KADİR DAYIOĞLU


DEMİR YOLUNA KIYMAYIN!

Saadet Partisi Mahalli İdareler Başkanı Adnan Kenanoğlu, ilçeleri birbirine bağlayacak “RAYBAN-12”“raylı sistem projesini” gündeme getirmiş.


Saadet Partisi Mahalli İdareler Başkanı Adnan Kenanoğlu, ilçeleri birbirine bağlayacak “RAYBAN-12”“raylı sistem projesini” gündeme getirmiş. Kapsamı için bir şey diyemem; bu bir fizibilite (yapılabilirlik) sorunu. Tabii, bu proje beni on dokuz yıl geriye (02.06.2007); “Demir Yoluna Kıymayın” başlıklı yazıma götürdü.

Tabii, mevcut demir yolunun kuzeye, Erkilet altına ötelenmesi, Büyükşehir için hayal projesiydi. Bu proje ile mevcut kaldırılacak ve imara açılacaktı. Şiddetle karşı çıktım, eski hattı ve garı kaldırmayın, diye.. Epey bir yazı yazdım. Ne de olsa, “Çarşıydık!”, “her şeye karşıydık!” Ama gerekçem de vardı. Gerekçesiz, alternatifsiz bir yazımı göremezsiniz, “beğenseniz” de “beğenmesiniz” de. Doğru ya da yanlış.

Öteleme epey yapıldı, bitti mi, bilmiyorum. Yazımı aynen yayınlıyorum. Baksanıza, Kenanoğlu ne diyor: Yerelde iktidar olursak, “RAYBAN-12”yi gerçekleştireceğiz. Haksız mıymışım, karşı çıkmakla. Banliyö hattı için size bulunmaz bir koridor. 

“Demir yolları unutuldu mu!” sorusu, Kayseri Akın Günlük’ün geçen günkü manşetiydi. Haberi okuduğumda içimden, ne yalan söyleyeyim; “keşke unutulsa!” dedim... Kentle bütünleşmiş, kent kültürünün bir parçası haline gelmiş bir “objeye” hayatiyet vereceğimiz yerde, tüm öldürmeyi düşünüyoruz. Mekanlarıyla, çevresiyle daha fonksiyonel hale getireceğimiz halde, kaldırıp atmayı düşünüyoruz.

… Büyükşehir Belediyesi’nin demiryolunu Erkilet altına taşımasında ki amacını, bunun ulaşıma katkısını, işin ekonomisini, şehirciliğe katkısını hala kavraya bilmiş değilim. “Kaldırılsın!” deniyor, siyasal güçler devreye giriyor ve eyleme geçiliyor gibi. Neden, tesisler kaldırılmak isteniyor? Bir anlatılsa da dinlesek. Belki, anlatılmıştır ama ben “es geçmiş”imdir.  

… Yapıldığı zaman şehrin dışında kalan ve bugün şehri doğu-batı aksında ikiye bölen demiryolunun, şehir içi ulaşıma sekte vurduğu muhakkak. Bunun önüne geçebilmek için Demiryolunu şehrin kuzeyine ötelemek tek çözüm mü?  İşte tam bu noktada kuşkum var? 

…Ve belediyemizin elinde, alternatifler içerisinde, en uygun olan çözümüm, mevcut hattı ve müştemilatını kuzeye ötelemek olduğuna dair bir araştırmanın olduğunu da zannetmiyorum?  Varsa, lütfetsinler, paylaşmak isterim. 

Bugün, demiryolunun şehrin içinde kalması, ta Gömeç’ten, Yeşilhisar’a kadar şehri boydan boya ikiye ayırması aslında gelecekteki bir raylı ulaşım için büyük bir avantaj, değil mi?  Ayrıca; bu güzergah, şehre doğu-batı istikametinde nefes aldıran bir koridor, bir nefes borusu...  …

Düşünebiliyor musunuz? Kamulaştırma sorunu olmayan, alan itibarıyla her an ikinci bir hattın inşa edilmesine müsait ve ayrıca; gelecekte Gömeç – Yeşilhisar arasında çalışacak banliyö treni için elzem olan bir yerin önemli bir kısmını iptal edip, şehir dışına atıyorsunuz; dediğim gibi şehrin nefes borusunu kesiyorsunuz. İyice düşünmek gerekir. 

Şimdi, 20 Mart 2007 tarihli Yeni Şafak Gazetesi’nin verdiği haberi, tekraren, birlikte okuyalım. Haberin başlığı; “Banliyö trenleri metro ile yarışacak” olarak verilmiş. Haberi geçen de Hamdi Ateş. Haberin devamında; “TCDD şehir içindeki hatlarını modernize edip, yeni banliyö setleriyle metro hizmeti vermeye hazırlanıyor” ifadesine yer verilmiş. 

Gazete haberini okumaya devam edelim: “Gelişen şehirlerin ortasında kaldığı için sorun olarak gösterilen demiryolu hatları, şehir içi trafik için umut oldu. İstanbul, Ankara ve İzmir’de banliyo hatları ve trenler yenilenerek metro standartlarına çıkartılıyor.” 

Evet. Demek ki, şehri ikiye bölen ve sorun olan hatlar, biran geliyor umut olabiliyormuş!.. “Tehditlerin fırsata dönüşmesi” gibi bir şey. Hem unutmayalım, demiryolları, diğer ulaşım türlerinin aksine, “şehir kültürü” ile hemhal olmuş önemli bir objedir. 

Gazetede ifade edilen bir yapılanma kısa zamanda Kayseri için söz konusu olabilir mi? Elbette olamaz, Kayseri için bu tür yapılanmaya epey bir zaman var. Ama ne diye elimdeki “kuşu” kaçırayım ki? Sizden ekmek istemiyor, aş istemiyor, ekmek istemiyor, su istemiyor. Varsın dursun yerinde. Hem 70 yıldır yerinde duran tesisler bir 20 yıl daha dursa, ne olur ki? 

Ama “şehir içi ulaşım” bahane edilerek, “yüzük kaşı” gibi arsalara göz dikildiyse ya da belediyelere “rant” düşünülüyorsa, diyecek bir şey yok; alan satan hayrını görsün…  İşin içine siyasal güç girdi mi, akan sular duruyor!.. Ama ben, DDY Genel Müdürlüğünde, akl-ı selimin hakim olduğuna inanıyorum...