Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Genç İş Adamları Konfederasyonu (TÜGİK) Genel Kurulu'nda konuştu. CHP lideri Kılıçdaroğlu'na tepki veren Erdoğan; ''CHP'nin başındaki zat dünyada olup bitenleri yok sayarcasına ülkemizdeki nükleer projeleri kötülemeye çalışıyor. Sizin hayatınızda sadece mum vardı mum, gaz lambası var. Biz ise bunu bu hale getirdik'' dedi.
Tabii bu sözü duyan, “genç işadamları” da alkışlamaya başladı. Ha. Elektriğin hikayesini bilmeyen sokaktaki ahali alkışlayabilir. Öyle ya, “aya dört şeritli otoyol yapacağız!”, deseler inanırlarmış, Damat Bey öyle demişti. Amma lakin az çok tahsil yapmış “genç işadamları” nasıl alkışlar “mumlu”, “gaz lambalı” bilgiyi. Sanırım, sorun da burada.
***
Bilenler bilir, bir köye elektrik bağlandığında, trafo direğinde bulunan panodaki şalter indirilir, burada bulunan ampul yakılır, bir “gaz lambası” da direğe vurularak kırılır alkışlar arasında. Şimdi öğrenmek istiyorum; Tayyip Bey, devri iktidarında en son hangi köyde “gaz lambası” kırıldı. Çok merak ettim, acaba alkışlayan “genç işadamları” hiç merak etmez mi?
***
Tayyip Bey devam ediyor; “Şayet enerjide 32 bin megawatt bile bulunmayan kurulu gücümüzü 100 bin megawatta çıkarmasaydık, yerli ve milli enerji oranını bu derece artırmasaydık, bugün bulunduğumuz yerde olamazdık.” Rakamlar doğru ama yüzde 70’i dışa bağımlı; elektrik üretiminin yüzde 45’e yakını ithal kömür ve doğal gazdan, bu nasıl milli ve yerlilik? Anlayamadım doğrusu.
***
Doğrudur, yirmi yılda elektrik kurulu gücümüz üçe katladı. Amma bir de aması var. Ülkemizde elektrik hikayesinin gelişimini bilmeyenlerin bunu “alkışlaması” da çok doğal. Hikaye şöyle: Elektrik enerjisi ilk olarak 1878 yılında aydınlatma amacıyla günlük hayatta kullanılmaya başlanmış. Türkiye’de ilk elektrik üretim santrali 1902’de Tarsus’ta kurulan 2 kW gücüne sahip bir su değirmenidir.
Türkiye’nin ilk taş kömürü santrali ise 1913 yılında İstanbul’da inşa edilen Silahtarağa Elektrik Santrali’dir. Kuruluşta da gücü 13,4 MW. Amacı da ilk etapta tramvaya, Dolmabahçe Sarayına ve İstanbul’un küçük bir kesimine elektrik vermek. Düşünebiliyor musunuz, İstanbul Anadolu yakasına elektrik Cumhuriyet döneminde geldi.
Santral gücü de 1921’de 23,4 MW ve 1926’da 40,0 MW oldu. Sonuçta, İmparatorluktan devralınan miras şu: 1923’te 38 santralde 45 MWh üretim kapasitesine sahip olan Türkiye’den söz ediyoruz, başlangıçta. Elbette şu kadar ili, ilçesi, köyü, mezrası olan fakir, yoksul ve yoksun Anadolu halkı çıra, mum, gaz lambası vs. kullanacaktı aydınlanma için… 1923 sonunda, dizel-generatör gruplarıyla, 43 şehre iyi kötü elektrik verildi. (https://setav.org/assets/uploads/2017/11/R96Elektrik-1.pdf). Mesela, Kayseri’ye 1930’ların başında elektrik geldi, Bünyan HES’ten. Bünyan, Talas ve Kayseri merkezleri bundan yararlandı.
Mesela bizim evin abone numarası 222 idi… Sonra, Türkiye’nin elektrifikasyonuna sıra geldi santralar, iletim hatları, enterkonnekte şebekeler peş peşe geldi. İl merkezleri ile başlayan elektrikle tanışmaya kazalar, beldeler, köyler takip etti, “en son gaz lambası” da rahmetli Özal döneminde kırıldı. Yerleşim yerleri elektrifikasyonu tamamlandı. Tabii, bunu bilmeyenlerin Tayyip Bey’i alkışlamaları çok doğal.
