NEVŞEHİR’DE DÜZENLENEN
TOPLANTIYA DAVET EDİLMEYİNCE!
***Nevşehir Belediyesi’nin 2020 yılı faaliyetlerini değerlendirmek ve 2021 yılı projelerini açıklamak üzere bir basın toplantısı düzenleyen Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı, Nevşehir’de Kayseri Valiliği tarafından düzenlenen “Erciyes ve Kapadokya Turizmi İşbirliği” konulu toplantıya davet edilmemesi nedeniyle bir yemekte bir araya geldikleri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç’a verdi veriştirdi.
“CANIMI SIKMA MEMDUH
ABİ, ERCİYESİ’DE ELİNDEN ALIRIM!”
***Toplantı sonrası İstanbul’da Sultanbeyli Belediye Başkanının davetlisi olarak bir oda da yemekte bir araya geldiklerinde dile getiren Arı, “Ora da dedim ki ‘Memduh Ağbi bak canımı sıkma! Eğer bir defa daha Kayseri’yi Kapadokya’nın merkezi dersen Erciyes’i elinden alırım dedim!’” dedi. Arı basın toplantısında ayrıca, “Canımı sıkmasınlar Nevşehir’in adını da Kapadokya yaptırırım valla” dedi.
Cuma gününden beri hem Kayseri hem de Nevşehir’de ilginç bir tartışma patlak verdi…
Tartışmanın özü Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı’nın düzenlediği bir basın toplantısında sarf ettiği ilginç sözler…
Belediye Başkanı Rasim Arı, Nevşehir Belediyesi’nin 2020 yılı faaliyetlerini değerlendirmek ve 2021 yılı projelerini açıklamak üzere 8 Ocak Cuma günü sabah saat 09.00’da Kapadokya Kültür Merkezi’nde bir basın toplantısı düzenledi…
Basın toplantısında Murat Düşmez adında ki bir gazeteci Başkan Arı’ya, geçtiğimiz günler de Kayseri Valiliği tarafından Ürgüp de düzenlenen “Erciyes ve Kapadokya Turizmi İşbirliği” konulu toplantıya niye davet edilmediğini sordu.
Başkan Arı, kendisinin toplantıya davet edilmemesinin hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini belirterek, “Murat ağbi ben vurur geçerim. Ben icraat adamıyım. Birilerinin toplantı yapması da benim icraatıma da yetişemez zaten. İsteyen istediği kadar toplantı yapsın. Ben Üsküdar’ı geçerim. Birileri atı alana kadar ben Üsküdar’ı geçerim. Geçiyorum da zaten” dedi.
Başkan Arı bu soru üzerine Ürgüp’te yapılan sözkonusu toplantı sonrası İstanbul’da bir yemekte bir araya geldikleri Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç ile aralarında geçtiğini iddia ettiği bir konuşmayı şöyle aktardı:
“Bir ara Kayseri Kapadokya’nın merkezi falan filan şeklinde söylemleri de oldu. İstanbul’dayım. Sultanbeyli Belediye Başkanımızın evsahipliğinde Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanımız ve Kayseri’den bir Belediye Başkanımız daha var. Vakıf Katılım Yönetim Kurulu Başkanı var, ben varım ve Bilal Erdoğan Bey var. Bir toplantıdayız, yemekteyiz. Orda da dedim ki ‘Memduh Ağbi bak canımı sıkma! Eğer bir defa daha Kayseri’yi Kapadokya’nın merkezi dersen Erciyes’i elinden alırım dedim!’ Murat ağbi! Şimdi ben insanları utandırmayı çok severim. Adam düşmanlık etsin ben ona dostluk ederim, şevkat merhamet gösteririm. O utansın, ben niye utanıyım. Gidip düşmanlık edersen sen kaybedersin. Benim de kendime göre stratejilerim var. Ama ben o toplantı da olmalı mıydım, olmalıydım. Kıyameti de kopardım mı kopardım onu da söylüyüm yani. Sizin bildiğiniz veya bilmediğiniz bir sürü kıyameti kopardım. Çünkü Kapadokya’nın merkezi Nevşehir’dir. 3 milyon 650 bin geçen yıl turisti alan Nevşehir’dir. Bütün tarihi ve tabiat varlıklarına ait güzellikler Nevşehir’dedir. Nevşehirliliğimiz unutmayacağız. Canımı sıkmasınlar Nevşehir’in adını da Kapadokya yaptırırım valla. Dolayısıyla herşeyi de konuşamıyorsun işte Murat ağbi. Arif olan anlar yani. Aslında çok şey de söyledim.“
Rasim Arı’nın kameralar karşısında söylediği bu sözleri haftasonu tüm internet sitelerinde dolaştı durdu…
Başkan Arı’ya tepki yağdı!
