairelerine 866 bin yeni dosya eklenmiş. 

Yani günde 27 bin 935 dosya. Saatte yaklaşık bin 164, dakikada 19 dosya… 

Her üç dakikada bir onlarca aile icralık oluyor. Bu, ‘düşen enflasyon’ hikâyesiyle yan yana durmaz; bu, geçim krizinin tam da fotoğrafıdır. 

Bugün ülkede milyonlarca insan ay sonunu değil, günü nasıl çıkaracağını düşünüyor. 

Eğer vatandaşın sofrası küçülüyorsa, siz istediğiniz kadar ‘büyüme’ deyin, o büyüme milletin hayatına yansımıyorsa bunun adı refah değil; yokluktur, yoksulluktur. 

En düşük emekli maaşı da asgari ücret de açlık sınırının üstüne çıkarılmalıdır. 

Çünkü bugün ocakta açıklanan enflasyon, aralıkta düşük tutulan artışların nasıl buharlaştığını hepimize gösterdi. 

Vatandaşın zamları daha cebine girmeden eridi. 

Enflasyonla mücadele; tabelayı değil, mutfağı baz alarak yapılır. 

Gelir politikası; bankayı kollayarak değil, emekliyi, memuru, asgari ücretliyi koruyarak yapılır. 

TÜİK’in söylediğiyle ENAG’ın söylediği arasındaki fark, aslında vatandaşın ‘benim enflasyonum’ dediği şeydir. 

Aralıkta düşük, ocakta yüksek… 

Bu düzen, maaşın değerini törpüleyen, borcu büyüten, icrayı artıran bir düzendir.