KADİR DAYIOĞLU


BÜYÜDÜK ve YUNANİSTAN

Bakınız; İşgücü(emek) ödemelerinin cari fiyatlarla Gayrisafi Katma Değer içerisindeki payı geçen yılın ikinci çeyreğinde %32,6 iken bu oran 2022 yılında, aynı dönemde%25,4 olmuş. “Net işletme artığı/karma gelirin” payı ise %49,2 iken %54,0.


Nasıl Büyüdük?

2022 ikinci çeyreğinde yüzde 7,6 büyümüşüz. TÜİK öyle söylüyor… Tabii, kimler büyüdü ya da büyümeden aslan payını kimler aldı? Bilmiyoruz. Ben, almadığıma eminim. Tabii, “Şeytan ayrıntıda gizli!”, kavli gereği biz de verilerin detayına baktık, büyüme kime yaramış, diye? Gördük ki, aslan payını alan “sermaye”.Bakınız nasıl? Aza sormuşlar, böyle nereye? Demiş, “çoğun yanına!” Onun gibi bir şey.

***

Bakınız; İşgücü(emek) ödemelerinin cari fiyatlarla Gayrisafi Katma Değer içerisindeki payı geçen yılın ikinci çeyreğinde %32,6 iken bu oran 2022 yılında, aynı dönemde%25,4 olmuş. “Net işletme artığı/karma gelirin” payı ise %49,2 iken %54,0.

***

Tabii, yüzde 54,0 içerisinde,büyük oranda, “kendi nam ve hesabına” çalışan (emekçi) ziraatçı, avukat, doktor, dişçi, eczacı, telif geliri, bakkal, sanatkar vs.nin “emek” gelirleri olduğunu da unutmayalım. Yani, payın tamamı “sermayenin” (kâr, kira, faiz) getirisi değildir. (Ege Cansen)

***

Şimdi anladık mı kimin büyüdüğünü? Geniş kitlelere bu gerçeği nasıl anlatabiliriz bilemiyorum? İşte bu gerçeği yani “yoksulluk, yolsuzluk ve yasakların” (3Y) üstünü örtebilmek için sürekli gündem değiştiriyorlar, projektörleri başka yöne çeviriyorlar… Şimdi de Yunanistan gündeme geldi… Muhtemelen korkudan Yunanlıların“ödü patladı!”

**

Tayip Bey, bir açıklamasında, “kişi başına milli gelirimiz 9.500 dolara” dayandı diyor, TÜİK verilerine dayanarak. Doğru dürüst enflasyonu ölçemeyen TÜİK, bunu nasıl doğru ölçüyor? Bilemiyorum ama doğru kabullenmek durumundayız, şimdilik…

***

Bu şu demek: Dört kişilik bir aileye yıllık,38 bin dolar düşüyor demek… Bunu 18 lira ile çarparsanız 684 bin liralık bir gelir... Muhterem ahaliye bir soralım: Ailenize yılda bu para giriyor mu? Sanırım bırakınız aslını, “kokusu” bile gelmiyordur.

***

Şimdi bir başka gerçeği daha açıklayalım. Yine devletin resmi verilerine kulak verelim:Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı verilerine göre;2021 yılında Geçen yıl 5 milyon 903 bin 515 hane sosyal yardımlardan faydalanırken, bunların kişi bazında, toplam sayısı 27 milyon 189 bin 433 kişi oldu. Yani AK Parti; “3Y”nin “yoksulluğunu” kaldıracağı yerde, onu yönetmeyi ve “sandığa” yansıtmayı tercih etti. Hala bu politika yürürlükte…

***

Gelir dağılımın merak edenler; “Lorenz Eğrisi” ve “Gini Katsayısına” bakmalarını tavsiye ederim. Asıl tablo orada… Zaman zaman veriyorum, inşallah bir vesile ile yine vereceğim.

 ***

 Öyle ya; şimdi soruyorum: “kedi buysa ciğer nerede? Yok, ciğer buysa kedi nerede?”Ahali, bu soruyu ne zaman sordu işte o zaman milli gelirden “adil pay” alır. Yoksa“hamasetten”, “iç ve dış düşmanlar” nutuklarından beslenmeye devam eder.

***

Bir gece ansızın gelebiliriz…

 

Samsun’da Teknofest’te (3 Eylül 2022) konuşan Sayın Erdoğan, Yunanistan’ın hem Dedeağaç’taki ABD üssüyle hem de S-300 hava savunma sistemiyle Türkiye’yi tehdit ettiğini söyledi. Son günlerde birden bire gündeme gelen,Yunanistan’la yaşanan gerilimlerin ardından; “Adaları işgal etmeniz falan bizi bağlamaz. Vakti saati geldiğinde gereğini yaparız. Hani diyoruz ya: Bir gece ansızın gelebiliriz” dedi.

***

Son sözü; “Ey Yunan; bak tarihe bak, tarihe dön. Çok daha fazla ileri gidersen bunun bedeli ağır olur, ağır. Yunanistan'a tek cümlemiz var; İzmir'i unutma.” oldu…

***

Tabii, burada aklıma takılan bir iki konu var: “Bir gece ansızın gelebiliriz!”, sözüne alıştığımız için fazla enteresan gelmedi bana… Öyle ya, bir tarihte Cuma namazını Şam’da EmeviyeCamii’nde kılacaktık. Sanırım, on bir yıl oldu…Ansızın Filistin’e gidecektik, yine ansızın Kuzey Suriye’de olacak, 700 km’lik sınıra, 25-30 km. derinliğinde güvenlik bölgesi tesis edecektik.

***

Gelelim aklıma takılan ikinci konuya; “İzmir’i unutma!” deniyor. Oysa,TBMM eski başkanı İsmail Kahraman’a göre;“ülkemize girenler, silah atmadan, alacaklarını misliyle alıp, çekip gitmemişler miydi?” Haliyle, Yunanlı, İzmir’i neden unutmasın ki? Alacağını misli ile aldı, çekti gitti!

***

Bir yandan;“silah sıkmadan, yabancılar alacağını kat be kat aldı, ülkemizi terk etti, gitti!” diyorlar diğer yandan;“İzmir’den denize dökülenlere” gönderme yapılıyor. Bunun hangisi doğru? Tayyip Beyin dediği mi yoksa İsmail Kahraman’ın mı?

***

Nihayet Tayyip Bey, Yunanlılar tarafından işgal edilen adalardan söz ediyor… Acaba bundan kasıt, bir asır Lozan ile verilen adalar mı? Yoksa devr-i iktidarlarında işgal edilen ama hiç ses çıkartılmayan “18 adet adacıklar” mı? Yukarıda Allah var; muhalefet sık sık uyardı, işgali. Ama kulaklarının üstüne yattılar. Şimdi ise, “kabullendiler!”Ey! Sandık, sen nelere kâdir değilsin?

***

Birincisi doğru ise, bir karar alırsınız Meclis’ten; “Lozan Antlaşmasını tek taraflı yürürlükten kaldırdık!”, der bir gece ansızın adaları işgal edersiniz. Hatta buna da gerek yok; bir gecede iptal edilen “İstanbul Sözleşmesi” gibi Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi bile yeterli… Biliyorsunuz, “yargı” buna cevaz verdi. Yok, yakın zamanda işgal edilen “18 adet adacıklarsa”, uyarıya gerek yok, ani baskınlarla Yunanlılar’dan temizlersiniz buraları.