“Vay sen nasıl olur da Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç’a böyle tehditvari ağır sözler söylersin?”
“Haddini bil!”
“Sen kim oluyorsun da “Memduh ağbi bak canımı sıkarsan Erciyes’i de elinden alırım!” dersin!”
“Ne demek canımı sıkma Erciyes’i de elinden alırım?”
“Sen kim oluyorsun da, “Canımı sıkarlarsa Nevşehir’in adını da değiştirir Kapadokya yaparım!” dersin!”
“Kapadokya, Kayseri’nin mi yoksa Nevşehir’in merkezi mi?” falan-filan tartışmalar aldı başını yürüdü…
Bir kere olayı her yönüyle ele almak lazım! Eleştirilerin aklı tarafı var haksız tarafı…
Cidden Ürgüp’te yapılan ve sadece Ürgüp Belediye Başkanı Mehmet Aktürk’ün katıldığı “Erciyes ve Kapadokya Turizmi İşbirliği” konulu toplantıya davet edilmemesi en hafif tabiriyle nezaketsizlik!
Madem siz “Erciyes ve Kapadokya Turizmi İşbirliği” konulu bir toplantı düzenliyorsunuz hem de Nevşehir İl’i sınırları dahilin de Nevşehir Belediye Başkanı davet edilmez mi? Bu nasıl “işbirliği” toplantısı?
Böyle işbirliği mi olur?
Eğer bunda “bir kasıt” yokta sadece bir “ihmalden” kaynaklanıyorsa toplantının evsahipliğini kim yapıyorsa çıkıp bunun bir ihmalden kaynaklandığını, herhangi bir kasıt olmadığını açıkça dile getirip Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı’dan özür dilenmeli ve gönlü alınmalı!
Bu işin bir tarafı!
Eğer ortada bir kasıt değil de ihmal varsa evsahibi olarak açılanan Kayseri Valili de artık bu protokol zaaflarına bir son vermeli! Cumhuriyet Bayramı’nda yaşananları unutmamalı…
Artık butür protokol krizlerine bir son vermeli!
Tabii dediğim gibi bir “kastı” yokta sadece bir “ihmalden” kaynaklanıyor ise!
Ama bir kasıt varsa onun da sebebi araştırılmalı…
Bunu niye söylüyorum, malım balon turizmi ile ilgi geçmişte bir takım tartışma ve iddialar ortaya atılmıştı! Özellikle Sayın Vali’nin kardeşinin bir turizm işletmeciliğinde kaynaklı iddialar…
Eğer bu tartışma ve iddialardan kaynaklı olarak cidden Nevşehir Belediye Başkanı kasıtlı olarak bu “işbirliği toplantısına” davet edilmediyse durum daha vahim demektir!
Şimdi gelelim bu toplantıya davet edilmediği için verip veriştiren Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı’nın sarfettiği sözlere…
Yukarı da açıkça ifade ettim, bir kere Nevşehir Belediye Başkanı Sayın Arı’nın bu toplantıya davet edilmemesi kesinlikle doğru bir davranış değil!
Amaaa… Sayın Başkanın Cuma günkü basın toplantısında söylediği sözler de hiç mi hiç komşuluk hukukuna sığmadı…
Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç’ın yüzüne kameralar karşısında söylediğinizi iddia ettiğiniz o sözler bir tek Sayın Büyükkılıç’ı bağlamaz!
Bu şehrin temsilcisi ve Belediye Başkanı olarak 1 milyon 390 bin kişiyi bağlar!
Memduh Başkan nezaketen cevap vermemiş olabilir!
