KADİR DAYIOĞLU


BÜYÜDÜK MÜ?

Gerçekten büyüdük mü? Yoksa “emir-komuta” altındaki TÜİK ve medyayı kullanarak “algı” mı oluşturuluyor?  On dokuz yıllık iktidara bakarsak, gözler görmedik bir biçim de, dört kat büyüdük, 2002’den bu yana… Yirmi yılda, önceki seksen yıllık Cumhuriyet döneminden kat be kat büyüdük…


Gerçekten büyüdük mü? Yoksa “emir-komuta” altındaki TÜİK ve medyayı kullanarak “algı” mı oluşturuluyor?  On dokuz yıllık iktidara bakarsak, gözler görmedik bir biçim de, dört kat büyüdük, 2002’den bu yana… Yirmi yılda, önceki seksen yıllık Cumhuriyet döneminden kat be kat büyüdük…

***

Elbette büyüdük… Öyle ya, on dokuz yılda 4 trilyon dolara yakın kaynak kullanıldı. Beğenilmeyen seksen yıllık dönemin 3-3,5 katı. Elbette büyüdük. Peki, bu para nereye gitti?

***

Sosyal Güvenlik Uzman Ali Tezel; “Türkiye İstatistik Kurumu 2006 yılından beri gelirin fonksiyonel dağılımını açıklamıyor. Yani milli gelirin ne kadarının emekliye, ne kadarının işçiye ve memura, ne kadarının rantiyeciye ve sermayedara verildiği bilgisi saklanıyor” diyor…

***

Bu veriler, TÜİK tarafından neden yayınlanmaz, hiç merak etmiyor musunuz? Diyeceksiniz ki; “İleri demokraside işler böyle olur!”, “Düşünen kafalara zararlı fikirler üşüşür; büyüklerimiz bizi bizden iyi düşünür!”

***

Sözcü’den öğreniyoruz: Yine bu iktidar döneminde: En düşük dereceli devlet memurunun aylığı 2015 yılında 21 gram altın ediyordu. Bugün aynı memurun maaşı 8 grama düştü. Öğretmenin maaşı da 9 gram altın ancak ediyormuş. Polis maaşı 6 yılda 19 gram altın kaybetmiş.

***

2019 yılına ait bir rakam vereyim: “AKP iktidarı döneminde ülkedeki toplam gayrisafi milli hasıladan (GSMH) emeğin aldığı pay yarı yarıya düştü. 2002’de GSMH’nin yüzde 35’i maaş ve ücretti. Bir bakıma emeğin payı bu kadardı. 2018’de bu oran yüzde 18’e kadar düştü.”

 ***

“Emeğin ve emeklilerin payı yerlerde sürünürken, sermaye ve rantiyeciler bütçeyi ve milli geliri okkalı bir şekilde götürüyorlar”, diyor, yine Tezel.

***

Anladık; Dünya bizi kıskanıyor. İsmimiz geçti mi tiril tiril titriyorlar. Viyana’nın fethi yakın!.. Tabiri amiyane ile kaçacak delik arıyorlar. Dünyanın dört bir yanında ki felaketlere yardım gönderiyoruz; yine dünyanın dört bir yanına okullar, ibadethaneler yaptırtıyoruz. O nedenle, dünya lideri, lider ülke olduk, herkes gıpta ile bakıyor bize. Bazıları da kıskanıyor, bizi yok etmek, birliğimizi-dirliğimizi ortadan kaldırmak için uğraşıyor.

***

Mesela, o tarihte biz maske bulamazken ABD’ye maske ve tıbbi malzeme yardımı yaptık. Bir ara, eski Başbakanlardan Binali Yıldırım’ın oğlu, “test kiti ve maske” götürdü Venezüela’ya; bizler henüz maske bulamazken, “üç-beş maskenin” nasıl ve kim tarafından dağıtılacağı tartışılırken.

***

Buraya kadar güzel… Amma lakin bir de aması var… Bu büyüme bize yani dar gelirlilere, emekçilere değil de dışındakilere yaramış.  Bunu, yaşayarak da görüyoruz.

Bir toplum düşünün, tasarrufu ya da birikimi, bırakınız 7-8 ayı, bir aylık iaşe ve ibatesini karşılayabilecek durumda değil. Ayrıca; Pandemi döneminde işçilerin milli gelirden aldığı pay yüzde 26,6'ya gerilerken, sermayenin payı yüzde 63,9'a yükselmiş. Yani, milli gelirden ya da büyümeden aslan payın, bir avuç sermayedar almış. Alışan, dar gelirli, emekçi avucunu yalamış.

***

Bilenler diyor; Siyaset, oy verenler için değil kendisini finanse edenler için çalışır. Ahali, bunun bilincine varamadığı sürece, gelir dağılımı düzelmez; fakir-fukaralık ortadan kalkmaz; yoksulluk ve yoksulluk ve dahi yasaklar (3Y) önlenemez.

***

Biliyorsunuz; 15 Temmuz hain kalkışması oldu… Bu harekata katılan şehit ve gaziler için para topladık ama bu para hak sahiplerine henüz ulaşamadı…

Yine biliyorsunuz; 2020 başında pandemi başladı, “IBAN” ile yardım toplamaya başladık. Arkasından seller ve yangınlar etrafımızı sardı. Yine “IBAN numarası” verdik ahaliye yardım için… Tam bu esnada da, 5 Ağustos’ta,  Somali'ye 30 milyon dolar hibe verilmesini kararlaştırdı.

Bir hafta sonra 13 Ağustos’ta, Cumhurbaşkanlığı, yangın ve selden ötürü vatandaştan yardım toplanmasını kararlaştırdı." AFAD’a yapılan bağışlar 107 milyon TL’ye ulaştı. Arnavutluk, Sudan ve Suriye'nin yaşadığı sel felaketlerine yardım elini uzattık.

Ahali bunu “ayran” ve “tahterevalli” ile Kayserili; “kaldığı ahır sekisi, çaldığı İstanbul türküsü!” diye tanımlamış. Bir de biliyorsunuz; “Falan cami önünde toplayıp, filan cami önünde dağıtma” olarak tanımlayanlar da var.

Büyük devlet böyle olur zahir!