Alkışlayanları görse merhum Demirel şu lafını tekrarlardı: “Öyle mi? Diktirdiğim direkleri bir söksünler bakalım ülke ne hale geliyor!”
***
Gelelim, 100 bin MW kurulu güç hikayesine… AK Parti iktidara geldiğinde, 32 bin MW kurulu gücün olduğu doğru ama bir şey var unutmayın. Bakınız, geleceğe yönelik planlama nasılmış? Bunun hikayesi de şöyle; Yap İşlet Devret (YİD) modeli kapsamında 1999 yılı sonu itibariyle toplam 672 MW’lık proje tesis aşamasında, 3.419 MW gücünde proje ise Danıştay’da izin incelemesinde. Bunların dışında 1999 sonu itibariyle, hidrolik 11.500 MW, termik 36.000 MW, rüzgar 1.595 MW, diğer (çöp, atık v.b.) 120 MW olmak¸ üzere toplam 49.215 MW’lık başvurular bulunmakta. Ayrıca; 1.065 MW’lık otoprodöktür santralın sözleşmesi imzalanmış, 2.515 MW ise başvuru aşamasında…
***
Yap İşlet (Yİ) Projesi kapsamında toplam 4.620 MW kurulu gücünde 4 adet doğalgaz ve 1.210 MW kurulu gücünde ithal kömür santralının sözleşmesi imzalanmış ve yürürlüğe girmiş olup tesis çalışmaları devam etmekte.
***
5.223 MW kurulu gücünde 9 termik santralın imtiyaz sözleşmeleri imzalanmış, 1.724 MW kurulu gücündeki 4 termik santralın imtiyaz anlaşmaları Danıştay’da incelenmekte. 600 MW kurulu gücündeki bir termik santralın da girişimeleri devam etmekte.
***
Kafanız karıştı biliyorum. Bu bilgileri “8. Beş Yıllık Kalkınma Planı Elektrik Enerjisi Özel İhtisas Komisyonu Raporu”undan (Aralık/2001) aldım. Meraklılarına ve “şiddetle alkışlayanlara link”i de vereyim: https://sbb.gov.tr/wp-content/uploads/2018/11/08_ElektrikEnerjisi.pdf
***
Bu hikayeyi şunun için anlattım. Bu bir süreçtir… Neredeyse “sıfır” noktasında devralınan ve 100 bin MW kurulu güce ulaşan elektrik sektörünün hikayesi bu… Yıllara sari, kurulu güç eğrisine bakarsanız mesela “1970-2018” dönemi için y=ax2 ye (a.x kare, a 4’e yakın) benzer bir parabolik eğri görecek “şiddetle alkışlayanlar!”. Tabii, matematik okuduysalar. 2018’den sonra eğrinin yataylaştığını da… Sanki bir doyma noktası gibi.
***
Bir de, bu kadar güce eriştik acaba “puant güçte” ve “üretimde” tahminlere erişebildik mi? İşin püf noktası da burada… “Puant” yani “en fazla” çekilen güç 48 bin MW, üretimde 310 milyar kWh civarında. Oysa yapılan talep tahminlerinin çok uzağında kalındı. Mesela 2021 puantı için yüksek senaryo 62.363 MW, düşük senaryo 57.689; üretim için 404,920 milyar kWh ve 374,570 milyar kWh hesaplanmış.
***
Bu kadar sapma neyin nesi? Yoksa, gereğinden fazla santral mı yapıldı? Unutmayın; her fazla MW’ın maliyeti “1,5-2 milyon dolar”. Diyelim, 25 bin MW gereksiz yere yapılan bir yatırım var. Bunun yatırım bedeli 50 milyar dolar kadar…
***
Diyelim, Akkuyu Nükleer Santralı (I-II) devreye alındı. Toplam, 10 bin MW kurulu bir güç sisteme girecek. Peki, bu girince “atıl kapasite” ne olacak? İthal hammadde ile çalışanlar da… Hiç merak etmez misiniz?
***
Unutmayın; 2002’de 32 bin MW kurulu güce karşılık 21 bin MW puant güç vardı. Şimdi ise 100 MW kurulu güce karşılık 48 MW’lık puant güç var. Bu sapma acaba kabul edilebilir mi? Tabii, “kabul edilebilir” “atıl kapasite” ya da “fazlalık” ne olmalı? Öyle ya; “yedekleme” de şart.