Aslında tüm şehri töhmet altında bırakan bu sözlere Memduh Başkanın da nezaketen cevap vermedim ya da kendi ifadesiyle “Ciddiye almadım, espri mahiyetinde söyledi!” şeklinde ki sözleri sadece ve sadece o evde verilen yemek ortamında kaldığı sürece tarafları bağlardı… Ama o sözler Sayın Arı’nın düzenlediği basın toplantısında kameralar karşısında tekrarlanmış ise değil bu artık sadece Memduh Büyükkılıç’ın meselesi olmaktan çıka Kayseri’nin meselesi haline gelir…
Cumartesi günü Kadir Has Stadı’nda oynanan Kayserispor-Yeni Malatya Maçı çıkışı açıklama yapan AK Parti’nin Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki’nin söyledi söyler son derece doğru… Bu konuşma kameralar karşısında yapıldıktan sonra Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı’nın Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç’ı arayıp şahsından özür dilemesi bir anlam ifade etmez!
Çünkü bu sözler kamuoyuna malolmuştur!
Sayın Başkanın topyekün Kayseri kamuoyundan ve kamuoyu nezdinde Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç’tan özür dilemesi gerekiyor…
Sayın Arı, öyle yok espriyle söylenmiş, lafları basın tarafından saptırılmış falan-filan diye yan çizmez!
Söylediği sözler video kayıtlarında ayan-beyan ortada! Kimsenin tek bir kelimeyi bile saptırmasına gerek yok!
Çıkacak açıkça “Yanlış ifadeler kullandım! Açıkçası kastım bu değildi! Söylediğim sözlerin bu şekilde yorumlanacağının hesabını yapmamıştım! Nevşehir ve Kayseri halkı kardeştir! Dosttur! Akrabalık hukuku oluşmuştur! Aralarında ta milattan önce gelen komşuluk hukuku vardır! Nevşehirliler gidip Kayseri’de çalışıyor, tüccarlık yapıyor! Kayserililer kalkıp Nevşehir’e geliyor, Nevşehir’de iş yapıyor, tüccarlık yapıyor, müteahhitlik yapıyor! Bürokratlık yapıyor! Kız alıp verdik! Akraba olduk! Kimse aramıza nifak sokamaz! Kimse komşuluk hukukuna zeval getirmez!” demesi lazım…
Yakışan bu!
Aksi takdir de öyle hiçbir ciddiyetliği olmayan yok “espri yaptım, sonar gönlünü aldım!” yok “şakalaştık!” falan-filan bir şehremine yakışmayacak çıkışlarla bu çirkin sözleri telafi etmek mümkün değil!
Şimdi gözümüz kulağımız Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı’nın yapacağı açıklamada…
Hele hele AK Parti’nin Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sayın Özhaseki’nin dediği türde yapacağı “özür” açıklamasında…
**
“7 DÜVELLE FALAN SAVAŞMADIK!”
Erciyes Üniversitesi eski öğretim üyelerinden Prof. Dr. Metin Hülagü’den tartışma yaratan açıklama:
HÜLAGÜ’DEN TARTIŞMA
YARATAN AÇIKLAMA!
*** Erciyes Üniversitesi eski öğretim yelerinden Prof. Dr. Metin Hülagü’den sosyal medya hesabında, “Milli Mücadelede biz 7 düvelle falan savaşmadık! Bu tür masalları çocukken dinlemiştik ama anladık yalanmış!” şeklinde ki sözleri büyük tartışma yarattı.
Koca koca adamlar…
Üstelik cahil-cühela değiller de!
Profesör unvanı taşıyorlar!
Çıkıyorlar, “Milli Mücadelede biz 7 düvelle falan savaşmadık! Bu tür masalları çocukken dinlemiştik ama anladık yalanmış! Tek savaştığımız devlet Yunanistan ve kısmen Fransa’dır!” diyebiliyorlar…
Bu sözleri sarfeden daha önce Erciyes Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yapan ve daha sonra Türk Tarih Kurumu’nun başına getirilen zat!
İnsan utanır!
Kurtuluş Savaşı tarihini bilmiyorsa büyük bir ayıp! Ki öyle bir şey olamaz koskoca bir kurumun başkanlığını yaptın!
