MUSTAFA CENGİZ


DOĞA/L MI?

Meşhur sözdür “Kimisinin cenazesi, kimisinin düğünü olur!” derler. Nitekim öyle de oluyor maalesef. Ne zaman ortaya böylesine ciddi bir felaket çıksa, mezarlık soyguncuları için yeni bir rant kapısı açılıyor. Elazığ’da deprem oluyor. Konut kiraları birden ikiye katlıyor. Ramazan geliyor… Her şey birden zamlanıyor. Ormanlar yanıyor, Otel yapacaklarını iştahı kabarıyor. Nasip/Kısmet ilişkisindeki sebeplenme olayını bazıları yanlış anlamış durumda ülkemizde. Olayı vurguna çevirmenin vicdani boyutlarını sorgulamaya bile gerek yok. Nihayetinde hepimiz insanız…


2020 Yılı ile birlikte farklı bir süreç yaşanıyor.

Aslında Ozon tabakasının delinmesi ile başlamıştı her şey.

Ne oldu ise o zaman oldu.

Ardından ardı ardına felaketler silsilesi gelmeye başladı.

Yangınların yağan yağmurla birlikte kontrol altına alınmasının ardından sevincimizi kursağımızda bırakan bir başka doğal afet Sel felaketi yine büyük üzüntü yarattı.

HAYAT DURMUYOR

Pandemi sürecinde verilen mücadeledeki Aşı ile ilgili gelinen nokta ve illerin maviye dönüş çabası bağlamında her gün Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan tablo ortada.

Nerede ise her köşe başında bir Aşı çadırı var.

İl ve İlçe Sağlık müdürlükleri sanal alemden yaptıkları çağrı ve uyarılardan sonra şimdi Aşı olmayanları tek tek arayıp “Neden Aşı olmadınız?” diye soruyor ve vatandaşı Aşı olmaları için randevu saatini hatırlatarak konuya hassasiyet gösterilmesini istiyor.

CENAZE/DÜĞÜN HİKAYESİ

Meşhur sözdür “Kimisinin cenazesi, kimisinin düğünü olur!” derler.

Nitekim öyle de oluyor maalesef.

Ne zaman ortaya böylesine ciddi bir felaket çıksa, mezarlık soyguncuları için yeni bir rant kapısı açılıyor.

Elazığ’da deprem oluyor. Konut kiraları birden ikiye katlıyor.

Ramazan geliyor… Her şey birden zamlanıyor.

Ormanlar yanıyor, Otel yapacaklarını iştahı kabarıyor.

Nasip/Kısmet ilişkisindeki sebeplenme olayını bazıları yanlış anlamış durumda ülkemizde.

Olayı vurguna çevirmenin vicdani boyutlarını sorgulamaya bile gerek yok.

Nihayetinde hepimiz insanız…

TIKANMAK ÜZEREYİZ…

Bir yandan orman yangınları bir yandan sel felaketi ile uğraşan ülkemizde ortaya çıkan tablo içinde birde sürekli yardım talepleri ile benzer çağrılar yapılması zaten Pandemi sürecinde bitme noktasına gelmiş insanımız açısından bir hayli itici bir hal olmaya başladı.

Ulu önder Atatürk’ün devletçilik ilkesi vatandaşına yardımı öngörün bir anlayıştı.

Şu anda nerede ise vergi veren, askere giden, canı ile kanı ile bu vatanı koruyanlar önce Suriyelilerle başlayan istila sonrasında şimdilerde her felaketten sonra birde yardım yapmak gibi bir zorunluğunu altında ezilmeye ve psikolojik baskı altına alınmaya çalışılıyor.

Geçmiş zamanda bir siyasiye atfedilen bir söz ile “Türk milleti zeytine benzer sıktıkça yağı çıkar!”  söylemini şiar edenlerin yaptığı gibi sanırım artık kimsede sıkacak yağda kalmadı.

“Bıçak kemiğe dayandı” da denilebilir aslında.

SİZCE DE…

Evet şimdi sormak lazım.

Bu kadar felaket sizce Doğa/l mı?

Sanırım herkesin kendine göre bir cevabı vardır.

Doğa/l olsa da olmasa bir gerçek var ki Doğa gelinen nokta itibarı ile insanlardan öcünü alıyor.

Sizde de doğru işler yapmanın zamanı geldi de geçmiyor mu?