İBRAHİM PEKBAY


EL FENERİ GİBİ…


Biz yaştakilerin çok iyi bildikleri ve kullandıkları bir alettir el feneri.

Karanlıkta yolunuzu aydınlatır. Öyle güçlüleri vardı ki, 500 ile bir kilometre mesafede nokta aydınlatmasını net olarak yapardı. Önündeki camın özelliğine göre, ayarını değiştirdikçe aydınlatmada görüş mesafesi düşse de, aydınlatma alanı bu kez genişlerdi…

Önceleri içeriği ile çok ilgilenmesem de, her bir açıklamasından sonra, ilginçlik alanı genişlemeye başladı.

İşte tam burada olayı “El fenerine” benzettim.

Birincisinde tek nokta aydınlatıyordu, mesafesi uzak olsa da. Ancak her açıklamasından sonra alan o kadar genişledi ki bu kez ilgimiz, içeriği konusunda da oluşmaya başladı.

Elbette yapılan açıklamaların hepsine, şimdilik kaydı ile “İddia” olarak baksak da, aralara “Belge” de eklenince, işin şekli daha da değişmeye ve bir o kadar da ilginçleşmeye başladı.

Her açıklamanın sonrasında, suçlamalara birileri daha dâhil oluyordu ki, geçmişteki “Susurluk” davası nedeniyle birçoğunun adını zaten öğrenmiştik.

Özellikle suçlamalar İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya yönelik yapılıyor.

XXX

Bu noktada yapılması gereken şey, elbette savcıların harekete geçmesidir.

Siyasetten bir girişim beklemek hayal olur, çünkü 20 yıllık iktidarları içinde AKP’nin konular üzerindeki etkisinin, çözülmesi halinde altında kalabilecekleri boyuta varabileceğinden, orada bir hareket beklemiyorum.

Görev, iddiaların ihbar kabul edilerek doğrudan C. Savcıları tarafından soruşturma açılması şeklinde gelişmesi ve sonuçlandırılması gerekir diye düşünüyorum.

XXX

Her ne kadar çeşitli zamanlarda İçişleri Bakanı tarafından bazı açıklamalar yapılmış ise de, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, konu üzerinde her hangi bir söz söylemedi ve suskunluğunu korudu.

XXX

Pazartesi gecesi ise İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Merdan Yanardağ ve İsmail Saymaz’ın da “Gazeteci” olarak, yani sorular sormak üzere katıldığı televizyon programında 3 saat konuştu…

Ben konuşmaların en fazla bir buçuk saatlik kısmını izlemeye dayanabildim.

Neden derseniz ki deyin kısaca söyleyeyim…

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, özellikle Merdan Yanardağ ve İsmail Saymaz’ın sorularına bir türlü net cevaplar vermekten kaçındı.

Eline aldığı süslü görseller ile konuştu ama, gazeteciler sordukları soruların açıklığa kavuştuğunu göremediklerinden, bakanın konuşmalarını ara ara içine girmeye çalıştılar, olmadı…

Ben bu olayı şöyle yorumluyorum…

Futbolcu bir büyüğü, “Tamam, çık gazetecilerin karşısına ama orta sahada top gezdir. Ne gol atmaya çalış ne de kendine gol attır” diye taktik vermiş. Maşallah o da çok güzel taktiği uygulayarak 3 saatlik süreyi içi boş gaz tenekesinin çıkardığı ses ve başarı ile sonlandırdı.

İzleyici olarak hiçbir şeyin açıklığa kavuştuğunu ya da açıklığa kavuşmasını ümit edebileceğimiz bir geleceğini görmedim.

Boş teneke gibi tıngırdadı gitti…

XXX

Aslında şaşırmamak gerekir.

Çünkü bu pirinç, koskoca bir tencerede, çok su kaldıracak boyutta. Sonucu mutlaka zülfiyara dokunacaktır.

Hele seçim lafları edilirken, ekonomi ülkede dip yapmışken, insanlar evlerine ekmek götüremez hale gelmişken, açıklanan gülünç miktarlardaki desteklere rağmen zorluklar en üst seviyeye ulaşmışken…

Konunun üzerine gidip, gittiği yere kadar kovalamak, iktidarın işine gelmez.

Gelmez çünkü altında kalma olasılığı çok büyük.

İşte o nedenle top orta sahada çevrilecek, C. Savcıları harekete geçmeyecek, ABD’den FETÖ’nün başını bile getiremeyen iktidar, yurt dışında saklanan Sedat Peker’in peşine düşmeye devam edecek.

Ne dedi geçenlerdeki video kaydında, duydunuz mu?

“Yer değiştirdik” dedi. Yer değiştirme, saklanma amaçlı olmalı.

Devlet, “Neredeyse alın getirin” diye birilerine talimat vermiş olmalı ki, susturmaya veya tutup getirmeye çalışıyorlar.

Bu işi kim yapabilir?

Kırmızı bülten ile aranırken, suçluların iadesi anlaşması olan ülkelerden biride olması gerekir ama değil.

O zaman ya susturulması ya da tutulup getirilmesi için birileri gidecek olduğu yere.

Nasıl olacak bu iş?

Kim veya kimler yapacak bu işi?

Bundan sonra el fenerinin aydınlattığı alan, gittikçe genişleyecek gibi görünüyor. Bakalım sonu nereye kadar uzayacak, göreceğiz.

 XXX

Tanıyorsunuz…

Bülent Arınc…

Rahmetli Necmettin Erbakan Hoca’nın yanında siyasete atılmış, kendisi Bursa doğumlu olmasına rağmen Manisa milletvekilliği yapmıştır.

Milletvekilliği sırasında Gurup başkan vekilliği, bakanlık, başbakan yardımcılığı ve TBMM başkanlık koltuklarını dolaşmış, en son Cumhurbaşkanlığı Danışma Kurulu üyesi iken, yaptığı bir konuşma sonrasında o kuruldan istifa etmiş AKP’nin kurucu kadrosundaki 4 ana karakterden birisidir.

Zaman zaman ortalığa dan diye bir laf yuvarlar ama, sonunu getirmez. O nedenle de Cumhurbaşkanlığı İstişare Kurulu üyeliğinden bile oldu.

Bu konu üzerine de söz söyledi, savcıları göreve çağırdı.

Herkes savcılara yönlendiriyor ancak ortada üzerine gidecek savcı yok…