Biliyor da sırf siyasi görüş ve emelin uğruna o muazzam mücadeleyi küçümseme adına böyle bir yorum getiriyorsan hem ecdadımızın onca akan kanına saygısızlık hem de seni okutan o Cumhuriyet’in kurumlarına yazık!
Nasıl dersin, “Milli Mücadelede biz 7 düvelle falan savaşmadık! Bu tür masalları çocukken dinlemiştik ama anladık yalanmış!”
7 düveli tek tek saymak mı gerekir?
İstanbul’u kim işgal etti?
Mondros Mütarekesi kimlerle yapıldı?
Aç bak 30 Ekim 1918 ‘de imzalanan Mondros Ateşkes anlaşmasıyla silahlar niye teslim edildi?
İtilaf Devletleri kimlerden oluşuyor?
7. Madde neyi içeriyor?
Ordunun silahları niye alınmış, ordu niye terhis edilmiş, tersaneler niye zaptedilmiş?
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve 18 müfettiş işgal altında ki İstanbul’dan Samsun’a Bandırma Vapuru ile hareket ederken kimler tarafından saatlerce Kızkulesi açıklarında “kimlik kontrolü adı atında” bekletilmiş?
Bunları da mı bilmezsin hoca?
Yoksa bilip de bilmezden mi gelirsin?
Mondros Ateşkes Anlaşması’nın 24. Maddesine göre İtilaf Devletleri Anadolu’nun doğusunda ki 6 İl’i Ermeni İl’i denilmesini şart koşmaları sana bir şey hatırlatıyor mu?
Tabii sen ve şimdi FETÖ tutuklusu dönemin Doç. Dr. Şakir Batmaz ve Yrd. Doç Dr. Gülbadi Alan mensubu olduğunuz Erciyes Üniversitesi’nde “Hoşgörü’den Yol Ayrımına Ermeniler” konulu konferanslar düzenlerken kim bilir bunlar aklınızda mıydı?
Anlaşılan o ki şimdi günlerce süren o konferanslara daha büyük anlam yüklemek lazım!
Gaziantep’te, K. Maraş’ta Ermeni çetelerini kimler silahlandırmış?
Şahin Beyi, Karayılanı, Sütçü İmamı da mı tanımazsın?
Haçın Bölgesi’nden gelen Ermeni çeteler Develi-Bakırdağı’na kadar nasıl inmişler?
Ne katliamlar yapışlar?
Sahi Kamberli Osmanı’da mı tanımazsın?
Yunanlıları İzmir’e kim çıkarmış, kim teşvik etmiş?
Kim silahlandırmış?
Çanakkale, Dumlupınar, Sakarya ve topyekün Yunan ordusunun denize döküldüğü İzmir senin için bir alam ifade etmiyor mu Hoca?
Çanakkale açıklarında kimin denizaltısı batırıldı hoca?
“Queen Elizabeth” sana bir şey çağrıştırıyor mu hoca?
Boğazı geçip İstanbul’a piknik yapmak için mi geliyordu hoca?
“Bouvet”yi vuran Türk topçusu Cemal’i tanır mısın hoca?
Koca top mermisini sırtlayan Seyit Onbaşı’yı da mı bilmesin hoca?
Çanakkale boğazında ki, “Dur Yolcu!” sözü niye yazılmış onu da mı bilmezsin hoca?
Milli şairimiz Mehmet Akif, “Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar!” derken kimleri kastediyordu dersin hoca?
Erzurum ve Sivas Kongreleri senin için bir anlam ifade etmiyor mu hoca?
Bilirsinnn! Bilmez değilsin de!
Adın gibi bilirsin!
Ne deyim?
