KADİR DAYIOĞLU


DEZENFORMASYON YASASI (2)

Sonuçta; siyasi, iktisadi, sosyal, ekonomik, inanç, teknik, iç ve dış politika konularında sorulacak her “nasıl”ınya da “niçin”in yanıtı, izahı bu yasa kapsamına girebilir; şayet “kurt kuzuyu” yemeye karar verirse. Ama unutmayın, “kurt ve kuzular” iktidarlara göre değişir. Bugün “kurt” olanlar yarın “kuzu” olabilir.


Şuanda ülkenin temel sorunu şu ya da bu… Temel sorun, “dezenformasyon yasası”. Hayatımızın her fakültesini ilgilendiriyor. Yazacağınız he yazı, paylaşacağınız her bilgi bu kapsama girebilir. Öyle ya, bunlar yanıltıcı, kamuoyunu tahrik edici, kamu düzenini bozucu nitelemesi ile dava konusu olabilir.

***

Oyun, “kurt kuzu hikâyesine!” dönecek; kurt, kuzuyu yemeyi kafasına koyunca hiçbir bahane tanımayacak… Yani ülkemiz otoriter ve totaliter bir iklime yelken açacak… Açılacak hakkınızda bir kamu davası, uğraş dur artık…

***

Tek güvencemiz yargı, Anayasa Mahkemesi… Ama bunlardan da olumlu bir karar çıkmayacağına inanıyorum. İnanın bu “hüküm cümlesi” bile yasa kapsamına girebilir; bir yıldan üç yıla hapis istemi ile yargılanabilirsiniz.

***

İsterseniz bazı somut olaylarla durumu anlatmaya çalışayım:

***

Mesela, dün yasa ile ilgili verdiğim bilgiler doğru mu? Kamuoyunu yanıltıcı nitelikte mi? Yok, ufak bir yanlışlık bile yargılanmama neden olabilir.

***

Mesela, Atatürk’ü övmek, bazı Osmanlı Padişahlarını (Sultan Hamid, Vahdettin gibi) eleştirmek ya da aksi hangi işler cümlesinden? Ya da birincisi, “yalan, yanlış, kasıtlı” bilgi kapsamına mı girecek? İkincisine; “hayır bu kapsamda değil!” mi denecek? Ya da...

***

Mesela, muhalif birisinin; “enflasyon açıklananın çok çok üzerinde”,“Hayat pahalılığı acımasız”, “Fiyatlar el yakıyor”. “Kapıcılar da dahil her evde araba yok”. “Aç ve açıkta gezen var”. “Çocukların dörtte biri okula aç gidiyor”, “yurt bulamayan öğrenciler perişan durumda”, “çocuklar yatağa aç yatıyor” ya da;

***

Mesela, “Peker, bir milletvekiline her ay 10 bin dolar veriyor”, “128 milyar dolar nerede”, “Man Adası”, “SBK”, “işsizlik açıklandığı gibi değil”, “Rıza Zarrap”, “17/25 Aralık”, “para sayma makinesi ve ayakkabı kutusu”, “Taşkesenlioğlu olayı”, “Halk Bank dvası” ya da;

***

Mesela; “Akil adamlar”, “açılım süreci”, “Oslo görüşmeleri”, “Dolmabahçe mutabakatı”, “seyyar sınır mahkemeleri”, “meydanlarda okunan Megrimegri şarkıları”, “Kardeş Öcalan’ın TRT’ye çıkması”, “Cani Öcalan’ın mektubunun meydanlarda okutulması”, “Emevi Camii’nde Cuma namazı”, “Esat mı yoksa Esed mi” ya da; 

***

Mesela, “Türk milliyetçiliği de dahil her türlü milliyetçiliği ayaklarımın altına alıyorum”, “Türk diye bir ırk yok”, “ülkemizi daha önce gelenler terk etsin”, “Sultan Hamit milim toprak kaybetmedi”, “Lozan hezimet”, “Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret”, “Tayyip Bey ile Sayın Bahçeli’nin geçmişte birbirlerine söyledikleri”  konularında birisi bir açıklama yapsa bu “halk arasında yalan, endişe, korku, kuşku, panik yaratma” kapsamına girer mi? Ya da,

***

Mesela birisi çıkıp; “Musevilik hak yolu!” ya da “İsevilik hak yolu!” ya da “Muhammedilik hak yolu!”dese ya da hiçbir dine (deist) ya da “tanrıya inanmadığını!” açıklasa ve bunları yaymaya kalksa, bu yasa karşısında hükmü nedir? Bunların hangisi doğru? Öyle şey olur mu, demeyin. Her an “ihbara konu olabilir”!

***

İsterseniz biraz daha anlaşılır hale getirelim: İşleri Başkanlığı’nın mı, Cübbeli AhmetHoca’nın mı,Yaşar Nuri Öztürk’ün mü, Mustafa İslamoğlu’nun mu,İhsan Eliaçık’ın mı, Ebubekir Sifil’in mi,Alpaslan Kuytul’un mu, Muhammed Hamidullah’ın mı, Seyit Kutub’un mu, Edip Yüksel’in mi teklif ettiği inanç doğru? Ya da, hangisi ya da hangileri halkı ifsada vesile kılar?

***

Mesela; Şia mı yoksa ehlisünnet mi hakiki dinin temsilcisi? Alevilik din içi mi din dışı mı? “Dört hak mezhebin” dışında “hak mezhebi”var mı? Yasak olan “faiz” mi yoksa “riba” mı? Zina yapan kadının hükmü nedir? Faiz mi yoksa enflasyon mu sebep? Bunun hangisi doğru… Recim mi yoksa sopa ile dövmek mi? Yani, “şer’i ihtilafların” hangisi doğru, hangisi “halkı yanıltmaya, toplumsal düzeni” bozmaya matuftur…

***

Mesela; “Sultan Abdülhamit Han hiç toprak kaybetmedi!” hükmü doğru mu? Yoksa “kaybetti” demek,“halkı yanıltmaya” matuf mu?

***

Nihayet, bunları yazarsam ya da yazmadığım halde “paylaşırsam”, hükmü nedir? Yani, bir yıldan üç yıla kadar hapis mi?

***

Sonuçta; siyasi, iktisadi, sosyal, ekonomik, inanç, teknik, iç ve dış politika konularında sorulacak her “nasıl”ınya da “niçin”inyanıtı, izahı bu yasa kapsamına girebilir; şayet “kurt kuzuyu” yemeye karar verirse. Ama unutmayın, “kurt ve kuzular” iktidarlara göre değişir. Bugün “kurt” olanlar yarın “kuzu” olabilir.

***

O nedenle, hukuk ve hukuk devleti, yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı egemen olmazsa, “ensemizde boza pişiren çok olur!” Tabii, bu çağda doğruların söylenme yolu da çok. En büyük tirajı da “fısıltı gazetesi” yapar; ortalık “ironiden” geçilmez; “Gözlerime bak ne dediğimi anlarsın!” sözü tekrar gündemimize girer. Fakat unutmasınlar, “tarih geriye doğru akmaz!”, “insanlık geriye gitmez!”. Otoriter ve totaliter özlemler yerini hak ve özgürlüklere terek eder.

***

Değerli dostlar… Siz siz olun, bundan böyle resmi devair ve iktidar dışından gelecek hiçbir bilgiye itibar etmeyin, bunları yaymaya, paylaşmaya kalkmayın. Bir bakmışsınız, bir gece yarısı eviniz basılmış, ters kelepçe ile derdest edilmiş olursunuz.