Son günlerde okullarda artan ramazan etkinlikleri, normal eğitim dışına çıkarak vatandaşların ve velilerin tepkilerine neden oldu.
"Kabe'de Hacılar" son zamanların moda ilahisi olan teneffüs zili oldu.
Bu yazımı yazarken gözüm televizyona takıldı, ne göreyim bir ortaokulda “Tevhidi tekbir” okunuyor yani “selefi andı”…
Hemen arkasından bir görüntü geldi.
Suriye Başkanı Şara’nın da aynı sloganı attığı görüntü, o zaman henüz teröristken atılmış.
Bizim andımız okutulmazken “selefi andı” okutulması dayatma değil de nedir.?
Tepki gösterince de terörist yaftasıyla soruşturma açılıyor.
MilliEğitim Bakanlığı’nın okullarda ki Ramazan’a özel genelgesi programı küçücük çocukları dine ve siyasete alet etmekten başka bir şey değil.
Milli Eğitim bakanı ayrıca Laiklikle ilgili bildiri yayınlayan 168 kişi hakkında da dava açtıklarını duyurdu.
Nereden…
Nereye…
Çocuklar, ramazanda aileleriyle birlikte iftar sofrasın fotoğraf çektirip okula götürmesi, ailenin özel yaşantısına müdahale etmek değil de nedir.?
Bunu hangi amaçla istediğiniz apaçık belli, aile bireylerinden kimlerin oruç tutup, tutmadığını deşifre etmek değil mi.?
Toplumu fişliyor muşunuzu?
Nerede kaldı inanç özgürlüğü?
Nerede Laiklik ilkesi?
Peki o çocuğun, okul panosunda asıl o fotoğrafla nasıl bir psikolojiye gireceğini hiç mi düşünmüyorsunuz.?
Böyle bir durumda çocuklardaki düşünce “ sofrada ki zengin yemek çeşitleri, kim zengin, kim fakir, kim oruç tutuyor, kim tutmuyor fotoğraflardaki görüntüye göre çocuklardaki ayırımcılığı da tetikleyecektir.
Yazık, çok yazık…
Eğitim dışında çocukları bu tür oyunlara alet etmeniz ne dinimize sığar, nede ahlaka sığar…
Oysa Ramazan ayının, hiç kimseyi rencide etmeden daha çok yardımlaşmayı, daha çok kimsesizlere ulaşmayı amaç kılan bir aydır.
Ramazan da asıl ruh, yardımların gizli, yemeklerin şatafattan uzak olması esası değil midir?!...
Hiçbir sahur ve iftar yemeği şov amaçlı olarak kullanılmamalıdır.
Ramazan genelgesin adı altında, Müslüman bir ülkede kimlerin Müslüman olup olmadığını araştırma komisyonumu bu da.?
Sizlerin bu yaptığı, daha kaliteli dindar ve daha çok müslüman olduğunuzu mu gösterir sanıyorsunuz.?
Çocukları kullanarak müslümanlığı sorgulamanız ne kadar etik bir davranış.?
Küçük yaştaki çocukları şimdiden kutuplaştırmaya çalışmanız çok acı bir durum.
Çocukları çocuk ruhuyla bırakın lütfen…
Söz “Din ve Müslümanlık” demişken…
Bülent Arınç’ın bir konuşmasını hatırlamak isterim….
Geçtiğimiz haftalarda “Demokrasi, Hukuk ve Siyaset İlişkisi” konferansında konuşan Bülent Arınç, “Bu toplum artık aziz millet olmaktan çıktı. Dindarlık, maalesef şu anda herkesin kaçtığı bir noktaya geldi.
Millet Müslümanlığı bıraktı kardeşim.
Başörtüsünü terk ediyor, namazı terk ediyor.
Deizm, şu bu falan bunlar bu günlerde çokça konuşulmaya başladı.
Siz erdemliler hareketi olarak yola çıkmıştınız, şimdi kimse kalmadı.” dedi.
Erdem de kayboldu, etik değerler de kayboldu.
Yani sayın bakanlarımız, “Dindar bir nesil yetiştireceğiz!” diye çıktığınız bu yolda, Bülent Arıç’ın konuşmasıyla son bulmuştur.
Bunlara ilave mi yapalım.
Aile yılı dediniz, boşanmalar patladı.
Emekliler yılı dediniz, emeklinin hali perişan.
Şimdi de dini mi son koz olarak kullanıyorsunuz?!...
Yaptığınız tüm yanlış hamleler tam tersi olarak geri dönüyor.
Bir an önce, bazı yanlışlarınızı kabul edip bu yanlışlardan dönmeniz gerektiğini düşünüyorum.
Zira çocuklarda, gençlerde ve ailelerde inançların farklı yönlere kaydığı aşikar.
Çocukları çocuk ruhunda bırakmazsanız, aileleri ve insanları oruç ve müslümanlıkla etiketlerseniz olacağı bu…
Nihayetinde bu iş mecburiyete mi dönüyor?
ŞOV MU SAMİMİYET Mİ BELLİ DEĞİL…
Diğer yandan, hızla devam eden iftar programlarındaRamazan ve din üzerinden çok çarpıcı kareler düşüyor haber sütunlarına, sosyal medyaya…
Çalışma ve sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın Elazığ’da bir aileye iftar ziyareti traji komik bir hal aldı. Misafir olduğu ev sanırım bakan bey gelmeden önce dizayn edilmiş.
AK Parti propagandası afiş asılmış, odadaki ışıklandırma maşallah düğün salonu gibi ama ne hikmetse yer sofrası kurulmuş, masaları yoktu sanırım.
Bakan beyin “emeklilere simit dağıttığı” fiyaskoya bu kez tüy diktiler sanırım.
Yani yer sofrası olmazsa oruç kabul olmuyor mu.?
Yer sofrasına oturarak mütevazi bir durum mu sergilemek istiyorsunuz.?
Her yıl aynı manzarayla karşılaşmaktan insanların inanası gelmiyor artık.
Şov mu, samimiyet mi ne yaptığınızda belli değil.
Yani din sömürüsünü yapacaksın bari gerçekten gariban bir aileye gidinde oradaki yer sofrasında açın orucunuzu…
Mübarek Ramazan ayında yaptığınız bu din şovuna, güler misin, üzülür müsün bilemedim.
Türkiye’de sizden önce acaba ramazan, oruç gibi kavramlar yok mu idi?
Namazı-niyazı siz mi getirdiniz bu ülkeye?
Hayır yani… Bu hareketlerle, samimi duygular içerinde gerçekten insanların yanında olduğunuzu mu gösteriyorsunuz,
Yoksa, her Ramazanda yaptığınız gibi, bu Ramazanı da fırsat bilerek oy avcılığına mı çıktınız.?
Ee bana kalırsa, emin olun, ikincisi daha ağır basıyor.
