KADİR DAYIOĞLU


DOĞAL GAZ ANLAŞMALARI (2)

Dostlar, teklif gayet iyi niyetli ama bir sıkıntı var. O da şu: “İç arzı sıfır” olan, köylere kadar sunulan, elektrik üretimini üçte bir oranında bağımlı olduğun doğal gazın, aslında ülkenin, kaderi nasıl “spot piyasalara”, “kısa vadeli” sözleşmelere; piyasalardaki dalgalanmalara terk edilebilir ki?


26 Ocak günü yayınlanan “Doğal Gaz Anlaşmaları” yazımın bir bölümün, “hatırlatma” amacıyla  paylaşacağım, sonra devam edeceğim. Konuyu Taner Yıldız Beye soracağım. Bakalım ne diyecek.

***

Değerli dostlar… sizi, 30 yıl kadar geriye götüreceğim, doğal gaz ile tanışmaya başladığımız yıllara… (…) Ticarette; “tüketeyim tüketmeyeyim; kullanayım kullanmayayım, şu kadar süre için şu kadar mal ve hizmeti almayı taahhüt ederim!” türünden anlaşmalar yapılır. Özellikle bu tarz, “iç arzın” olmadığı, “dış arzın” temininde zorluklar yaşanabileceği ihtimalleri için yapılır. Buna ticarette, devlet yönetiminde “öngörülük”, “müdebbirlik” denir… (…)Bir miktar fazla bedel ödersiniz ama mal ve hizmet alımında sıkıntı çekmezsiniz…

***

Ülkemizde, üretilemeyen ama hayatımızın her fakültesine giren doğal gaz için de böyleydi. O dönemin yöneticileri de doğrusunu yapmışlardı. Ama ne yazık ki, bunu yapanları AK Parti, “Yüce Divan”da yargılatmıştı. Hatırladınız mı, yargılanan Enerji Bakanı Cumhur Ersümer’i? Ama “sağdan-sola” eleştirenler şunu unutuyorlardı. (…) ülkende olmayan bir şey için, “fiyat ve alım garantili” sözleşme yapılır. Bu çok doğaldı. İşin doğası gereği de bu idi… Buna; “arz güvenliği” derler. 

***

Ahaliyi ve sanayiyi/enerji üretimini doğal gaza bağımlı kıldınız, yılda 50 milyar metreküp kullanır oldunuz, “alım ve fiyat garantisi” yoksa ne yapacaksınız, bir sıkıntıda?  Acaba, “alım ve fiyat garantili” sözleşmeler yenilenmedi de şimdi yeterince gaz temin edemiyor muyuz? Bu da gözden kaçırılmamalı…

***

Aradan 20 yıl geçti, 2019’lu yıllarda, bu sözleşmeler sorgulanmaya başladı. Nitekim, 4 Eylül 2019 tarihinde, Yani Şafak Gazetesi’nde uzman Gürkan Kumbaroğlu mahreçli bir haberi paylaşmak istedim. Haber; “Türkiye'nin uzun süreli doğal gaz anlaşmaları” başlıklı…

***

“…Enerji uzmanları, Avrupa'daki ülkelerin kendilerini bağlayan uzun süreli sözleşmelerin spot piyasaya endeksli hale geldiğine işaret ederek, ‘Türkiye'nin de bu konuda acilen adım atması gerekir. Aksi taktirde spot doğal gaz indirimlerinden faydalanamayacağız ve en erken 2021 yılına kadar spot piyasalarda doğal gaz fiyatları düşse bile yüksek fatura ödemeye devam edeceğiz’ uyarısında bulundu. Türkiye'nin uzun vadeli sözleşmeleri arasında 2026 yılında sona erecek anlaşma dahi var.

Türkiye'nin bu noktada Rusya ile imzaladığı iki uzun vadeli sözleşme var. Bunlardan ilki; 1997 yılında Mavi Akım üzerinden imzalanan ve yıllık 16 milyar metreküp doğal gaz alımı için imzalanan anlaşma. Bu anlaşma o dönem 28 yıllığına yapıldı ve 2025 yılında sona eriyor. Rusya ile yapılan diğer anlaşma ise 1998 yılında 'Batı Hattı' üzerinden yıllık 4 milyar metreküp doğal gaz alımı için imzalandı. O dönemde sözleşme 23 yıllık yapıldı. Sona eriş tarihi 2021.

Türkiye'nin Rusya dışında İran ve Azerbaycan ile uzun süreli sözleşmeleri var. 1996 yılında İran’dan yıllık 9.6 milyar metreküp doğal gaz alımı için 30 yıllık sözleşme imzalandı, 2026 yılında sona eriyor. 2001 yılında ise Azerbaycan’dan yıllık 6.6 milyar metreküp doğal gaz alımı için 20 yıllık sözleşme imzalandı. Bu anlaşma da 2021 yılında sona eriyor.” Toplamı yaklaşık 37 milyar metreküp…”

***

(…) Acaba iktidar, “sözleşmelerin” bitim sürecine yaklaşılmasını, “süre uzatımına gerek yok daha ucuz alırız!” gibi bir düşünce içerisinde miydi? (…) Bu sorumun yanıtını “Türkiye Bilimler Akademisi” TÜBA-Enerji Çalışma Grubu Doğal Gaz Raporu‘nda (Prof. Dr. İbrahim DİNÇER, Doç. Dr. Mehmet Akif EZAN Ankara/2021) buldum. Bakınız ne öneriliyor, Hükümete:

“…Süresi dolan anlaşmaları ülke menfaatlerimizi gözetecek şekilde planlamak önemlidir. Ülkemiz kesinlikle al ya da öde şartları olan ve %100 petrole endeksli olan hiçbir kontrata imza
atmamalıdır. Hidrokarbon fiyatlarının düştüğü ve alıcıların güçlendiği günümüz piyasa koşullarında bu ortamı avantaj haline dönüştürmemiz gerekmektedir. En fazla 5 yıllık kısa vadeli
anlaşmalar yapılabilir ve spot piyasa fiyatlarını yansıtan formüller bu anlaşmalar içerisinde tanımlanabilir. Anlaşma miktarları da kesinlikle eskisi kadar büyük ölçekte yapılmamalıdır. Eski
dönemlerde yapılan anlaşma koşullarına göre satıcıların şu anda alternatifli olmasını avantaja
çevirerek fiyatları aşağıya çekme imkânımız bulunmaktadır.”
(s.114)

***

Dostlar, teklif gayet iyi niyetli ama bir sıkıntı var. O da şu: “İç arzı sıfır” olan, köylere kadar sunulan, elektrik üretimini üçte bir oranında bağımlı olduğun doğal gazın, aslında ülkenin, kaderi nasıl “spot piyasalara”, “kısa vadeli” sözleşmelere; piyasalardaki dalgalanmalara terk edilebilir ki?

***

Uzun yıllar Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yapan Taner Yıldız Beye sormak isterim. Yanıt verme tenezzülünde bulunursa memnun oluruz. Bugün yaşanan sıkıntının İran ile ilgili olmadığı, süresi biten “sözleşmelerin” daha “ucuza” alırız diye “yenilenmediği”, “ucuza” temin edilemediği için “depolardaki” gazın da kullanıldığı konusundaki ciddi iddialara ne dersiniz? Düşüncelerinizi kamuoyu ile paylaşabilir misiniz?