Kayseri’de ekmeğe zam geldi, 200 gr. Ekmek dört liradan beş liraya çıktı… Aslında bunun olacağı belliydi hatta sandıkğa bir hafta kala beş lira olduğu basına yansımıştı. Ama hemen haber yalanlandı. Hatta haber yapanları, “fitne, fesat yuvalarından kafa karıştırıcı iddialar ortaya çıkıyor” diye suçlamıştı Bakan Hulusi Bey…
***
Tabii, 14 Mayıs’ta sonuç alınamayınca, bu sefer 28 Mayıs sonrasına ertelendi zam… Nitekim ikinci turun hemen akabinde yüzde 25 zam geldi… Öyle ya; bir sandık öncesi, zam neyin nesiydi? Rahmetli Özal ne demişti, sandık sonrasına ertelenen zamlar için; “Seçim öncesi zam yapacak kadar enayi miyim?”Haliyle halefleri de benzeri kurala sığınacaktı.
***
Hulusi Akar ve Memduh Büyükkılıç, ERÜ’deki bir toplantıda bakınız neler demişlerdi ekmek zammı için: Önce Sayın Bakan’ı verelim: “… ‘… Bu arada maalesef fitne, fesat yuvalarından kafa karıştırıcı iddialar ortaya çıkıyor. Bu haberi duyar duymaz sayın belediye başkanımızla, valimizle konuştuk. Kesinlikle böyle bir şey söz konusu değildir. Vatandaşımız rahat olsun’ diye”konuşmuştu.(8.05.2023)
***
“… Memduh Büyükkılıç da:‘Ekmeğe herhangi bir zam söz konusu değildir. Bu bilgi kirliliğidir, eğer ihtiyaç duyulursa daha sonraki süreçlerde değerlendirilir. Şuan itibariyle herhangi bir söz konusu değildir. Ekmek Kayseri’mizde 4 TL’dir. Kamuoyuna saygıyla arz olunur’” demişti.
***
Fırıncılar Odası Başkanı Mustafa Aslan ise, ekmeğe zam iddialarını yalanlayarak;“Ekmek 5 TL diye bir şey yok. Şuanda öyle bir gündemimiz yok. Aynı zamanda biz Ticaret Odası ile birlikte hareket ediyoruz. Öyle bir durum olduğunda gereken açıklamayı basınla birlikte halkımıza duyururuz. Resmi açıklama olmadan hiçbir habere itibar etmesin” şeklinde konuştu.
***
Neticede sandık endişesi, zammın süratlice yalanlanmasına neden olmuştu. Sonuçta, popülist davranmışlardı.
***
Peki,Oda Başkanına soralım: Sayın Başkan, diyelim dedikleriniz doğru… Peki, ikinci sandık üzerinden henüz bir hafta bile geçmemişken, bu zam neyin nesi? Bu acullük neyin nesi? Samimi olarak soruyorum; açıklamanıza, siz de dahilinanan bir üyeniz var mıydı?
***
Evet. Zam, kaçınılmazsa, yapılır… Kimsenin ah vah demesine, fırıncıların suçlanmasına gerek yok. Öyle ya, “Allah rızası!” için kimse hizmet yapmaz. Hele hele ticarette… Tabii, piyasa ekonomisinde, hiçbir mal ve hizmete “narh” konmaz… Fiyatlara müdahale edilmez.
***
Sonuçta, fırınlar da dahil“sermaye”, “sebil” yani “sahibi hayrat” değildir kâr peşinde daha ötesi “kâr maksimizasyonu” peşindedir.
***
Fiyatlara müdahale edilirse ne olur? Mesela, verimsiz çalışan haliyle yüksek fiyata mal ve hizmet üreten küçük üreticileri korumak için yapılan fiyat ayarlamaları; bu sefer, düşük maliyetle, daha ucuza, büyük çapta mal üretenlere haksız kazanç sağlarsınız. Yani, “narhlardan” daima, büyükmiktardave ucuza mal ve hizmet üretenler ziyadesi ile memnun olur.
***
O nedenle, onlar asla ve asla piyasayı savunmazlar. “Narhlara” karşı çıkmazlar. Öyle ya, daha düşük fiyata satabileceği mal ve hizmeti, belirlenen fiyatla satınca, daha fazla kazanabilmesinin önünü açma ihtimali yükselir.
***
Haliyle, fiyatı belli olan yani rekabetin olmadığı bir üretimde “kalite” ve geniş bir “ürün gamı” da olmaz. Tespit edilen fiyattan ne üretirsen almak zorunda kalırsın… O nedenle, çağdaş ekonomilerde, “tüketicinin korunması” diye bir kavram gelişmiştir. Henüz bizde, gerek kamuda, gerek üretici/örgütlerinde ve gerekse de tüketici de bu bilinç oluşmamıştır.
***
“Çoklu” ve “tekelleşmenin” olmadığı bir piyasa da, fiyatların sınırları aşması mümkün mü? Asla değil… Hem, fiyatları neye göre tespit ediyorsunuz? Öyle ya, sözgelimi günde mesela on bin ekmek üreten bir firmanın maliyeti ilebin ekmek üreten bir firmanın maliyeti aynı değildir. O nedenle, kamunun ve meslek örgütlerinin görevi, fiyat tespiti değil, “iş ve fiyat tekeli”niyani “tekelleşmeyi”önlemektir.
***
Unutmayın; “fiyat ve iş tekelinin” olduğu yerde sağlıklı bir ekonomiden söz edemezsiniz.Osmanlı ekonomisini batıran nedenlerden birisi de “Ahilerin/loncaların”desteği/isteği ile oluşturulan “iş ve fiyat” tekelidir; “Gedik hakları”dır. Hâlâ geçmişten ders alamadık…
***
Kâr etmek asla ayıp değildir. Ayıp olan zarardır. O nedenle, kâr edenler korkmadan, çekinmeden söylesinler… Verimsizlik ve zarar, piyasayı bozar, onun düşmanıdır. O nedenle; “win-win (kazan-kazan)” demişler. Hem kazanacaksın ve hem de kazandıracaksın. Hem unutmayalım “kâr” ve “verimlilik” milli geliri de artırır. Burada devletin görevi, bununnasıl “bölüşüleceği” ile ilgilidir.
***
Muhterem ahaliye anımsatayım: Asla fırıncılara tepki vermeyin. Zira onlar zararına mal satmazlar… Mesela, “zamma” tepki veren, benim bahçemde, ücret almadan, “Allah rızası!” için çalışır mı? “Çalışırım!” diyen varsa, buyursun gelsin, kapımız açık…
***
Evet. Bir tepki vermek gerekirse, o da, gelir dağılımını düzeltemeyen, enflasyonu azdıran, alım gücünü düşüren, hayatı pahalılaştıran iktidardır… Demokratik tepkinin yeri sandıktır… Bu sefer tercihi yine AK Parti’den yana yaptı, muhterem ahalimiz… O nedenle kaderine razı olacaklar. Bakınız size bir anımsatma yapayım. Zam, sırf ekmekle bitse, ne gam, katlanırız ama ertelenen zamlar peş peşe gelecek; tatlı tatlı yediklerimiz acı acı çıkacak… Yani, “bal kabağı satan henüz teşrif etmedi!”


