KADİR DAYIOĞLU


DEREDEN TEPEDEN (Tekrar)

Sık sık tekrar ediyorum; “sakın hava bulutlu!” demeyin, bazıları “ördek”sanar kendisini, suratınıza bir şamar aşkeder…


Bazen dereden tepeden konuşmak, çok kaza ve beladan koruyor insanı… Sık sık tekrar ediyorum; “sakın hava bulutlu!” demeyin, bazıları “ördek”sanar kendisini, suratınıza bir şamar aşkeder… Ama Kayseri hızlı trenini sormak; Ankara’nın merkezinde, pik saatlerde kavşakların kilitlenmesine dikkat çekmek bu cümleden değil…

***

Mesela, 25 Temmuz 2022 tarihinde Kayseri-Yerköy hızlı tren hattının temeli atıldı, büyük bir törenle… Atılalı neredeyse dört ay geçti… Gelişme durumu nedir diye ilgili kurumların web sitelerine girdim, bir nota rastlayamadım… Ulaşabilen varsa, beni uyarsın.

***

Öyle ya, dört ay az bir zaman değil, şimdiye kadar üzümün çiçeği dökülüp koruk olurdu… Umarım, bizimkini soğuk vurmadı; “bir başka bahare kalmadı!”Biliyorsunuz toplam uzunluğu 142 km. olan çift hat… 2025 sonunda bitecek. Böyle söylemişti, Bakanbey bana telefonda… İsmail Tamer’i aramıştım, o da telefonu Ulaştırma Bakanı’na vermişti. Demek ki, üç yıllık bir süre öngörülüyor…

***

Yılına düşer, 47 km. Aya düşer, 3,9 km. Demek ki, şimdiye kadar, teorik olarak 16 km.’nin bitmesi gerekirdi… Tabii, imla, hafriyat, sanat yapıları (menfez, köprü, tünel) vs. bitmeden ray döşenmez… Bu kadar da cahil değiliz… Hiç olmasa, altyapının biten kısımları gösterilebilir…

***

Diyelim, “ashab-ı kehf” uykusundaki muhalefeti şantiyeye sokmuyorlar, hiç olmasa, bu dönem bunun lokomotifliğini yapan Mehmet Özhaseki, görsel efektlerle bizi aydınlatabilir.
***

Evet… Değerli Başkanım, inşaat ne durumda? Mesela, basın mensuplarını, bir otobüsle, şantiyeye götürüp, dört aylık gelişmeleri, iş makinelerinin ve işçilerin harıl harıl çalıştığını göstermek istemez misiniz? Yoksa temel atılan yerde ot bitmeye, koyunlar, kuzular otlamaya mı başladı?

***

Tabii, bunu ben merak ediyorum, muhalefeti boş verin, acaba Kayseri’nin muhterem ahalisi hiç mi merak etmez?

***

Mucur-Kırşehir arasından, Kırşehir de otoyola bağlanmış… Görünce, çok üzüldüm, bir Kayserili olarak… Sevindim, Kırşehirliler için; “helal olsun adamlara!”, dedim. Hep söylerim; “elin oğlu güzel sever, bizimkiler Seymen gezer!”

***

Hiç olmasa, Kırşehirlilerin engel olduğu, Kırşehir çevre yolu bitirilse de, dört ya da beş ışıkta Kırşehir’i geçmesek, olmaz mı?

***

Herhalde bu çevre yolunu ilk defa benden duydunuz. Bir kez daha söz etmiştim. Kırşehirliler bu projeye engel oldular ama bizim büyüklerimiz; “Yat yat uyu, uyu uyu yat”modunda olduklarından haberleri bile olmadı.

***

Mesela; Kaman-Karakeçili-Bâlâ yolunun standardını yükseltseler, tercih edilir hale getirseler, Gölbaşı ve Ankara’nın batı tarafına gidecekler bu yolu tercihe etse, Ankara’yı, “doğudan batıya”katetmese olmaz mı?Bu güzergahtan, ta Ayvalık’a kadar gidilir. Unutmayın, yine bu güzergahtan, molasız, dört saatte gidiyor otobüsler, Ankara’ya... Yani, Kırıkkale güzergahından bir saat kadar kısalıyor Ankara-Kayseri arası. Ayrıca; otoyola girmediğiniz için ücret de ödemiyorsunuz. 

***

Evet… Ben çok merak ediyorum, Yerköy-Kayserihızlı tren inşaatı ne aşamada? 

***

Ankara merkezi, “battı-çıktılarla” donatılmış. Tıpkı Kayseri gibi… Bu sayede hız artınca, doğal olarak kavşaklarda yığılma oluyor, “Arapsaçına” dönüyor, ortalık… Kavşaklar, deşarj edemiyor akımı… Çözüm, orayı da “battı-çıktı”, “yonca yaprağı” vs. ile geçmek… Peki, çözüm mü? Tabii, başta düğmeyi yanlış iliklersen, bu yapıların peş peşe gelmesi de kaçınılmaz.

***

Bir kere başladınız mı “battı-çıktılara”, zorunlu olarak devamı gelir… Bir birini tetikler… Tabii, buna, kent içi imar ne kadar izin verir? Vermez…  Vermeyince de “yol geometrileri” istenen ölçülerde olmaz… Olmayınca, deşarj kanalları yetersiz kalır. Demem o ki; açık arazide, karayollarının uygulamalarını uygulayamazsınız şehir içinde…

***

Yine bir ulaştırma kuralını anımsatayım: “Sabah bir, akşam bir saat trafik sıkıntı yaşıyor!”, diye “alt-üst” geçit; “battı çıktı”, “yonca yaprağı” vs. yapılmaz. 

***

Pik saatlerde Ankara merkezin hali, tam bir kaos… Tıpkı Kayseri gibi… Bu kadar “battı-çıktı”, “alt-üst” geçit yaraya merhem olmamış… Çözüm, kent içinde, hız yolu oluşturmakta değil, hızı düşürmek, bir sonraki kavşakta ya da daralan yolda yığılmayı önlemekte. Bu da, trafiği ışıkla düzenlemekten geçer… 

***

Sonuçta, bir yerden bir yere giden en fazla on dakika gecikilir… Bu uygulamada da gecikilmiyor mu ki, sanki? Hızı düşürülmüş yollarda ölümlü, yaralamalı, hasarlı kazalar hiç olmaz ya da en aza indirilir…

***

Hiç dikkatinizi çekti mi? Kayseri merkezde yollar hız yoluna dönünce kazalar da artmaya başladı… Gün geçmiyor ki, özellikle zincirleme kazalara tanık olmayalım.