Daha önce iki kez yazmıştım Eski İçişleri Bakanı ve Yurt Partisi Genel Başkanı genel başkanı Sadettin Tantan’ın görüşlerini bu köşede son dönemlerde.
Yine kritik bir süreçten geçiyoruz ve Tantan’a kulak vermek lazım kanımca.
Ne diyor Tantan?
Cumhur İttifakı halk nezdinde, sokakta bitmiş vaziyette.
Besleme aktörler; gece gündüz TV’lerde, sosyal medyada kendilerine imkan sağlayanlar lehine konuşmalar yapıyor olsa da bunun artık halkta bir karşılığı yok.
Bu yurt bizim sahip çıkacağız, umutsuzluğa yer yok!
BU MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR
Devlet; ekonomideki kötü gidişatı bir Milli Güvenlik Meselesi olarak ele almalı.
Israrla ifade ettiğim üzere muhalefet partilerinin TBMM’yi -yasa teklifleri reddedilse bile- çalıştırarak, dış politikadaki kritik meseleleri milli bir şuurla gündeme getirmeleri büyük önem arz ediyor.
Daha önceki çağrımı yineliyorum; parti ayrımı yapmaksızın milletvekillerimiz sosyoekonomik sınırlarımızı tayin eden Ulusal Siyaset Belgesi’ni ilan etmelidir.
Meşru zeminde yapılmayan hiçbir mücadele doğru sonuca varamaz.
Eğer Ulusal Siyaset Belgesi’ni engelleyen partiler olur ise; kimin milli kimin gayri milli olduğunu da milletimiz elbette görecektir!
DIŞ SİYASETE DAİR UYARILAR…
Türkiye, Doğu Akdeniz havzasını, Ege’yi, Kafkas havzasını, Musul-Kerkük’ü, Suriye’nin kuzeyini, Libya’yı, Batı Trakya’yı, Türk cumhuriyetlerini içine alan sosyoekonomik sınırlarını tayin eden bir Ulusal Siyaset Belgesi’ni tüm dünyaya ilan etmelidir.
Türk dış politikasında son 10 yılda geleneksel dış politikamızın kazanımları dışlanıp maceraperest bir tutum sergilenmesi nedeniyle “Değersiz Yalnızlık”la karşı karşıyayız.
Eğer başarılamazsa; Suriye’deki meşru yönetim ile PKK’nın ortak hareket etme tehlikesi baş gösterir, birçok yabancı istihbarat servisinin cirit attığı kilit mekanımız İdlib'deki hakimiyetimiz zayıflar.
Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki güvenliği tehdit altına girer. Kazanımlarımızı korumak için Musul-Kerkük-İdlib-Kıbrıs Adası’nın tamamı, Ege adaları, Marmara havzasının tamamı, Doğu Karadeniz, Kafkas havzası, Zengezur Koridorunu içine alan bir kalkan geliştirmeliyiz.
Kadim bir Türk kenti olan Kerkük’ün işgaline tıpkı 100 yıl önce Sakarya’da “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır o satıh tüm vatandır”anlayışı ile karşı koymak TBMM’nin tarihi bir sorumluluğudur.Misakı Milli, Türkiye’nin egemenliği ve çağın gereklerine göre güncellenmelidir.
TEKNOLOJİK KATMA DEĞER…
Türkiye teknolojik olarak katma değerli bir üretim yapamıyor.
İmam Hatip odaklı bir eğitim anlayışı ile yapması da beklenemez.
Mevcut siyasi iktidarın sorumsuz davranışları nedeniyle ekonomide çıkmaz bir yola girildiği bundan da ancak bir erken seçimle çıkılabileceği açık.
Yıllardır söylüyorum: Bir toplum ve kamu hayatında yolsuzluk ekonomisi hakim olmuşsa; o yerde toplumun ve fertlerin maddi ve manevi dayanakları tahrip olmuştur; devlet idaresi yozlaşmıştır, adalet duygusu yok olmuştur, kamu düzeni sarsılmıştır.
ÖDÜN VERMEYECEĞİM…
Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının bize emanet ettiği özgürlük ve bağımsızlıktan asla taviz vermeyeceğiz. Cumhuriyet kazanımları güçlü Türkiye’nin temelidir ve bu temel sayesinde Türkiye’yi yeniden hep birlikte ayağa kaldıracağız.
Gerek siyasi mücadelemde gerekse Emniyet Teşkilatı’ndaki görevlerimde her zaman hukukun üstünlüğünden taraf oldum ve ne pahasına olursa olsun bundan ödün vermeyeceğim.


