Ben sanmıştım ki Salı gurup toplantısında karşı cevabı verir…
Ancak basından soru gelince, Salı gününe kalmadı, Perşembe’den verdi…
Cevap açık ve net…
Önce Kılıçdaroğlu ne demiş, okuyalım…
“Çocuk aç yatacak, işsizlik almış boyunu gidecek, on milyonlarca gencimiz işsiz olacak,
ben kalkacağım boykottan söz edeceğim, ben saraylarda krallar gibi yaşayacağım,
vatandaş perişan olacak. Ben bunu dile getirdiğimde de eşimle değil benimle konuş diyor,
ben seninle zaten her zaman konuşmaya hazırım. Senin dünya kadar televizyonun var.
Kendine güveniyorsan, mangal gibi yürek varsa, dünyaya meydan okuyorsun bir de bana
meydan oku kardeşim. A Haber var, çıkalım. Yüreğin varsa cesaretin varsa beraber
tartışalım.”
Beklenen cevap…
Ancak bu cevaba Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan
“Olumlu” bir yanıt geleceğini düşünmüyorum…
Elbette CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, gelirse böyle bir davet, sap gibi çıkıp
karşısına oturmaz. Mutlaka belgelerle çıkacaktır.
Eğer her an hazırlığı varsa, dosyaları hazırsa, hiç çekinmeden karşısına geçip oturur.
Yoksa eğer hazırlanması için süre gerekecekse ve “Baskın davet” olursa, televizyonda
çuvallar…
Bu olasılığı göz ardı etmemekle beraber, Kılıçdaroğlu’nun her daim hazır olacağını
düşünüyorum. Yoksa böyle üst perdeden cevap vermez, bekler Salı günü gurupta verirdi.
Diğer yanı…
Ben öyle düşünüyorum ki Erdoğan, “Hadi gel kapışalım” demeyecek, “Sen benim dengim
değilsin” anlamında söylev verecek ve davete icabet etmeyerek başkan vekillerine işi
havale edecektir.
İşte o zaman…
CHP Genel Başkanı, genel başkan yardımcıları, gurup başkan vekilleri ki hele Özgür Özel,
bunu çok iyi kullanacaklardır.
AKP’den ise cevap verecekler elbette var…
Mahir Ünal, Ömer Çelik, Bülent Turan, Mehmet Muş, Özlem Zengin elbette başı
çekeceklerdir ama tabanlarını belki ikna ederler, çoğunluğun karşısında verecekleri
cevap çok cılız kalır. Çünkü bugüne kadar her hangi bir konuda verdikleri cevapların
hemen hepsi, laf yarıştırmaktan öteye gitmedi. Geçen size Mahir Ünal’ı yazdım zaten…
XXX
Burada bir Nasreddin Hoca fıkrası ile devam edeceğim. Bugüne kadar ben hiç
duymamıştım ama ilginç ve çarpıcı bir fıkra yine...
Televizyonda bir dizi var, sanırım izleyenler de çok ki 5 yıldan beri sürüp geliyor…
O dizide bir de Şahin Ağa karakteri var…
Karşısındakine önemli bir şey diyecekse, lafı dolandırıyor gibi gelse de taşı gediğine
koyacak bir “Mesel” ile anlatıyor hep…
Bu kez Alpaslan Çakırbeyli karakterine, geleceği ile ilgili derken Nasreddin Hoca fıkrasını
anlatıyor…
Fıkra şöyle…
Hoca Nasrettin'i eşeğe ters otururken görmüşler. Sebebini sormuşlar. "Arkadan gelen
riskleri görebileyim diye" demiş. "E önden gelen riskler ne olacak?" demişler. "Onu eşek
de görür" demiş. “Belli ki senin gittiğin yollar karışık. Hem Kaplan'ı varisi, hem Aslan'ın
evladı hem de Hızır'ın yeğeni."
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan'ın Twitter hesabı üzerinden paylaştığı
bayram mesajında; "Türkiye, demokrasi ve kalkınma mücadelesini tek parti diktasından
darbelere, vesayetin tasallutundan terörle mücadeleye kadar birçok engeli aşarak
sürdürmüş bir ülkedir."
Dedi…
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan'ın, Atatürk ve İnönü’ye "tek parti diktası"
Demesi, ham tarihi bilmemektir hem de “İki ayyaş” sözünden sonraki en büyük
hakarettir.
XXX
Dünyada birçok yönetim şekilleri vardır, saymaya gerek yok. Her millet, kendine layık
gördüğü yönetim şekli ile yönetilirler zaten.
İçlerinden en faziletlisi ve insana yaraşır olanı Cumhuriyet, yani milletin kendi kendini
yönetmesidir.
Atatürk’ün birkaç 29 Ekim mesajını hatırlatmak isterim Cumhuriyet’in ne olduğunu
anlamak için…
“Eğilmez başımıza taç yaptık hürriyeti, zaferle kalbimize yazdık Cumhuriyeti… Kutlu
olsun 29 Ekim Cumhuriyet bayramımız!”
“Tüm temennim bu yılın Cumhuriyet kavramının ne olduğunu dahi bilmeyenlere;
Cumhuriyet adına bir şeyler öğretmesi. Cumhuriyet Bayramınız Kutlu Olsun…”
Ve bakın nasıl emanet ediyor cumhuriyeti…
“Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz Kurduk, onu yükseltecek ve
yaşatacak sizsiniz…”
Ancak emanet, yükseltecek ve yaşatacak nesil var mı?
Elbette var ama önümüzdeki tehlikeleri görüyoruz da arkamızdan gelen tehlikeleri
görmekte yavan kalıyoruz…
Eşeğe ters binmeyi de bir türlü akıl edemiyoruz.
XXX
Tek parti dönemini anlamak için tarihin akışını bilmek ve o dönemin gerçekleri ışığı
altında değerlendirmek gerek.
Bugünün koşulları altında tarihin her hangi bir dönemini değerlendirmeye kalkışmak,
cehalet örneğidir.
Hele cumhuriyeti kuran kadrolara karşı…
Cumhuriyet kurulduğunda da düşmanları çoktu, şimdi de düşmanları çok. Korumak ve
geliştirmek kolay iş değildir… Ne yazık ki koruma ve geliştirme konusunda çabalarımızı
tam olarak ortaya koyamıyoruz. Devlet bir gün başımıza yıkılınca mı akıllanacağız
acaba…
Ama bir Atatürk gibi hem siyasi hem ekonomist ve hem de askeri deha gelmez başımıza,
bilesiniz…


