KADİR DAYIOĞLU


DOLAR MİLYONERLERİ…

Ha. “Ben ne yapayım, sen beceriksizsen!” de diyebilirsiniz. Haklısınız… Öyle ya, yarım asırlık bir mühendisiz, bir baltaya sap olamadık. Siyasetin, eteğinden tutamadık.


Hani diyorlar ya, “büyüdük!” hem de 2002’nin “üç buçuk katı!”. “Âmennâ ve saddeknâ!” İnanırız büyüklerimize… Amma lakin bu kadar büyüdükse bu para kimde? Ya da kime gitti? Vallahi, ben de değil. Bazıları kızsa da, bu gün de “Komünistlik” yapmaya devam edeceğim. Siyaset, kime çalışıyor, “fakir-fukara”, “garip-gureba” ya mı yoksa “varsıllara” mı? Bir sayfa açacağım.

***

Her ne kadar Kayseri AK Parti Saylavı Hülya Nergis Atçı; “Bizim dönemimizde ev ve araba almak kolaylaştı!” diyorsa da yarım asırlık evimizi, on altı yıllık arabamızı değiştiremedik. Sayın Milletvekili; “ev icar, bağ gabal değil!” az çok bir gelirimiz de var ama maalesef değiştiremedik. Şunun yolunu bir gösterseniz.

***

Ha. “Ben ne yapayım, sen beceriksizsen!” de diyebilirsiniz. Haklısınız… Öyle ya, yarım asırlık bir mühendisiz, bir baltaya sap olamadık. Siyasetin, eteğinden tutamadık.

***

Hem bilir mi Sayın Atçı? Sivas Caddesi’nin, Alpaslan’a kadar sağında ve solunda bulunan sekiz katlı binaların yarıya yakın, beğenmedikleri dönemin 1970’li yıllarında SSK Kredisi ile yapılmış; üyeler neredeyse, cebinden ilave bir kuruş ödemeden ev sahibi olmuştu. Hangileri bunlar, zemin katta balkon olan evlerle, zemin katı sonradan işyerine çevrilen binalar.

***

Evet bakınız bu paralar kime gidiyormuş? Önce Üstadımız Eğe Cansen’in, geçtiğimiz Pazar köşesini (Sözcü) şöyle bitirmiş: “Şunu bilelim ki hiçbir servet, yoktan var, varken yok olmaz. Sadece sahip değiştirir. Bu da hep kamudan kişiye geçişle olur.” Sonuçta, meşhur “Son Söz”lerinden birisini yapmış: “Zenginleşme sebepsizse, devlet soyulmuş demektir.”

***

Ülkemizde ve dünyada, “gelir dağılımı” ile ilgili sayısız araştırma yapılıyor. Bunlardan birisi de serveti “milyon dolarlarla” ölçülen kişi sayısını veriyor. Bunu, geçenlerde kaleme aldığım, “Gelir Dağılımı” ile ilgili yazılarımın bir devamı olarak algılayabilirsiniz.

***

İsviçre bankası Credit Suisse, 2021 yılı servet raporunu yayımladı. Veriler, Türkiye'de ve dünyada eşitsizliğin pandemi döneminde keskinleştiğine işaret ediyor. Emre Deveci’nin haberinden aldım çalışma sonuçlarını (Sözcü, 25/06/2021). Bazı bölümlerini aktarmaya çalışacağım:

***

Tahminlere göre, 2019 yılında 94 bin olan Türkiye'deki dolar milyoneri sayısı pandemi yılı olan 2020'de 21 bin kişi artarak 115 bin 423'e yüksel”miş. Demek ki kar; “zenginin damına, fukaranın hayatına! yağmış!”

***

“Türkiye'de 2020 yılında toplam servet bir önceki yıla göre yüzde 1,2'lik sınırlı artışla 1 trilyon 587 milyar dolara yükselmiş. Yetişkin başına düşen servet ise yüzde 0,4'lük düşüşle 27 bin 586 dolardan 27 bin 466 dolara gerilemiş.

***

Türkiye'de yetişkin nüfusun yüzde 57,6'sı 10 bin dolar altı; yüzde 38,8'i 10 bin-100 bin dolar arası; yüzde 3,4100 bin-1 milyon dolar arası; yüzde 0,1'i 1 milyon dolar üstü servete sahipmiş.

***

Yine Türkiye'de 10 bin dolar altı 33 milyon 262; 10-100 bin dolar arası 22 milyon 406 bin; 100 bin-1 milyon dolar arası 1 milyon 984 bin ve 1milyon dolar üstü servete sahip kişi sayısı 115 bin olmuş.

***

Geçmiş yılların verilerine bakıldığında, Türkiye'de hem toplam servetin hem de yetişkin başına düşen servetin gerilediği görüldü. 2010 yılında toplam servet 1 trilyon 718 milyar dolar, yetişkin başına servet ise 36 bin 484 dolarmış. 2013 yılında Türkiye'de toplam servet 1 trilyon 970 milyar dolara, yetişkin başına servet ise 39 bin 304 dolara kadar yükselmişti.

***

Sonrasında Türkiye'ye dönük sıcak para girişlerindeki azalma ve TL'deki değer kaybıyla birlikte, dolar cinsi toplam servet de düşüş eğilimine girdi. Veriler, Türkiye'de pandemide zenginin daha zengin yoksulun daha yoksul olduğunu gösteriyormuş.

***

Türkiye'de en zengin yüzde 10'luk kesiminin servetten aldığı pay yüzde 72,1. Bunların yüzde 5'lik kesimin payı yüzde 62,2; yüzde 1'lik kesimin payı ise yüzde 42,8'ine olmuş.

***

2019'da Türkiye'de en zengin yüzde 10'lik kesimin payı yüzde 70,3, en zengin yüzde 5'lik kesimin payı yüzde 60,6, en zengin yüzde 1'lik kesimin payı yüzde 42,5'ti.

***

2020’de, en fakir yüzde 30'luk kesimin toplam serveti eksiye düştü. Bu, söz konusu kesimin borçlarının servetlerinden yüksek olması anlamına geliyor. Böylece nüfusun en fakir yüzde 30'luk kesimi, toplam servetin yüzde 0,3'ü oranında borçlu olarak kayıtlara geçti. Bir diğer ifade ile en zengin yüzde 1'inin toplam servetin yüzde 42,8'ine sahip olurken, nüfusun yüzde 95'lik kesiminin payı yüzde 37,8'de kaldı. Geri kalan yüzde 5’in aldığı payı siz hesaplayın.

***

Evet. Şimdi anladık mı? Büyüdük ama servet kime gitti? Aza sormuşlar; “Nereye gidiyorsun?”. El cevap; “çoğun yanına!”

***

Peki, “Y” ile mücadele sözü verip iktidar olanlar ne yapıyor? Yoksulluğu kaldırma değil de, “yönetme” peşinde. Bütün umudu da bu yüzde 30’luk kesim. “CHP gelirse, yardımlar kesilir!”, propagandası da bu cümleden. Ama büyükşehirlerde durum böyle olmadı. Aksine, tüm karşı koymalara rağmen başarı sergilendi. Sanırım, iktidarın sıkıntısı da burada.