Deprem bu sefer Kahramanmaraş merkezli on ili vurdu. Düşünebiliyor musunuz, Kayseri’yi de beşik gibi salladı. Sıranın nerede olduğunu bilemiyoruz!.. Ama bildiğimiz bir şey var; Depremselliği oldukça yüksek bir coğrafyada yaşıyoruz… Mutlaka bir yerde, bir yerlerde olacak. Bu bir kehanet falan değil.
***
Elbette vuracak, deprem. Yine “ahları, vahları, ağıtları!” peşinden getirecek…Ama “Ahlar,vahlar ve ağıtlar!” içerisinde bunu da geçiştireceğiz...
***
“Nerede devlet!” diyeceğiz...
“Devletimiz güçlü!” diyecekler...
***
“Perişanız!” diyeceğiz...
“Şükredin!” diyecekler…
“Yarları en kısa zamanda saracağız!” diyecekler...
***
Velhasıl velkelam; “diyeceğiz”, arkasından da “diyecekler”... Ömrümüz“dinlemekle”geçti...Ömürleri“söylemekle” geçti. Toplum olarak “Kös dinlemişgibiyiz!”Duyan yok, dinleyen yok, halden anlayan yok!.. Acaba ne zaman biz “söyleyeceğiz”, onlar “dinleyecek?” Pek umudum yok.
***
Peki, bu denenleri ikinci-üçüncü dereceden deprem bölgesi olan Kayseri’de ne kadar dinledik? İki yıl kadar önceKayseri Jeoloji Mühendisleri Odası İl Temsilcisi Bülent Üzeltürk; “Kayseri de deprem şehri ve hazırlıklı olmalı" demişti”. Hatırladınız mı?
***
Neler yaptık? Ya da kaç kişi duydu bu uyarıyı. Gittik sıvılaşma özelliği olan bölgeleri imara açtık; bir kaç metreden su çıkan yerlere yapılan yüksek binalarla da övündük, durduk. Gördünüz, beşik gibi sallandık, kaçacak yer aradık. Bağlara, dağlara kaçtık... Akaryakıt istasyonlarının önünde kuyruk oluşturduk.
***
Yandaş ve candaş medya İzvestia ve Pravda rolü üstlenmeye devam ediyor. Bir kısmı, “Yarı Resmi Elhamra” gazetesi gibi. “Üç maymunları” oynuyorlar, “görmedik, duymadık, bilmiyoruz!”Allah’tan birkaç televizyon, birkaç gazete var da iyi kötü, olan biteni haber alabiliyoruz.Korkum, bunlara yayın yasağı gelmesi.
***
Peki, kamuoyu doğru bilgiyi kimden ya da nereden alacak? Mesela, dün itibarıyla 6 bin küsur ölü ve 37 bin civarında yaralıdan söz ediliyor… Anlaşılan bunlar enkazdan çıkartılanlar. Peki, şu anda hayatta kalma umudu pek kalmayan enkaz altında kalanların sayısı ne kadar? Bunu asla bilemeyeceğiz. Öyle ya, bilsek ne olur bilmesek ne olur!
***
Biliyorsunuz; 2020, 2021 ve 2022 yılı ölüm istatistiklerini TÜİK açıklamadı. Nedeninin de… Oysa her yıl açıklanan bu veriler neden açıklanmıyor? Yoksa burada da “halk paniğe kapılmasın” diye, ölü sayısı tam açıklanmayacak mı? Herkes, kendi ölüsünün sayısını mı bilecek?
***
Unutmayalım, bu olay gece yarısı vukuu buldu… İnsanları uykuda yakaladı… Gündüz olsa, insanların büyük bir kısmı dışarıda olur, kurtulma şansları artardı, anladım… O nedenle, 10 ilde enkaz altında kalanların sayısı nedir? Yine unutmayın, 12-13 milyon kişiyi etkiledi, bundan.
***
Umarız, ölü sayısı bu seviyelerde kalır… Ama bazı televizyonlardaki görüntüler, enkaz yığınları bunun çok çok fazla olduğu intibaı veriyor. Allah’tan umut kesilmez ama iskambil kâğıdına dönen binlerce binanın altından sağ çıkmaz çok çok zor. Mucize gerekir.
***
Bir de buna soğuktan ölenleri düşünün. İnanın empati yaptıkça ürperiyorum; kahroluyorum… Bu kader falan değil; kaderimiz değil… Kimse çıkıp da; “bu kader planında” türünden teolojik açıklamalara kalkmasın. Bile bile geldi bu… İbret alınmadığı için tekerrür ediyor.
***
Ateş düştüğü yeri yakarmış. Allah felakete uğrayanlara, “empati” yapabilenlere sabır versin. Bu saatten sonra, rahmet ve sabır dilemekten başka bir şey gelmiyor elden…
***
Yandaş ve candaş medyanın, “Yarı resmi Elahram gazetelerinin” attığı manşetler gibi değil durum. Görüntüler, siyah-beyaz olsa, 2. Harp’te yakılıp-yıkılan Avrupa kentleri gibi, 10 ilimiz… Sanki tonlarca bomba yağmış, gibi...
***
Manevi yükün yanında bir de bunun ekonomik yükü var? Bunun altından nasıl kalkacağız? Çok basit yanıtı: Yeni vergilerle. Vatandaşın yardımlarıyla…
***
Sormak lazım… Peki, 1999 sonrası ihdas edilen ve “bir defaya mahsus” denilen, deprem vergileri ne oldu? Dönemin Maliye Bakanı açıklamıştı; “Duble yol yaptık!”
***
Anlaşılan “fon” da “kefen parası” bile kalmadı. Şimdi, bize söylenecek; “Pamuk eller cebe!”
Vallahi, “vere vere bir şeyimiz kalmadı!”Neredeyse; “Allah canımızı almadı!” deme noktasındayız.
Yine vallahi; “Cep delik, cepken delik, kevgire döndük!”
Ama şunu çok iyi biliyorlar; “Bu pilav daha çok su kaldırır!”