**
KAPPADOKİA VE BAŞKENTİ
HALİT ERKİLETLİOĞLU
Kappadokia sözcüğü, Eski Persçede Katpatuka olarak ilk defa Pers Kralı Darius I’in (Dara veya Dareios) M.Ö. 516’da İran’daki Kirmanşah’la Hamadan arasındaki kayalıklara kazıttığı Bisutun (Behistun) kitâbelerinde geçmektedir. Bu sebeple pek çok dilbilimciye göre bu sözcüğün aslı Persçe’dir ve “güzel atlar ülkesi” ya da “Ducha/Tucha’nın tarafı (ülkesi)” anlamına geldiğidir. Grekçede ise Καππαδοκία olarak yazılan ülkedeki Kappadokialılar’ın, Leukosurioi (beyaz Suriyeli) veya Surioi (Suriyeli) olarak adlandırıldığını görebiliriz . Buna göre, Hititler zamanında varlığı bilinen “Kizzuwatna’nın” adının Pers döneminde değişerek Katpatuka olduğu ya da Asur Kralı Ninyas’ın oğlu Kappadoks’un adından geldiği öne sürülen diğer görüşler arasındadır. Başka bir görüşde de, Kappadokia sözcüğünün Kızılırmak’ın bir kolu olan Delice’nin antik adı “Kappadoks” un bu bölgeye adını verdiği öne sürülür. Antik çağdan itibaren Grekler bu ülkeye Cappadocia (Kappadokia) ismini vermişlerdir.
Antik dönemden itibaren Anadolu bir takım coğrafî bölgelere ayrılmış olup, Orta Anadolu’da Kappadokia, Phrgia ve Galatia ve Batı’da, Kuzey’den Güney’e doğru Troas, Mysia, Aiolis, İonia, Lydia ve Karia; Karadeniz kıyısında, Batı’dan Doğu’ya doğru Bithynia, Paphlagonia ve Pontus; Güney’de ise Lykia, Pauphylia, Pisidia, Isavria, Lykaonia ve Klikia isimleriyle bilinmekteydiler.
Bu bölgeler içinde en büyüklerinden birisi olan “Büyük Kappadokia”, İç Anadolu’nun doğusunun önemli bir kesiminde yer alır. Kappadokia’nın bu geniş coğrafi sınırları, Pers hâkimiyetinin son zamanlarından itibaren Roma döneminin sonuna kadar (M.Ö. 350- M.S. 350) zaman zaman eksilip, artarak muhafaza edilmiştir.
Strabon’un tarifinden yola çıkarak Kappadokia bölgesinin genel coğrafi konumu ve sınırları: Kuzeyde; Pontus ve Amasia, Batıda; Phrygia ve Halys (Kızılırmak), Galatia ve Tatta Gölü, Güney Batıda; Lykaonia / Koropassos, Doğuda; Armenia Maior ve Minor, Güneyde; Kilikia, Kommagene, Güney-Doğuda ise; Syria ve Eupharates olarak çizilebilir. Ancak bu sınırlar siyasî tercihlere göre zaman zaman daralıp, genişlemiştir.
Kaneş’in önemini kaybetmesinden sonra, bölgenin merkezi olarak, dönemin kutsal dağı Argaios’un (Erciyes) kuzey eteğindeki Mazaka ön plâna çıkmaya başlamıştır. M.Ö. XII-IX yüzyıllar arasında iskân görmeye başladığı tahmin edilen Mazaka, bir müddet sonra Tabal devletinin önemli bir şehri olmuş ve daha sonra da bu devletin başşehri olmuştu . Tabal’ın yıkılması ile önce Asur’a sonra da Frig’lere geçen Mazaka, Frigler’den sonra M.Ö. 676 tarihinde Kimmerler’in kurduğu bozkır devletinin sınırları içinde kalmıştır . Kimmerler M.Ö. 650 senesinde Asur ve Lidyalılar tarafından Anadolu’dan atılınca, Mazaka, Asur egemenliğine girmiş ve Kızılırmak, Lidya ile Med devleti arasında sınır olmuştur. Uzun süren Med hâkimiyeti sırasında Pessinoute, Gordion. Ankeva, Pteria ve Tavium, Komana-Pontika ve Stalata’dan geçen “Kral Yolu” nun en işlek devri açıldı. Mazaka bu çağda, ekonomik önemini devam ettirdi. Bu bölgedeki Med hâkimiyeti M.Ö. 590 yılına kadar devam etti. Medler’den sonra Pers kralı Kyros’un Lydia kralı Kroisos’u yenmesi ile (M.Ö. 546) bütün Anadolu ile birlikte Mazaka’da Pers hâkimiyetine girmiştir. Bölgeye İran’dan çok insan gelmiş ve kendi ülkelerine benzettikleri bu topraklara devamlı olarak yerleşmişlerdir. Dinleri ateşgede olan Persler’in Argaios çevresini kendi dinî eğilimlerine uygun bulmaları da yerleşim için ikinci bir faktör olmuştur.
