KADİR DAYIOĞLU


DEVLET HASTANESİ

Sayın Başhekim, inanın bu sorular “TUS” ya da “doktora” ya da “doçentlik” sınavlarındaki sorular kadar zor değil. Hele hele biz mühendislerin girdiği “mekanik” sınav sorularının yanında bahis bile değmez.


Devlet Hastanesi Başhekimi, geçmişi “yok sayma” kervanına katılmış, Kayseri büyüklerine selam çakmış… “Beni unutmayın!” demiş. Açıklamasında şunları söylemiş. Haberi yerel basından aldım:

***

“Kayseri Devlet Hastanesi Başhekimi, katılımcılara eğitim öğretim yıllarında ve tecrübelerinden bahsetti. Altıntop konuşmasını şu şekilde sürdürdü; ‘Şu anda başhekimi olduğum Kayseri Devlet Hastanesi’ne 1990 yılında annemi muayene ettirmek için gittiğimde muayene ettirmek 3-4 günümü aldı. Devamında ilaçları Pazartesi günü yazıldı ama ilaç Çarşamba günü akşam ancak elime alabildim. Buradan tüm yöneticilerine, ‘Allah Razı olsun’ diyorum. Kayseri’de ‘büyüklerimizin de desteği ile sağlık sektörü gelişti’.”

***

Anladık, geçmişte muayene için süre verilirdi, ilaç temin edilemezdi vs. Bunu da örneklemişsiniz… Başınızdan geçen bir olayı, genellemişsiniz. Ben de anılan dönemde gerek Devlet ve gerekse de SSK hastanesinde, gittiğim gün muayene olur, ilaç alırdım. Şimdi soruyorum: Sizinkisi mi yoksa benimkisi mi doğru?

***

Diyelim ikisi de doğru ya da yanlış ama bu veriler genelleme yapabilmek için yeterli mi? Hocam, siz bir bilimcisiniz, politikacı değilsin. Biz, bir bilimci tavrı bekleriz… Zira,“genelleme” yapabilmek için uzun bir gözlem yapmanız, epey bir veri toplamanız gerekir.

***

Ha. O dönemde sistem tıkır tıkır işliyor muydu? Elbette hayır… Ama sistem yine de işliyordu, ülkenin ve kurumların imkânları nispetinde. Ama şu kesindi, son tahlilde, insanlar aç ve açıkta; doktorsuz ve ilaçsız kalmıyordu… Hatta bir şey daha söyleyeyim, ilçe ve komşu il hastanelerine, yönlendirilmiyordu şimdi ki gibi.

***

O zaman, madem bu dönemde her şey dört dörtlük, bu pazartesi gözve kardiyoloji muayenesi için saat kaçta hastaneye geleyim? Herhangi bir “görüntüleme” falan da istemiyorum. Sadece bir poliklinik hizmeti. Gerekirse, idrar ve kan tahlili. Bir saat verebilir misiniz? Öyle ya, anlattığınıza göre her şey tıkır tıkır işliyor; sıra falan beklenmiyor…

***

Yoksa sabahın erken saatinde hastaneye gelip, sıraya girip, randevu mu alayım? Peki, işi garantiye alabilmem için sabah namazını müteakip hastaneye gelmem mi salık verirsiniz? Bir de bir doktor için de kişi sayısı sınırlıysa ne anladık ki bundan?

***

Sayın Başhekimim, beğenmediğiniz dönemlerde de öyleydi… Sabah ezanı ile giderdik hastanelere, kapıya bir “A4”kağıt asılırdı, hergelen adını yazardı.

***

Bunu şunun için yazdım, şimdiki hizmetleri öve öve bitiremediğinize göre, elimi kolumu sallayarak gelip muayene olabiliyorsam, geçmişi karalamakta, şimdiyi övmekte haklısınız. Yok eski tas, eski hamama benzer bir durum varsa, hiç yormayın bizleri…Sanırım, şimdi de öyle gibi!..

***

Şayet durum böyleyse, sistem tıkır tıkır işliyorsa, eski günler mazide kalmış ise, vereceğiniz saatte Hastanenizde olacağım. Muayene sonrası, kapı önünde basın açıklamasını yapacağım. Şahsınızda, Kayseri büyüklerine teşekkürümü ileteceğim, geçmiş yazılarımdan dolayı da özür dileyeceğim. Var mısınız?

***

Sayın Başhekimim, geçmişte annenizi 4-5 günde muayene ettirebiliyordunuz. Anladık, bakalım, övdüğünüz şu günde, bu fakir kaç gün bekleyecek göz ve kardiyoloji için? Bu teklifim ciddi, zira iki konuda da sıkıntım var. Periyodik muayene zamanı da geldi. İsterlerse, raporlarımı da gönderebilirim.

***

Sayın Başhekim hodri meydan, telefonunuzu bekliyorum… Telefon numaramı da “Gazete”den alabilirsiniz. Ya da muayene saatini arkadaşlara iletin benimle temas kurarlar.

***

Yok, “sabahın kör vaktinde hastaneye geleceksiniz, sıraya gireceksiniz, şayet kontenjan dolmazsa muayene olabileceksin. Yok sıra gelmezse, bir gün sonra aynı ritüeli tekrarlayacaksın!” diyorsanız, benden paso… Ya bir de, on beş, yirmi gün önce, “182” hattından aynı güne randevu alanlar varsa ve o gün listeler bunlarca doldurulmuşsa ne yapacağım? Arkama baka baka evimin yolunu mu tutacağım, her gün?

***

Sayın Başhekim, inanın bu sorular “TUS” ya da “doktora” ya da “doçentlik” sınavlarındaki sorular kadar zor değil. Hele hele biz mühendislerin girdiği “mekanik” sınav sorularının yanında bahis bile değmez.

***

Biliyorum… Beni aramayacaksınız… Belki de tenezzül etmeyeceksiniz. Ama unutmayın, “sistem”, övdüğünüz gibi değil. Bunu da iyi biliyorsunuz. Yine biliyorum, yirmi günden öncesine randevu alabilmem mümkün değil. Kusura kalmayın ülkeyi ve sektörünüzü en az sizin kadar biliyoruz. Bir birimize tere satmaya kalkmayalım. “Allah yardımcınız/yardımcımız olsun!”, demeyi de unutmuyorum.

***

Sağlıkta nasıl çağ atladığımızı da; sektörün kimlere hizmet verdiğini de biliyoruz… Şunu demek istiyorum; parayı bastırdığım anda özel hastanelerde anında muayene olma imkânım var… “Çağ atladığı” söylenen kamu hastanelerinde böyle bir imkan olmadığı gibi eskiden de pek farkı yok… Yok, sınırlı sayıda niteliği artan ekipman ve lüks inşaatlarla “çağ atladığınızı” sanıyorsanız, büyük bir yanılgı içerisindesiniz…

***

Bir iktidar düşünün, bürokratları bile “olgu”nun üstünü kapatıyor, “algı” oluşturuyor. Çok yazık… Mesela, geçen gün Ankara’da meydana gelen “ambülans sürücüsü” bile, sektörün ne halde olduğunu gösteriyor bize…

***

Ha Sayın Başhekime hatırlatayım. Sayın doktorum, “Şehir hastanesi” uğruna, Devlet Hastanesi’ni yerle bir edecekti, şimdi teşekkür ettiğiniz “Kayseri büyükleri”. Unutmayın, bu haliyle bile kalmasına sebep olanlardan, -belki de tek- birisi benim. Kusura kalmayın, hiç tevazu göstermem…

***

Tekrar ediyorum, Pazartesi için bekliyorum, telefonunuzu, randevu saati ile birlikte…