Kappadokia, M.Ö. 6. yy’ın ortalarından itibaren Pers kralı II. Kyros’un (M.Ö. 559-530) kurduğu, daha sonra da I. Dareios’un (M.Ö. 522-486) yeniden organize ettiği ve Persçe bandaka kelimesiyle ifade edilen sisteme uyularak merkezi Daskyleion, Phrygia’ya bağlı önemli bir satraplık (bir nevi eyalet valiliği) haline getirilmiştir.
M.Ö. IV’üncü yüzyılda Kappadokia’nın başkenti Gaziura (Turhal) idi. Bu dönemde Mazaka, ise satraplığın ekonomik ve kültürel yönden önemli bir merkezi durumundaydı.
M.Ö. 360 tarihinde Karadeniz’e kadar uzanan Kappadokia bir defa daha ikiye bölünerek; kuzey kısmına Pontus Kappadokiası ve Mazaka’nın merkez olduğu bölüm ise, Büyük Kappadokia isimleriyle yeniden yapılandırılmıştır . Ariarathes I, bölgenin en önemli kentlerinden birisi olan Gaziura’da (Turhal) sikke bastırmıştır .
Kappadokia Kralı Ariarathes II (M.Ö. 301), Kappadokia krallığının başkentini Gaziura’dan (Turhal) Tyana’ya (Kemerhisar) taşıdı. Tyana darphanesinde sikke basılmaya başlandı.
Yine Kappadokia Kralı Ariarathes IV, babasının kurduğu Ariarathia’yı terk ederek başkent olarak seçtiği MAZAKA’ya taşındı. Şehirde zaten M.Ö. 220 tarihinden beri sikke darbedilmeye devam ediliyordu.
Ariarathes V döneminde Kappadokia’nın Hellen kültürünü tam olarak benimseyen en önemli şehirlerinden Mazaka’nın adı, “Argaios Dağı yanındaki Eusebeia” olarak değiştirilmişti. Diğer önemli şehir Tyana ise “Toros Dağı yanındaki Eusebeia” olarak değiştirilmişti. Ariarathes V’in kurduğu diğer iki şehirden Nysia (Nevşehir) ve Mazaka’nın kuzeydoğusundaki Anisa’nın (Kültepe-Kaneş=Nesa) adı, M.Ö. II. yüzyıl sonlarına tarihlenen bazı kitabelerde geçmektedir.
Ariarathes V, denizden uzak, dağlar ve steplerle çevrili bulunan Kappadokia’ya, Hellenizmi ve polis sistemini getirerek Mazaka ve Tyana (Kemerhisar) şehirlerini mühim Hellen Siteleri arasına soktu. Sarayına Hellen bilgin ve sanatkârları getirdi. Mazaka’ya babasının ve kendisinin ünvanı olan Grekçe “EUSEBİA”adını verdi. Eusebeia’yı tapınak ve okullarla donattı.
Kappadokia’nın son kralı Pontuslu Archelaus, 53 yıl süren iktidarı sırasında Eusebeia’nın adını değiştirerek, gönülden bağlı olduğu Roma İmparatoru Avgustus’un ünvanına izafeten CAESAREA (KAYSERİ) koymuştu. Bu değişiklik krallık yılının 28’ine rastlar. Yani M.Ö. 8 yılı civarıdır. Bazı müellifler ise şehrin isim değiştirme tarihinin M.Ö. 12-9 yılları arasında olduğunu kabul ederler.
M.S. 17 yılından itibaren başkenti Caesarea (Kayseri) olan Kappadokia, Roma İmparatorluğuna eyalet olarak bağlanmış ve bir Roma valisi atanmıştır. Bütün Roma ve Bizans dönemi boyunca da Kayseri eyalet merkezi olarak önemini korumuştur .
Bu tarihi gerçeklere göre, yüzlerce yıl boyunca Kappadokia’nın başkentliğini yapmış olan Kayseri’nin bu misyonunu yok sayıp, daha dün denilecek tarihe kadar bir köy veya kasaba olan Nevşehir’e olmayan sıfatlar yüklemek ancak cahilce bir şov olarak tarif edilebilir.


